enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Faili Meşhurlar_ Ahmet Taner Kışlalı

22.10.2023 15:23
0
A+
A-

Alıntı yapılan yazı Ahmet Taner Kışlalı’nın Tanrı’yı Kim Kullanır? kitabının bir bölümünden alınmıştır.

Türkiye’deki Nurcuların aslında iki önderi var: Birisi Mehmet Kutluar öteki de Fetullah Gülrn.

Said-i Nursi Atatürk’ü “deccal” ilan etmiş. Cumhuriyete karşı savaş vermiş.

Ama ilkin Demokrat Parti’yi yönetenlerden, arkasından da Sayın Demirel’den büyük saygı görmüş. “İade-i itibar”ı sağlamış. Derken sahneye Prof. Şerif Mardin gibi özellikle Amerikanlar nezdinde büyük saygınlığı olan bilim insanları çıkmışlar. Said-i Nursi’yi peygamberlik düzeyine çıkaran, mucizeler yarattığını öne süren, “Anadolu aydınlanmasının öncüsü” gibi gösteren, övücü kaynakları alıp karşıt kaynaklara sırt çeviren çok “bilimsel” (!) incelemeler döktürmüşler.

Ardından Sayın Mardin’in Türkiye Bilimler Akademisi’ne üye yapılması için baskılar başlamış. İç ve dış  baskılar… Özellikle de basındaki bazı numaracı cumhuriyetçiler tarafından desteklenen ve körüklenen baskılar…

Işık evleri… Öğrenci yurtları… Özel okullar… Devletin köşe başlarına kadar uzanan bir imparatorluk… Devletin okullarına devletçe “tavsiye edilen” cumhuriyet ve çağ karşıtı kitaplar…

Papa ile sağlanan görüşme… Devletin dış temsilcilerince havaalanlarında karşılanmalar… Elçiliklerde konuk edilmeler…

Niçin?

“Ilımlı İslam” olduğu için. Müslümanları “cumhuriyet ile barıştıracağı” için!

Bir yanda Mehmet Kutlular.

17 yaşındaki kızı dört yıl önce eroinden ölmüş. Depremi “türban”ı vesile edip Tanrı’yı en ilkel şekilde kullanmaya çalışıyor.

Öte yandan Fethullah Gülen son yıllarda kamu önünde ağzından tek bir cumhuriyet karşıtı söz çıkmamış. Devlet büyükleriyle iyi ilişkiler kurmuş. Ordu dışında hemen tüm önemli kurumlarda önemli “mevziler” elde etmiş. ABD’nin etkin desteğini sağlamış.

Görünüşte Atatürk’e ve cumhuriyete saygılı ama tüm eğitim ağı ile cumhuriyetin temellerini ağır ağır kemiriyor. Amacına ürkütmeden, acıtmadan ulaşma yöntemini seçmiş.

Kutlular ve Gülen. İkisi de Nurcu… İnançları ve amaçları aynı, yöntemleri farklı.

Hangisini seçersiniz?.. Kırk katırı mı kırk satırı mı?

Hakkındaki bilgilerimiz arttıkça Sayın Gülen beni korkutuyor. Bay Kutlular’a ise gönülden teşekkür etmek istiyorum.

En körlerin bile gözünü açmak konusundaki katkıları için!

Tanrı’nın kullandıkları ile Tanrı’yı kullananları daha iyi ayırmamızı kolaylaştırdığı için!

17.10.1999

Bu yazıyı yazdıktan sonra aradan dört gün geçti ve Ahmet Taner Kışlalı suikaste kurban gitti…

Peki ne yapmıştı Ahmet Taner Kışlalı? Fethullah Gülen Cemaati hakkında bizi uyarmıştı. Bu konuya konferanslarında, kitaplarında vs. yer vermişti.

Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999 tarihli yazısını Cumhuriyet gazetesine faksladıktan sonra evden çıktı. Ahmet Taner Kışlalı, kızı Nilhan üşümesin diye arabayı ısıtmak için arabaya indi. Ahmet Taner Kışlalı, eşi Nilüfer Kışlalı ile beraber çıkacaktı. Ahmet Taner Kışlalı, o sırada Ankara Üniversitesi’nde eğitim veriyor ve Cumhuriyet gazetesinde yazıyordu. Arabasının üstüne silecek ve kaput arasına konulmuş poşete sarılı paketi alıp sol eliyle kapıyı açtığı anda bomba patladı. O sırada eşi bu koku nereden geliyor diye o sırada komşu evlerden gaz kaçağı var mı diye kontrol ediyordu. Birden apartmanın camından baktı ki eşi Ahmet Taner Kışlalı’nın arabası alevler içinde… Eşi Nilüfer Kışlalı aşağı indi çocuğu Nilhan Kışlalı ile beraber. O zaman Nilhan Kışlalı daha 29 günlüktü… Arabanın patlamasından sol  kolu kopuk şekilde kurtulan Ahmet Taner Kışlalı’nın oturduğu lojmanın karşısındaki lojmanda sağlık personelleri oturuyordu ama sağlık personelleri de bir müdahalede bulunmamıştı. Ambulans aranmıştı ama ambulans geç gelmişti. Ambulans hastaneye Ahmet Taner Kışlalı’yı getirdi. Ahmet Taner Kışlalı hastanede, yapılan tedavilere rağmen yaşamını kaybetti. Eşi Nilüfer Kışlalı bunu şöyle açıklıyordu: Sordum Ahmet kan kaybından mı öldü yoksa başka bir şeyden mi ? İçimde kaldı çünkü çok içim acıdı. İnanamadım insanların öyle seyretmesine. Doktor da bana bombanın şiddetinden iç kanama geçirip hayatını kaybettiğini bunun kan kaybından olmadığını.  Bana Ahmet’i kaybettiğimizi söylediğinde dünyam başına yıkıldı zannettim çünkü kocamı kaybettim. 29 günlük bebeğim babasız kaldı, yuvam yıkıldı dedim. Yani bu çok kötü bir duygu. Ya 5 dakika önce konuştuğunuz bir insan 5 dakika sonra yok. Ve öldü diyorlar size. Hani bazı duygular vardır anlatamazsınız kelimeler yetmez. Benim de hislerim öyle bir şeydi. İnanamıyordum halen. Bu bir rüya, ben de herhalde kabus görüyorum, uyanacağım ve geçecek dedim kendi kendime…

Ahmet Taner Kışlalı, evli ve üç çocuk babasıydı…

Ahmet Taner Kışlalı’nın şu sözü ile bitirmek istiyorum paragrafı: “Hiçbir düşünce silahla yok edilemedi. Silah değil kalem kullanıyoruz. Hem de en yüreklisinden…”

Ahmet Taner Kışlalı’yı ölümünün 24. yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz, anıyoruz…

 

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.