Büyük Atatürk’ün, çok çetin koşullar altında ve yine çok çetin mücadeleler sonunda, Osmanlı İmparatorluğunun enkazı üstünde, yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurduktan sonra, ilke olarak benimsediği; “Yurtta barış, dünyada barış” sözü nerede kaldı.
Hiçbir ülkeye teslim olmadan, karşılıklı çıkarlar gözetilerek barış içinde ilişkilerimizi sürdürecek değil miydik?
Hani, halk arasında söylenen bir deyim vardır: “Ne İsa’ya yaradık, Ne Musa’ya.”
Komşumuz Rusya ile, zorunlu ticari ilişkilerimiz olmasına karşın, ne ölçüde güvenebiliriz?
Yine halkın deyimiyle, canciğer kuzu sarması olduğumuz Amerika, daha bir hafta önce, kuyumuzu kazan PKK ‘ya üç kargo uçağı dolusu etkili silahlar göndermedi mi?
İlerisi/gerisi düşünülmeden Cumhuriyet ittifakına alınan HÜDAPAR temsilcisi Zekeriya Yapıcı ne diyor?
“Sadece PKK ile değil, Şeyh Said ve Saidi Nursi’den de özür dilemeliyiz!”
Açıkçası, PKK’yı yasal zeminde bağışlamanın yanı sıra Şeyh Said ve Saidi Nursi’yi de, hem affedecek, hem de onlardan Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak özür dileyeceğiz, demek istiyor.
Türkiye Cumhuriyet Devleti ifadesini ben kullanıyorum. Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı olanlar, Cumhuriyet sözcüğünü ağızlarına almıyorlar.
Komşumuz Yunanistan-İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Cemaati, Türkiye’ye karşı bir cephe oluşturuyorlar. Dostumuz Amerika ne yapıyor bu konuda?
ABD: Türkiye, İran, Irak ve Suriye’deki Kürt kökenli vatandaşları, bu devletleri parçalayarak, bağımsız değil, yüzde yüz kendilerine bağımlı bir topluluk oluşturmaya çalışıyor.
Tüm bunları sessizce izleyecek değiliz. Biz de önlemimizi ona göre alacağız.
Türkiye ve Azerbaycan; “Bir Millet, İki Devlet” olarak tanımlıyor birlik olmamızı. Biz belki öğle duruyoruz ama Azerbaycan bizimle olduğu kadar, elinden gelse, bizi bir avuç suda boğmayı planlayan İsrail’le çok yakın işbirliği içinde değil mi?
İçinde yaşadığımız dünyada, kişisel çıkarlar, daime dostlukların önüne geçmektedir. Hiçbir devlet yöneticileri, bu gerçeği aklından çıkarmamalıdır.
Elbette dünyadan soyutlanmayacak, önce içimizde birliği ve barışı sağlayacak, sonra, başta komşularımızla, sonra tüm dünya ülkeleri olmak üzere, ödünsüz, dostluk içinde ilişkilerimizi sürdüreceğiz. Bunun için de; yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı iyi kullanacak, israftan kaçınacak, askeri yönden de, ekonomik yönden de güçlü olacağız.