Müzeler bağlı bulundukları (içinden çıktıkları) toplumu etkileyen ve ondan etkilenen kültürel kurumlardır. Müzeler bu yönüyle hem biçimlenir hem de biçimlendirir. Kültürel etkinliklerin odağında yer alırlar. Eğitim adına sosyal ve kültürel çalışmalara katkıda bulunurlar. Müzecilikle koleksiyonculuğu birbirinden ayıran da bu olsa gerek.
Türkiye’de son yıllarda müzecilik kemiyet (nicelik, sayı) ve keyfiyet (nitelik) bakımından önemli mesafeler kat etmiştir. Tabir caizse her geçen gün üstüne koymuştur. Bu kapsamda Türkiye’de müze sayısı 2021 yılında 2020 yılına göre %5,1 artarak 519 olmuştur. Müzelerin 210 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 309 tanesi ise özel müze kategorisinde yer almaktadır. Yine ülkemizde ören yeri sayısı ise 143 olmuştur.
Müzeler sadece arkeoloji, sanat ve etnografi eserlerinin muhafaza edildiği ve sergilendiği mekânlar değildir. Bunun ötesinde müzeler formal (resmî) ve informal (resmi olmayan) eğitime katkıda bulunurlar. Bu yönüyle müzeler kültür ve sanat eğitiminde birer uygulama atölyesi gibi kullanılmalıdır. Böyle bir eğitim daha etkili ve kalıcı olacaktır. Fakat ne yazık ki müzelerin eğitimdeki rolü ne müzeciler ne de eğitimciler tarafından yeterince bilinmektedir. Bilenler de bunu bir külfet (zahmet) olarak görmektedir. Oysa pedagojik açıdan bakıldığında müzelerin etkili ve kalıcı öğretimde önemli bir yer tuttuğu görülür. Bu hakikat pasif müzecilikten daha aktif (öğretici, fark ettirici) müzeciliğe geçişi zorunlu kılmıştır.
Her köşesi tarih kokan Bursa, müzeleriyle ünlü bir şehirdir.
Bursa, dünyaya nizam veren ve adalet dağıtan şanlı Osmanlı Devleti’nin ilk payitahtı (başkenti) olan kadim bir şehirdir. Onun içindir ki zengin Türk tarihinin dibacesi (ön sözü) hükmündedir. Başta Ahmet Hamdi Tanpınar olmak üzere, birçok büyük şair ve yazarın (edibin) dillerine pelesenk ettiği, öve öve bitiremediği bir şehirdir Bursa. Tanpınar’ın Bursa’sının (g)izini “Beş Şehir” adlı nefis eserinden sürmek gerekir. Bu arada onun bu şehri ilmek ilmek nakşettiği “Bursa’da Zaman” şiirini de unutmamak icap eder.
Osmanlı’dan günümüze uzanan tarihî bir köprü olma özelliği taşıyan Bursa, şairin “Su sesi ve kanat şakırtısından/Billur bir avize Bursa’da zaman”” dizeleriyle taçlandırdığı bir kutlu mekândır. O Tanpınar ki: “Şimdiye kadar gördüğüm şehirler içinde Bursa kadar muayyen bir devrin malı olan bir başkasını hatırlamıyorum. Fetihten 1453 senesine kadar geçen 130 sene, sade baştan başa ve iliklerine kadar bir Türk şehri olmasına yetmemiş, aynı zamanda onun manevî çehresini gelecek zaman için hiç değişmeyecek şekilde tespit etmiştir. Uğradığı değişiklikler, felâketler ve ihmaller, kaydettiği ileri ve mesut merhaleler ne olursa olsun o, hep bu ilk kuruluş çağının havasını saklar, onun arasında bizimle konuşur, onun şiirini teneffüs eder. Bu devir haddizatında bir mucize, bir kahramanlık ve ruhâniyet devri olduğu için, Bursa, Türk ruhunun en hâlis ölçülerine kendiliğinden sahiptir, denebilir. Bu hakikati gayet iyi gören ve anlayan Evliya Çelebi, Bursa’dan bahsederken ‘Ruhâniyetli bir şehirdir.’ der.”
Müzeler, bulundukları şehirlerin geçmişine tanıklık eden kadim zaman aynaları hükmündedir. Bu yönüyle de bulundukları şehrin hafızaları mesabesindedirler. Bütün yaşanmışlıkları bu şehir belleklerinden izleyebiliriz. Müzeler şehirlerin geçmişinde tarihî yolculuklar yapma imkânını sunarlar bizlere. Şehirlerin değişimi ve dönüşümü bu izleri takip etmekle daha iyi anlaşılır. Onlar şehirlerin kadim hikâyelerini kulaklarımıza fısıldarlar. Gelecek nesiller, yarınlara dair yol haritalarını bu iklimden hareket ederek çizerler.
Her köşesi tarih kokan ve tarihten kesitler sunan Bursa, müzeleriyle ünlü bir şehirdir. Bursa’daki müzeleri öyle birkaç saatte, hatta birkaç günde gezip bitirmek mümkün değildir. Günlerinizi ayırmanız gerekir bu zamanda yolculuklara. Ancak bu gezilerden sonra şehri hakkıyla ve lâyıkıyla anlayabilirsiniz. Bu kadim şehir size ancak böyle açar kendini.
Bursa bütün canlılığıyla ve hareketliliğiyle deveran eden canlı bir tarihtir. Şehri bir beden olarak düşünürsek müzeler de onun kan damarlarıdır. Bu damarlardan akan kan hükmündeki tarihtir ona hayat veren. Müzeler bir başka yönüyle de şehir bedenin ruhudur.