Günümüzde savaşlar, hangi ülkeler tarafından çıkarılırsa çıkarılsın, zamanla pek çok ülkeye yayılma eğilimi göstermektedir. İsrail Devleti, ilk kez, 1948 yılında Filistinlilerden satın aldığı topraklar üzerinde kuruldu. Kurulduğu tarihlerde komşu ülkelerle iyi geçinme yolunu tuttu. Ama içinde, komşu ülkelerin topraklarına doğru yayılma isteğini yaşatıyordu. Bunu da Tevrat’a dayandırıyordu. Güya, Tevrat’ta, Orta Doğunun önemli bir kesiminin Yahudilere ait olduğu yazıyormuş. Bu yalanı tüm dünyaya inandırmaya çalışıyor.
Amerika’da, etkili bir topluluktur Yahudiler. Yahudilere karşı, Amerika’da seçim kazanmak kolay değil. O nedenle Tüm Amerikan Başkanları, Yahudilerin oyunu almaya yönelik politikalar geliştirirler. Amerika Başkanları da, Orta Doğudaki ülkelerin kaynaklarına çökmek için İsrail’i kullanır. İsrail Amerika’nın vurucu gücüdür. İsrail Başbakanı Netenyahu da, bunu en iyi bilen ve değerlendiren birisidir. Amerika-İsrail birlikteliğinden her iki ülke de yararlanma yolunu seçmişlerdir.
İsrail ve Amerika’nın İran’la karşılıklı başlattıkları müzakereler sürerken, müzakerelerin sonucunu almadan İran’a saldırdılar. Demek ki, müzakereler de bir oyundu. Harp hiledir ama bu iki müttefik devlet, harp başlamadan hileyi kullandı.
Şimdi de, Amerikan Başkanı, önce NATO ülkelerini kendi yanında savaşa sokmaya çalıştı. Başta ülkemiz olmak üzere ülkelerinin hiçbiri Amerikan Başkanına uymadı. Amerikan Başkanı ile savaşa girmenin uygun olmadığının ateşini de, açıkça ve mertçe bir NATO üyesi olan İspanya Devleti yaktı. Avrupalılar da buna uydu.
Bir sözü, bir başka sözünü tutmayan, günde birkaç kez, doğruları söylemeyen Amerikan Başkanı, askeri gücünü göstererek savaşı büyütme arzusunda.
Gerçi, şu ana kadar, Amerika’nın yanında savaşa girmeğe hevesli bir devlet yok. Amerikan ve İsrail halkı da savaştan yana değil. İran’ın da kolay yenilir bir lokma olmadığı görüldü. İsrail ve Amerika’nın, İran’ın hava gücünü ve deniz gücünü (Uçaklarını, gemilerini) ortadan kaldırmalarına karşın direniyor.
Umarız, NATO ülkeleri ve savaşı başlatan iki saldırgan ülkenin halkları da, seslerini yükselterek, savaşı üç devlet arasında sürdürmek yerine, bir dünya savaşına dönüştürmezler.