İslâm âleminin ortak hafızası: Mevlâna Celâleddin Rûmî
Bazı şahsiyetler vardır ki fikri ne olursa olsun, bütün kesimlerin ortak hafızası olurlar. Herkes onların yazdıklarında birleşir. Bunlar toplumun asgari müşterekleri konumundadırlar. Onlar bu hâlleriyle toplumun denge unsurudurlar. Kavgalar ve sıcak tartışmalar bu büyük şahsiyetlerin buz dağlarına çarparak anında bertaraf edilir. Bu yüce ruhlar her dönemdeki zehirlere karşı panzehir vazifesi görürler. Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Hoca Ahmet Yesevi ve Mevlâna Celâleddin Rûmî bunlardan sadece birkaçıdır.
Ruhlarımızdaki manevî kirleri silip gönüllerimizin pasını zımparalayan muhabbet erlerinden birisidir bundan 814 yıl evvel dünyaya gelen Mevlâna… O, yediden yetmişe kadar Türk milletinin kucakladığı ve benimsediği bir aşk kahramanıdır. Gönül bahçelerimizin iri gülüdür bu Hakk ve hakikat dostu. Onun kitabında sevgi ve hoşgörü kavramları altın yaldızlı harflerle yazılmıştır. Muhkem yürek kalelerinin burçlarında sevgi bayrağı dalgalanır onun.
Hak ve hakikat dostu Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında, bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna’nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden “Bilginlerin Sultânı” unvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur. Sultânü’l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü’I-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh’den ayrılmıştır. 1222 yılında Karaman’a gelen Sultânü’l-Ulemâ ve ailesi burada yedi yıl kalmıştır. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlenmiştir. Bu evlilikten Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu olmuştur. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yapmıştır. Mevlâna’nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya gelmiştir.
Mevlâna’nın söz sandıkları hükmündeki kıymetli eserleri
Sözü dudaktan değil yürekten söyleyen Mevlâna’nın “Mesnevi” başta olmak üzere “Divan-ı Kebîr, Mecalis-i Seb’a, Mektubat, Fihi Mafih” adlarında beş önemli eseri vardır. “Mesnevi” Mevlâna’nın Çelebi Hüsameddin’in isteği üzerine Farsça yazdığı mesnevisidir. 25 bin beyitlik eserde Mevlâna, tasavvufî düşüncelerini hikâyelerden yola çıkarak anlatmıştır. “Divan-ı Kebîr” Mevlâna’nın çeşitli konularda söylediği şiirleri içine alan bir çeşit divandır. Eserin dili Farsçadır, içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yer almaktadır. “Mektubat“, başta Selçuklu hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerine nasihat etmek, kendisine sorulan dinî ve ilmî sorulara açıklayıcı cevaplar vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. “Fihi Mafih” Mevlâna’nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. “Mecalis-i Seb’a” “Yedi Meclis” demektir. Bu güzide eser, Mevlâna’nın yedi sohbetinin not edilmesinden meydana gelmiştir.
Her sözü adeta bir cevher olan Mevlâna’nın 25 bin beyitten meydana gelen Mesnevi’si bir vahdet (birlik) dükkânıdır. Fitne ve fesadı yok eden manevî dermanların toplandığı eczanedir. Bunu “Mesnevi’miz, birlik dükkânıdır; birden başka ne belirirse puttur.” diyerek vurgulamıştır. Bu dükkânın vitrinlerinde aşk, sevgi, hoşgörü, vefa, ilim ve muhabbet sergilenir. Burada her şey bedava verilir. Yeter ki hakikate talip olanlar istemesini bilsin.