enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Bir Yıldız Daha Kaydı Edebiyat Semasından-3

24.09.2026 13:10
0
A+
A-

Ali Haydar Haksal, İslâm davasının ve düşüncesinin tavizsiz neferlerinden biriydi.

Merhum Ali Haydar Haksal, İslâm düşüncesinin ve İslâm davasının tavizsiz neferlerinden biriydi. Makama, mevkiye ve dünyalıklara meyletmeyen Haksal, her zaman Hakk’ın ve hakikatin safında yer almaya gayret ederdi.  Şiirle başladığı, öykü ve denemeyle sürdürdüğü bu edebiyat yolculuğunda sanat ve edebiyat anlayışını da elif misali bu İslâmî duruşu ve değişmeyen çizgisi belirlemişti. Şiirden öyküye, denemeden anlatıya kadar neredeyse bütün edebî mahsullerinde bunun tesirleri açıkça ve bihakkın görülür. Fakat bunu yaparken kuru bilgi vermekten uzak durur, edebiyatın olmazsa olmazı olan imgelere başvurur.

Ali Haydar Haksal, dünyevileşmenin çok uzağında yaşayan, dünyayı ahiretin tarlası olarak belleyen, fâni olanın değil bâki olanın peşinde koşan, sırtını Hakk’a ve hakikate dayayan münevver bir gönül adamıydı. Nice nesiller onun nurlu kaleminden beslendi, aydınlandı. Onun öyküleri ve denemeleri sayesinde İslâmî bakış açısı daha görünür kılındı.

Ali Haydar Haksal, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in edebî düşüncelerinin bir çeşit sürdürücüsü ve manevî mirasçısıdır. Karakoç’un Diriliş düşüncesi ve Pakdil’in Edebiyat dergisi eksenindeki görüşleri onu derinden etkilemiştir. Yerlilik ve millilik eksenindeki bu etkilenmelerin yansımalarını Haksal’ın öykü ve denemelerinde açıkça görebiliriz.

Ali Haydar Haksal ‘ben’ini yenen, ‘biz’ bilinciyle hareket eden, ümmetin derdiyle dertlenmiş müstesna bir insandı. Ümmetin dağınıklığı, bir türlü ortak bir paydada buluşamaması ve uhuvvetin olmayışı her samimi mümin gibi onu da derinden rahatsız ediyordu. Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin gerçekleşmesi için kafa yoruyordu.

Ali Haydar Haksal’ın adı Yedi İklim dergisiyle adeta özdeşleşmişti.

Ali Haydar Haksal’ın adı Yedi İklim dergisiyle adeta özdeşleşmişti. Osman Bayraktar, Mustafa Çelik ve Âlim Kahraman ile birlikte derginin kurucuları arasında yer alan Haksal, Mart 1987’den itibaren yayımlanan derginin sahipliğini ve yazı işleri müdürlüğünü üstlenmişti. Yayınına 1989’da ara veren Yedi İklim, 1992’de yeniden okurla buluşmuştu. Yedi İklim dergisi bir dergi olmanın ötesinde adeta bir edebî mektep, kültür, sanat ve medeniyet mahfiliydi. Derginin Üsküdar’daki yayın merkezinde sürekli edebî muhabbetler olurdu. Burası Türk kültürüne, edebiyatına ve sanatına sevdalı inançlı şahsiyetlerin buluşma noktası gibiydi. Bu küçük mekânda büyük düşünceler bilge zihinlerden körpe idraklere nakşolurdu.

Yedi İklim dergisi birçok benzeri gibi çok önemli bir sohbet mekânıydı. Buraya gelen herkes payına düşeni alırdı. Kimse buradan nasibine düşeni almadan geri dönmezdi. Yani yerli ve milli düşüncelerin harmanlandığı ve yoğurulduğu Yedi İklim dergisi, bir kısım benzerleri gibi, çok önemli bir boşluk dolduruyor, kültürel bir görev ifa ediyordu. Birçok dergi maddi imkânsızlıklar yüzünden kapısına kilit vurmak mecburiyetinde kalmasına rağmen Ali Haydar Haksal’ın genel yayın yönetmenliğinde okurla buluşan Yedi İklim dergisi, adeta bir medeniyet kalesi misali düşmemek için olağanüstü bir çabayla direniyordu. Vaktiyle kendisiyle yapılan bir röportajda bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyordu:

“Dergi çıkarma manevi bir sorumluluk. Çıkması gerekiyor. Eğer siz bir dergi çıkarmıyorsanız, başka anlayışlar zaten bunu yapıyor, boşluğu dolduruyor. İslâm medeniyeti, inancı ve anlayışının hayatta kalabilmesi için seçkin ve özgün bir dil ve düşünüş gerekiyor.

Biz İlâm medeniyet düşüncesindekilerin izleğindeyiz. Dergicilik hayatımıza Tanzimat ile girdi. Sözünü ettiğimiz duyarlık Muallim Naci’nin Muallim mecmuası, Yahya Kemal’in merkezinde yer aldığı Dergâh, Mehmed Akif’in merkezinde yer aldığı Sırat-ı Müstakim ile Sebilürreşad, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu, Sezai Karakoç’un Diriliş, Nuri Pakdil’in Edebiyat, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören ve Erdem Bayazıt’ın Mavera, Ebubekir Eroğlu’nun Yönelişler’i ana izleği oluşturuyorlar. Yedi İklim dergisi de bu izlekte. Eğer Yedi İklim çıkmamış olsaydı büyük bir boşluk olurdu. Şu anda dergimizde beşinci kuşaktayız. Çok sayıda genç buradan geldi geçti. Bunlar çok yerde çok yönlü öyle ya da böyle hayatın içindedirler. Hayatımızı buna adadık. Kamu kurumlarının yapamadığını edebiyat dergileri yapıyor. Günümüz sığlığında onların varlığı tek tesellimiz ve gücümüz.” (2)

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.