enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Cennet Kapılarının Açılıp Cehennem Kapılarının Kapandığı Ay: Ramazan

11.03.2025 14:42
0
A+
A-

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtuluş olan ramazan ayı Müslümanlar için bir farkındalık ayıdır. Bu mübarek ayda hayatımıza baştan sona kadar çekidüzen vermeliyiz ve hayatımızı temize çekmeliyiz. Zira akıllı insan mahşer günü hesaba çekilmeden evvel, iş işten geçmeden, ruh bedenden ayrılmadan kendini hesaba çekmelidir.

Müslüman sadece ramazanda değil her ayda ve her günde kulluk bilinci içerisinde yaşamalıdır. Fakat şu da bir hakikattir ki ramazan kulluk eyleminin daha bir yoğunlaştığı aydır. Bu ayda tuttuğumuz oruçlar ruhumuzu ve kalbimizi adeta yeniden diriltir. Okunan mukabeleler, kılınan teravihler, aileyi ve dostları bir araya getiren iftarlar ve sahurlar bu dirilişi destekler. Bütün bunların neticesinde de bayram sevinciyle kulluk zevki doruğa çıkar.

Yüce kitabımız  Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki ittika (korkup sakınma) edesiniz.” (el-Bakara 2/183) buyrulmaktadır. Bu da gösteriyor ki kulluk bilincine ulaşmada orucun apayrı bir yeri ve önemi vardır. Çünkü insan oruç tutmakla, bir ay boyunca günün belirli saatlerinde bedensel arzularına kem vurmaktadır. Böylece kulluk iradesini ve kararlılığını ortaya koymaktadır. Bir anlamda da nefsini terbiye ve tezkiye etmektedir. Böylece inandığı o büyük kudretin Rab, kendisinin de kul olduğunun farkına varmaktadır. Böylece kulluk şuuruna sahip olan insan, mühim bir gerçeği teslim etmektedir. Ramazan ayı boyunca teravih namazı kılmak, mukabele okumak ve itikafa girmek gibi ibadetlerle bu farkındalık daha da artmaktadır.

Ramazanı hakkıyla ve lâyıkıyla idrak edenler, açlıkla sınanmanın ne demek olduğunun farkına vararak Rabbimizin çokça bahşettiği nimetlerin kadrini bilmektedir. Hâli vakti yerinde olanlar, sene boyunca istediğini yiyemeyen kişilerle empati kurarak yokluğun anlamını daha iyi anlamaktadırlar. Hayatında sınırlı bir zaman diliminde olsa dahi hiç aç kalmamış bir zengin, gün boyu oruç tutmakla yoksulun ve fakirin hâlini daha iyi anlayabilmektedir. Böylece zenginler, kursağından et geçmemiş fakirlere karşı çok daha merhametli ve cömert olmaktadır. Bu da çok arzuladığımız toplumsal dayanışmayı ve İslâm kardeşliğini beraberinde getirmektedir.

Yılın diğer vakitlerinde de verilebilen zekât daha çok ramazanda verilmektedir. Çünkü zekâtla birlikte Müslümanlar arasında dayanışma ve bağlılık duyguları pekişmektedir. Bu da her zaman arzuladığımız muhabbet ve kardeşlik duygularını artırmaktadır.

Yılda bir ay ifa ettiğimiz oruç ibadeti, vahyin iniş sürecinde namaz ve zekâttan sonra gelmektedir. Bunun hikmeti kulluk bilincinin belli bir kıvama gelmiş olmasının gerekliliğidir.

Oruç, insanı ruhen kemâle erdirir. Oruç tutan kişi hâl ve hareketlerini dine dayandırır, dininin izin vermediklerini yapmaz. Bu da İslâmî kimliğin birçok şeyden fedakârlık yapma şartını ortaya koyar. Bu da tuttuğumuz oruçları avam orucu seviyesinden havas orucu seviyesine çıkarır.

Gerçek mânâda tutulan oruç, açlık çekmek ve bedenî arzulardan uzak durmak değildir. Bu orucun sadece şekli mânâsıdır. Havas orucu tutanlar gözlerinden kulaklarına, dillerinden midelerine kadar bütün azalarına da oruç tuttururlar. Bu kâmil anlamda havasın oruçtur.

Oruç ibadetini bütün hassasiyetleri göz önünde tutarak yerine getirenler, sadece midelerine odaklanmazlar. Midelerinin yanında gözlerine de, kulaklarına da oruç tuttururlar.  Onlara göre sadece yeme içme değil yalan söyleme, gıybet etme, adil davranmama da orucu bozar.  Orucun hakiki mânâsını kavrayanlar, bu istenmeyen davranışlardan behemehâl uzak dururlar.

Diğer aylara nazaran bir farkındalık oluşturan ramazan ayı bir eğlence ve ziyafet (tıka basa yeme) ayı değildir. Bunun aksine yapılan kötülüklerden pişmanlık duyma, bir tövbe ve istiğfar ayıdır. Pişmanlık duyarak temizlenen ruhlarda erdem ve ahlâk olgunluğa erişir. Allah’ın koyduğu emir ve yasaklara hassasiyetle uyulur. Geceler ibadetlerle aydınlatılır. Bu da manevî huzuru beraberinde getirir. İslâm kardeşliği bu temiz kaynaktan beslenir. Bireylerin huzurlu olması her kesime olumlu yansır. Bireylerin huzuru toplum huzurunu besleyerek zenginleştirir.

Gufran ayı olan ramazanda hem kulların hem de Rabbimizin merhameti zirveye ulaşır. Böylece düşkünlere yardım etme ve açların elinden tutma, onları doyurma eylemi yoğunlaşır.

Cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığı, hak ile batılı birbirinden apaçık ayırmanın bir delili olarak Kur’an-ı Kerim’in indirildiği bu mübarek ayı bir fırsat ve ganimet olarak bilmeliyiz. Bu ayın manevî feyzinden ve bereketinden hakkıyla istifade etmeliyiz. Ramazandaki ibadetlerimizi ve iyiliklerimizi ramazan sonrasında da devam ettirmeliyiz. Çünkü ibadette esas olan, bir seferde yapmak değil, devamlılıktır.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.