Filistin sorunu bazı çevrelerin iddia ettiği gibi Arap-İsrail sorunu değil, bütün dünya Müslümanlarının sorunudur. Zira Mescid-i Aksa bizim ilk kıblemizdir. Biz evlerimizde televizyonlarda maç seyreder gibi kardeşlerimiz olan Filistinlilerin ölüm haberlerini izliyoruz. Osmanlı dört yüzyıl boyunca Filistin’e egemen oldu. Bu süre içerisinde bu topraklarda hiçbir ayaklanma olmamıştır.
Bugün dünyada 10 milyonun üzerinde Filistinli vardır. Bunların önemli bir kısmı kamplarda ve zindanlardadır. Bazı yanlı çevrelerin söyledikleri gibi Filistinliler topraklarını satmadı. Filistinliler öyle çilelere maruz kalıyor ki bunları aklınız almaz. Geçmişte zalim İsrailliler bir Filistinli anneye öz evladını fırınlarda pişirip getirdiler. Yine bir annenin sekiz evladı kaçırıldı, sonra başları kesildi, bir torbaya konulup anneye teslim edildi. Her gün çocukların kolları, bacakları kırılıyor. Bu çağda bu işkenceleri yaşayan Filistinlileri kimse görmüyor, görenler görmezlikten geliyor. Acılar katmerleşiyor, fakat kör gözler görmemekte ısrar ediyor.
Filistinliler her gün vatanları için ölüyorlar. Daha ne yapsınlar? İsrailliler Filistinlilere uçak bombalarıyla saldırıyorlar. Şeyh Yasin’in boynundan aşağısı felç olduğu halde İsrailliler onun fikirlerine tahammül edemediler. İki roket attılar üzerine. Şehit ettiler hareket kabiliyeti olmayan hasta bir insanı. Her evden en az bir kişi şehit olmuş. Bunun yanında hemen her evden bir veya birkaç kişi İsrail zindanlarında çürüyor. İsrail terör devletidir. İsrail uzun yıllardan beri terörle ve kanla besleniyor.
Savaşlarda normal şartlar altında çocuklar ve kadınlar hedef dışında tutulur. Asker askerle savaşır. Fakat İsrailliler nedense böyle yapmıyorlar. Özellikle kadınları ve körpe çocukları öldürmekten büyük zevk alıyorlar.
Yahudiler dün olduğu gibi bugün de Müslümanlara duydukları tarihî kinlerini kusmayı sürdürüyorlar. Her fırsatta gerçekleri tersyüz ediyorlar. Ellerindeki sınırsız sermayeyle gariban Filistin halkına yapmadıklarını bırakmıyorlar. Sonra da dünyanın gözünü boyayarak kendilerini haklı çıkartmaya çalışıyorlar. Bunca kin ve nefret dolu saldırılardan sonra Filistinlilerden ve Müslümanlardan sevgi ve hoşgörü bekliyorlar. Umduklarını bulamayınca Müslümanları antisemitizm damgasıyla yargılıyorlar. İnsanlık bu çirkef oyuna gelmemelidir.
Uzun senelerden beri bir büyük dram yaşanıyor Filistin topraklarında. Dünyanın sözde medenî, hakikatte deni milletleri bu trajediyi sadece seyrediyor. İşgalci Siyonistler azgınlıkta ve kızgınlıkta sınır tanımıyorlar. Bu topraklardaki insanlar açlığa ve susuzluğa mahkûm ediliyor. Hastalar için ne doktor, ne de ilaç var. Filistin’e uygulanan her türlü ambargo, hayatı yaşanmaz kılıyor. Aş ve ilaç bulamayanlar ölümün kollarında buluyorlar kendilerini.
Siyonistler taş taş üstünde bırakmıyorlar. İsrailliler kadar Müslüman öldürmeye hevesli bir başka millet görmek mümkün değildir herhalde. Bu ne kindir, bu ne insafsızlıktır anlamak zor… Sen kalk Müslümanların topraklarını topyekûn işgal et, sonra barıştan söz et…
Aslında İsrail’in en büyük karın ağrısı Hamas’ın iktidarını içine sindirememesidir. Yasal yoldan, seçimle işbaşına gelen Hamas’ı muhatap kabul etmek istemiyorlar. Bu hükümetin yıpranması için planlar yapıyorlar. Kısa zamanda iktidardan uzaklaşmaları için çalışıyorlar. İsrail işgal devletinin Gazze ve Batı Yaka’da gerçekleştirdiği tüm saldırıların ve tutuklamaların altında bu sindirim bozukluğu yatıyor. Siyonistlerin çirkefliklerinin sonu gelmez; biri biter, öbürü başlar. Yahudi mantığı bıktırma taktiği üzerine kuruludur.
İsrail işgal devleti uzun yıllardan beri kanla besleniyor. Araba nasıl petrolle hareket ediyorsa İsrailliler de kanla ve kandan aldıkları sözde güçle hareket ediyorlar. İsrailliler öldürmeden, Müslüman kanı akıtmadan ayakta kalamayacaklarına inanıyorlar. Onlar bu mantıkla hareket ettikçe Filistin’de barış ve sükûnet olmayacaktır. İsrail daima Filistin’in uzlaşmaz tutumundan yakınıyor. Bu neyin uzlaşması anlamak mümkün değildir. Sen gel benim topraklarımı işgal et, sonra da benimle uzlaşma zemini ara… Sen evvela işgal ettiğin topraklardan çık hele, ondan sonra oturup konuşalım, uzlaşma ve barış zemini arayalım.
Filistinliler yıllardan beri topraklarını yiğitçe savunuyorlar. Modern silahlara taşla ve sapanla karşılık veriyorlar. Neticede maddî savaşı kaybetseler de manevî cephede hep onlar kazanıyorlar. Filistin bu ucuz ve miadı dolmuş tehditlere pabuç bırakacak değil ya… Sonuna kadar mücadeleye devam edeceklerdir.