enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Hayattan Kesitler Yahut Serlevhalar-5

31.07.2025 13:06
0
A+
A-

“Tarih bir milletin hâfızasıdır.”

“Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer.” der Bernard Lewis. Yerden göğe kadar haklıdır bu sözünde. Zira tarihini unutanların ödeyeceği bedeller çok ağır olur. Bu acı gerçeği ne yazık ki her çağda bihakkın görmüşüz.

Tarihi yapanlar ve tarihi yazanlar vardır bu dünyada. Tarihi doğru yazanlar da en az tarih yapanlar kadar değerlidir. Zira tarih yazanlar olmasaydı tarih yapanların esamisi okunmazdı; unutulup giderlerdi. Tarihten ibret almak da mümkün olmazdı.

Tarih yazanlar, tarih yapanlara sadık kaldığı müddetçe içtimaı açıdan mühim bir vazife görürler. Gazi Paşa’nın “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar zordur. Yazan, yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtan bir hâl alır” sözü bu gerçeği vurgular.

Tarihçilik büyük bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Zira yazdıklarınız yarınki nesillerin doğru veya yanlış bilgilenmesinde etkin rol oynayacaktır. Geçmişte ve günümüzde bunu hakkıyla yerine getirenler olduğu gibi, tarihi gerçekleri çarpıtanlar da olmuştur.

Hayat gelimli gidimli bir yol…

Hayat gelimli gidimli bir yol… Birileri doğumuyla çevresini mutluluğa gark ederken, birileri de ölümüyle sevdiklerini hüzne boğuyor. “Her canlı ölümü tadacaktır” ayeti gereğince vakti dolan, ebedî istirahatgâhına çekiliyor. Sıradan insanların ölümü yakın çevresini üzerken, millete mal olmuş insanların ölümü bütün bir milleti derinden yaralıyor. Ölüm hoyrat eliyle nice emsalsiz değerlerimizi elimizden alıyor. Yeniler eskilerin boşluğunu dolduramıyor.

Şiir burçları şairlerin omzunda göklere yükselir.

Şiir burçları şairlerin omzunda göklere yükselir. Duygu ve düşüncelerimize tercüman olan şairler dilin bayraktarıdırlar aynı zamanda. Onlar ölünce dil bayrağı düşer mi? Şairin ölümü şiirin ölümü değildir elbette. Şair ölünce eserleri konuşmaya başlar. Şair yarınlara dair sözlerini şiirleriyle ebedileştirir. Şiirler yarınlara yazılan mektuplardır aslında. Okuyucu o mektupları okuyarak dünle bugün arasında sağlam köprüler kurmaya çalışır. O şiir mektupları okunmaz olunca dünle bugün arasında kurulan köprüler atılır. Dilin en güzel numuneleri olan şiirler hayattan çekilince sadece nefes alıp vermekten ibaret kalır hayat.

Şair söyleyecek sözü olan insandır.

Şair söyleyecek sözü olan insandır. O, söyleyeceklerini şiirin kalıpları içerisinde az ve öz sözle, sağlam bir dille ifade etmeye çalışır. Kelimeler yoğun anlamlar yüklenir şiirin satır aralarında. Şair manayı yoğuran ve ondan yeni şekiller kuran insandır. Bu şekiller ruh dünyamızda yeni açılımlar kazanırlar. Şiir evreninde yeni dünyalar kurulur her seferinde.

‘Şairler az mı yaşıyor?’ sorusu hep zihnimizi meşgul eder durur. Şairlerin az yaşadığından yakınıp dururuz hep… Gerçekten de öyledir. Şairler az yaşıyor. Elli yaşını gören şairler o kadar da çok değil. Onlar vereceklerini verip bir an evvel çekilirler iyilerle kötülerin kavgasına sahne olan dünyadan.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.