İngiltere’de anayasal metinlerin olmaması nedeniyle, İngiltere’nin anayasasının olmadığını söylerler.
Cumhuriyet sistemiyle yönetilen ve demokrasinin tüm kurul ve kuralların uygulandığı ülkelerde anayasanın yazılı metin olarak olup olmaması çok da önemli değildir.
Anayasanız var ama uygulamıyorsanız, anayasanızın var olması çok da önem taşımaz.
Yeni anayasa yapılamaz mı?
Siyasi iktidarlar gelir gider ama anayasalar kalıcıdır. Gün gelir, yaptığınız anayasanın bazı maddelerinin uygulanması işinize gelmeyebilir.
Önemli olan, içinde bulunduğunuz koşullara uygun anayasa yapmak değil, yapılan anayasaya uygun yasalar çıkarmak ve o yasalara kesinlikle bağlı kalmaktır.
Anayasanıza bağlı kalmazsanız, ha anayasanız var, ha da yok, hiç fark etmez.
Anayasamız olsa da, olmasa da yasalarımız kamu ile kişiler, toplumlar, kurumlar ve kuruluşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, uyulmaması konumunda, gerekli yaptırımları uygulama alanına koyacak yasalarımız var.
Yasalarımız, olaylar karşısında hiçbir kimseye, kuruma, kuruluşa üstünlük tanımıyor. Yasalar karşısında herkes eşit. Yeter ki, yasalarımız doğrultusunda hareket edelim.
Daha önceki yazılarımın birisinde de belirtmiştim. İkinci Dünya savaşından sonra, bazı kurumların ya da imtiyazlı kişilerin yasaları farklı yorumlamaları yüzünden anayasalar ortaya çıkmıştır.
Bizde de anayasa 1960 ihtilalinden sonra kurulan Kurucu Meclis tarafından yapılmıştır. Belki de dünyadaki en ileri düzeydeki anayasalardan biriydi 1962 anayasası. Ama o zamanki iktidarlar, “Bu anayasa bize bol geldi, bunu biraz daraltmak gerekir” diye düşündüler. O günden bu yana anayasamız yüzlerce kez değişti.
O yüzden, sorun olan anayasa değil. Sorun, zihniyettir, tutumdur, anlayıştır.
Tutumlar, zihniyetler, anlayışlar değiştikçe anayasaları değiştirenler çıkacaktır.
Çünkü amaç üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir.