enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
32,5004
EURO
34,6901
ALTIN
2.496,45
BIST
9.693,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Az Bulutlu
19°C
Gümüşhane
19°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Salı Açık
23°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
21°C

Hayata Yunusça Bakmak-3

07.03.2024 12:09
0
A+
A-

Yunus Emre irfan ve ahlâk öğreten, bu kavramları bütün haşmetiyle içselleştirmemizi sağlayan mukaddes ve muazzez bir mekteptir. Yolu sevgi ve hoşgörüden geçen herkes Yunus Emre mektebinin talebeleridir. Bu mektebin sonu yoktur. İnsanoğlu doğumuyla birlikte bu sevgi mektebine kaydolur, ancak son nefesiyle birlikte buradan mezun olur.

Hissedilip de bir türlü ifade edilemeyenleri veciz bir üslûpla dile getirendir Yunus. Onun dualı dudaklarından dökülenlerin her biri inci ve güher kıymetindedir. Onun ruhu aşk boyasına boyanmıştır. Bu boya onun ahirette mümin ve muvahhit  olduğunun nişanesidir.

Yunus Emre, Batılı anlamda insanı tanrılaştıran bir hümanist değildir. Onu bu şekilde sunanlar elmayı armut gösterme çabası içinde olanlar kadar mantık yoksunu hayalperestlerdir. O, bütün zamanları ve zeminleri kuşatan Muhammedî bir ahlâkın en büyük temsilcilerinden biridir. O, bu ahlâkın bütün çağlarda ihya edilmesi için canını ortaya koymuştur.

Yunus’un yaşadığı çağdaki ruh huzurunu ve kalp sükûnetini sağlamak için onu bugüne taşımak mecburiyetindeyiz. Yunus’u bugüne taşımanın ilk basamağı onu hakkıyla ve lâyıkıyla tanımaktan geçer. Bu da ancak onun maneviyat iklimine girmekle mümkün olur.

Yunus’un Allah’a duyduğu sevgi ve muhabbet çıkar odaklı değildir. O; cenneti çok sevdiği, cehennemden de çok korktuğu için Rabbine iltica etmiş, onu sevmiş değildir. Onun, insanları ürküten ve dehşete düşüren  “sırat” diye bir takıntısı da yoktur. Hatta o, “Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir/Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir.” diyecek kadar rahattır.

Yunus Emre, Hakk’ın ve hakikatin özüne âşıktır. Dış etkenler bu aşkı ne azaltır ne de çoğaltır. O, kâinat kitabını ve Yaradan’ın dünyadaki halifesi konumundaki insanın cemalini okuyarak Rabbine derin bir aşkla bağlanmıştır. Gökteki yıldızlara, güneşe, ırmaklara, dağlara ve bin bir çeşit mahlûkata nazar etmesi bu aşkı beslemiş ve kavileştirmiştir. Varlık da yokluk da bu büyük sevgiyi olumlu veya olumsuz etkilemez. “Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim/Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni” mısraları bu aşkın serencamını özetlemektedir. O; bunu sözde değil özde söylemiş, hayatını buna tanık yapmıştır. Bu çerçevede  “Cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri/İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni” dizeleri cenneti küçümsemek değil, Allah aşkının büyüklüğünü izah etmek içindir.

Yunus Emre Divanı bir denizdir; o denize gönül kaşığını daldıranlar ondan nasipleri kadarını alırlar. Fakat o denizden hiç kimse eli boş dönmez. O bir hikmet sofrasıdır. Bu sofraya ne kadar çok el uzanırsa sofranın bereketi o kadar artar, paylaşıldıkça bereketlenir. Dünya nimetleriyle bir türlü doymak bilmeyen gönüller, o sofrada abat olur. Pörsümeye yüz tutmuş izanlar ve idrâkler yeniden yeşerir ve filizlenir.

Anadolu’nun manevî mimarlarından biri olan Yunus Emre “Ben gelmedim davi için,/Benim işim sevi için./Dostun evi gönüllerdir/Gönüller yapmaya geldim.” diyerek dünyaya geliş gayesini açık ve net bir biçimde ortaya koymuştur. O, zamanımızda maddenin kasvetiyle dolan kalpleri ihya ve imar eden bir gönül hekimidir.

Yunus’u yaşatmak; onun adını okullara, cadde ve sokaklara vermekle olmaz. Onun hayat felsefesini, başta kendimiz olmak üzere, bütün bir cemiyetin hayatına tatbik etmeliyiz. Hayata onun gönül gözüyle bakmayı denemeliyiz. “Döğene elsiz gerek/Söğene dilsiz gerek/Derviş gönülsüz gerek/Sen derviş olamazsın” mısralarını kendimize şiar edinmeliyiz.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.