enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Hayattan Kesitler Yahut Serlevhalar-9

05.08.2025 14:21
0
A+
A-

“Gelimli gidimli dünya, âhir son ucu ölümlü dünya…”

Dede Korkut’un deyimiyle “Gelimli gidimli dünya, âhir son ucu ölümlü dünya” dır üzerinde yaşadığımız. Yedi asır evvelinden ne güzel demiş mutasavvıf şârimiz Yunus Emre: “Bu dünyaya gelen kişi, ahir yine gitse gerek/Misafirdir, vatanına bir gün sefer etse gerek.” Meselenin özü budur.

Fâni hayatın en büyük gerçeğidir ölüm… O, bize sandığımızdan daha da yakındır. Gölge gibi takip etmektedir bizi. Ömrün yüzde yüz hakikat olan bu hüzünlü aşamasını “Otuz Beş Yaş” şâiri Cahit Sıtkı Tarancı bakın nasıl ifade ediyor: “Neylersin ölüm herkesin başında/Uyudun uyanamadın olacak/Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak/Taht misali o musalla taşında.” Gerçekten de öyle değil mi? Onun bizi nerede ve nasıl yakalayacağını bilebiliyor muyuz?

“Her ölüm erkendir.” demiş İkinci Yeni Şiiri’nin ustalarından Cemal Süreya.

“Her ölüm erkendir.” demiş İkinci Yeni Şiiri’nin ustalarından Cemal Süreya. Yerden göğe kadar haklı düşüncesinde. Zira ölen kişinin yaşı ne olursa olsun, gidişiyle bizi derinden üzüyor, hatıralarımıza en büyük ve ölümcül darbeyi vuruyor. Hele ölen kişiler milletin duygu ve düşüncelerinin ortak sesi olan şâirlerse, acımız katmerleşiyor. Zira şâirin ölümü şiir gemisimin karaya oturarak ağır yara almasıdır. Bizi rengârenk göklerde uçuran hissiyatın kanatlarının yolunmasıdır. Karanlık gecelerimizi aydınlatan lambanın sonsuza kadar kısılmasıdır.

Nice güzel insanlar hoş bir seda bırakarak geçti bu fani dünya üzerinden.

Nice güzel insanlar hoş bir seda bırakarak geçti bu fani dünya üzerinden. Onlar ki dünyanın imarı ve ıslahı için gecelerini gündüzlerine kattılar. ‘Ben’ demediler ‘biz’ dediler nefesleri tükeninceye kadar…. İnsan, keser misali hep kendine yontsa da onların keseri millete yonttu her ne varsa… ‘Ben’ diyenler son nefeslerini verince unutulup gitti. ‘Biz’ diyerek mesaisini millete harcayanlar ise hâlâ yaşıyor hafızalarda.

Türküler, türkülerimiz…

Türküler, türkülerimiz… Onlar yürek aynamızdır; bu aynadan yansır sarmaşık misali bütün serencamımız… Türküler, ruhumuzu besleyen bitimsiz bir membadır. Gökkuşağı misalidir; alımızdır, morumuzdur, mavimizdir, yeşilimizdir türküler… Türkülerle uyanırız yeni doğan güne, onlardır damarlarımızda dolaşan kan niyetine… Türkülerde buluruz Âdem’le yaşıt olan hissiyatın bazen ak, bazen kara rengini… Onlar ki umutlarımızı taşır kapkaranlık ufuklara. Bazen, güneşini yitiren hüzün coğrafyamıza dolunay olurlar; bazen de içimize doğan hayat güneşinin önünü keserler.  Bazen rüya, bazen hülya, bazen de gerçeğin ta kendisidirler.

Hayat sınırlı bir yolculuktan ibaret…

Hayat sınırlı bir yolculuktan ibaret… Yol uzun olsa da, bazıları yolun yarısında mecburen yarıştan çekiliyor. Yolumuzu aydınlatanlar, ömür sermayelerini tüketip birer birer ebedî istirahatgahlarına rücu ediyorlar. Onların gidişiyle birlikte hayatımızda büyük boşluklar oluşsa da doğrusu mukadderata teslim olmaktan başka yapılacak bir şey de yoktur.

Hayat yolunda bütün kervanlar menzile gider. O menzile ancak son nefesi verince varılır. Kimler geldi kimler geçti bu dünya meydanından. Kimler dâhil olmadı ki o kervana, kimler varmadı ki o menzile… Saymaya sayfalar yetmez…

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.