enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Hayata Yunusça Bakmak-2

06.03.2024 15:04
0
A+
A-

Yunus, kâinat kitabını hakkıyla ve lâyıkıyla okuyabilendir. O, tükenmek bilmeyen bir hakikat membaıdır. Hacı Bektaş diyarının ılık nefesidir. Ortalığın ateşle kavrulduğu zamanlarda marifet ikliminden esen bir meltemdir. Bir mısrası dünya edebiyatına bedeldir.

Yunus Emre, ateş denizlerinde seyrü sefer eden mumdan bir gemi gibidir. O gemiyi eri(t)meden ateşlerin içinden geçirebilen ve menziline kavuşturandır. Çileyi bal eyleyen, belâlar karşısında şekva etmeyendir. İblisin iğvaları karşısında çelikten iradesini kuşanandır.

Gözlerden uzak, fakat gönüllere yakın, sade bir hayat yaşamayı yeğleyen, yalnızca Hakk’ı ve hakikati gözeten  Yunus Emre, onlarca menkıbeyle halkın gözünde adeta efsaneleşmiştir. O Yunus ki bir buzdağı gibidir. Onun göremediğimiz yanı, görebildiğimizden çok daha büyüktür. Bizim Yunus söze ve öze sığmayacak kadar yücedir. Onun ufku ve tesiri bu toprakların sınırlarını aşacak kadar geniştir. Vahyin süzgecinden geçirdiği sözünün yankısı Azerbaycan’dan Özbekistan’a, Orta Asya’dan Balkanlara kadar ulaşmıştır.

Duygularını söz teknesinde yoğuran Yunus Emre; okundukça ve paylaşıldıkça çoğalan bir söz mühendisidir. Onun Divan’ı ve Risâletü’n-Nushiyye’si  adeta bir gül bahçesini andırır. Bu has bahçede beyazından siyahına, mavisinden yeşiline, kırmızısından kahve renklisine, pembesinden ebrulisine kadar onlarca cennet kokulu iri gül karşılar bizi. O, bu güllerin mahir bahçıvanıdır. Günde belki bin kere muhabbet çeşmesinden sular nadide çiçeklerini.

Yunus Emre; yaşadığı çağa sığmayan, çağını aşıp bugünlere gelebilen bir söz sihirbazıdır. Yurt tuttuğumuz muazzez toprakları sevgi ve muhabbet mayasıyla mayalayan bir alperendir. Gönül tezgâhında dokuduğu hikmetli söz kumaşını ruhumuza giydirendir.

Yunus’un mezarının kesin olarak bilinmemesi ve Anadolu’nun onlarca yerinde kendisine mezar (makam) tahsis edilmesi, içinden çıktığı millet tarafından ne kadar çok sevildiğinin ve sahiplenildiğinin en bariz göstergesidir. Yunus Emre’nin mezarı ne Eskişehir’de ne Karaman’da ne Bolu’da ne de Kırşehir’dedir. Onun kabri sevenlerinin gönlündedir. Yedi asrı aşkın bir zamandan beri gönüllerde yatmakta ve yaşamaktadır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılış, Osmanlı’nın ise kuruluş yıllarında hayat sahnesine çıkan ve farkını fark ettiren Yunus Emre; Haçlı Seferleri ve Moğol istilası gibi nefreti körükleyen hadiselerin yaşandığı bir dönemde bütün insanlığı sevgi ve hoşgörüye çağırarak, insanlık kitabında mazlumların ezilmediği, insanların insan olduğu için kıymet gördüğü yepyeni bir sayfa açmıştır. Bunu da “Yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü kelâm-ı kibarıyla özetlemiştir. Gönül ve idrâklerimizdeki yaraları sevgi merhemiyle iyileştirmiştir. Dünyanın ve insanlığın kaotik bir ortamdan çıkıp huzur ve sükûna kavuşmasını sağlamıştır.

Bizden biridir Yunus Emre. Her şeyiyle “Bizim Yunus”tur o. Geniş kitleler tarafından bu kadar çok sevilmesinin sebebi de bu olsa gerek. Bakmayın birilerinin onu hümanist diye dünyaya pazarlamaya kalk(ış)masına. Bizim Yunus, Batılı anlamda hümanist filan değildir.

“Benim dilim kuş dilidir, benim ilim dost ilidir,/Ben bülbülüm, dost gülümdür, bilin gülüm solmaz benim” diyen Yunus Emre umarsız sevdaları vuslata taşıyandır. O; nefretle savaşan, insanlığı aşka çağırandır. Sevgi ve muhabbeti en büyük sermaye olarak görendir.

Yunus Emre, cüzdana değil vicdana kurulmuş gönül saatinin zembereğidir. İnsanlığın yürek atışlarını kendi yüreğinde duyandır. Mazlumların kirpiklerindeki nemi kendi kirpiğinde hissedip silendir. Üşüyen zamanı gönül yorganıyla örtendir. Mazlumların gözünden boşalan bir sağanaktır. Çürümüşlüğün ortasında her dem yeni ve taze kalabilendir.

“Söz ola kese savaşı/Söz ola kestire başı/Söz ola ağulu aşı/Balıla yağ ede bir söz” diyen Yunus Emre, sadece yaşadığı çağın değil bütün zamanların sesi olmuştur. O, kelimeleri ayıklayıp az sözle çok şey söyleyen bir söz ustasıdır. O, sadelikte derinliği yakalayan bir kalem erbabıdır. İlhamını Kur’an’dan alan, ağzından ona muhalif hiçbir söz çıkmayandır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.