28 Şubat 1997 tarihinden beri bir darbe sözüdür tartışılıyor ülkemizde. Darbe, Darp Arapçadan dilimize giren sözcüklerdendir. Vurma, vuruş anlamında kullanılmaktadır.
1997’de Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Prof. Dr. Necmettin Erbakan Başbakan, Tansu Çiller de Başbakan yardımcısıydı. İrticai eylemlerin engellenmesine yönelik Milli Güvenlik Kurulunda bazı kararlar alınmıştı.
O kararların alınmasında Genel Kurmay Başkanlığından ya da Kuvvet Komutanlarından bir baskı mı gördüler? Baskı görmediler. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlardan alınan kararların bir darbe sonucu alındığını söyleyen bir kişi var mı? Kesinlikle yok.
Cumhurbaşkanı, Başbakan Bakanlar görevlerine devam ettiler mi? Ettiler. Bu nasıl darbe?
Bir tabanca patlamamış. Görevinden alınan hiç kimse yok. Kimseye baskı yapılmamış.
O günlerin komutanları (Orgeneraller) yıllardan sonra FETÖ’cü savcılar tarafından niye soruşturulmuş, aynı çizgideki yargıçlar tarafından niye yaşamlarının sonuna kadar mahkûm edilmelerine karar verilmiş, niye rütbeleri sökülmüş? Bu konuda kimler şikâyetçi olmuş, kimler dinlenmiş?
Bu konuların hiç biri tartışılmıyor. Ama ölenler öldü, ölmeyen beş general kimi seksen yaşına yaklaşmış, kimi seksen yaşını geçmiş, hapishanede yatmalarının sağlık açısından sakıncalı olduğu konusunda raporlar verilmiş, raporlar uygulanmaya konulmamış.
Ne darbesi?
Darbe mi görmedik. 27 Mayıs 1960 ihtilalinde askerlik görevimi yapıyordum. 1971 yılındaki uyarılarda olayları gazeteci olarak izliyordum. 12 Eylül 1980 ihtilalinde gazeteciliğimiz sürüyordu. Darbenin, ihtilalin nasıl olduğunu gördük, anladık, kavradık ve yaşadık.
1997 de darbe olduğuna dair hangi kanıt var ortada?
O kanıtlar bir bir söylensin, halk da öğrensin darbenin ne olduğunu!