Mustafa Kemal’in öncülüğünde Türk Kurtuluş Savaşına başladığımız koşulları biliyorsunuz. Batılılar Osmanlı İmparatorluğunu ortadan kaldırmak için 600 sene uğraştılar. Son Padişahlar döneminde İmparatorluk borç batağına girdi.
Ülkelerin, özgürlükle kalkınması ve gelişmesi için, başka ülkelerle aralarında dostluklardan çok, karşılıklı çıkarlar vardır, derler.
Bizim içinde bulunduğumuz koşullar, Türk İstiklal Savaşına başladığımız koşullar kadar olmasa da iyi durumda değil. O koşullarda nasıl bağımsızlığımızı elde ederek, kalkınmış ve gelişmiş isek, bugün de, kalkınır, gelişiriz.
Kalkınmamız ve gelişmemiz için, ne Amerika’sına güveneceğiz, ne Rusya’sına, ne de Avrupalısına…
Ya neye güveneceğiz?
Kendimize ve kendi ülkemizin insanlarına güveneceğiz.
O güç ve o heyecan var mıdır?
Fazlasıyla vardır.
Yeter ki, birbirimizle uğraşarak, gücümüzü boşa harcamayalım.
Uyarmak ve dikkat çekmek için, binlerce yazan, çizen, söyleyen gibi, biz de, zaman zaman, içinde bulunduğumuz koşulları, halkın değimiyle karınca kararınca, dile getirdiğimiz oluyor. O gün öğle, bugün böyle söylemiş olmuyoruz. O gün söylediklerimizin amacı da, bugün söylediklerimizin amacı da aynı aydınlığa çıkmak içindir.
Yine, halkın değimiyle, sütümüzü yere sağmazsak, doğruları kabullenir, yanlışları, ağır hakaretler kullanmadan düzeltmeğe kalkışırsak, niye düzlüğe çıkmayalım ki?
Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Bu ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynakları, nüfusumuzun çok daha fazlasını geçindirmeye yetecek kadardır.
Önce yapılacak iş, dış borçlardan kurtulmaktır. Biz borçları ödedikçe, borçlar ve faizleri azalmıyor, sanki çeki hesabı çoğalıyor.
İlk işimiz ne olmalı?
İlk işimiz; ulusal geliri, herkesin çabası oranında, eşit bir şekilde dağıtmak olmalıdır.
Arkasından, halka güven verebilmeliyiz. Halkın güvenini kazanmadan başarıya ulaşmamız söz konusu değildir.
Büyük Atatürk, gençliğe hitabesinin sonunda, “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diyordu ya. İstiklal Savaşında, kadını, erkeği, yaşlısı, genci, tüm kesimleriyle halk nasıl bir araya geldi ise, yine gelir ve başarırız.
Yeter ki, enerjimizi, birbirimizi ortadan kaldırmak için değil, birlikte kalkınmamız ve gelişmemiz için harcayalım.