Yazının başlığındaki iki sözcükten ibaret olan anlamda, bir ders var mı okullarda, bilemiyorum. Özellikle, ilk ve orta dereceli okullarda ahlaktan söz edilir. Etkilenenler de olur, etkilenmeyenler de.
Dururken girmedim bu konuya.
Yerel gazetelerimizde bir haber vardı, bir ilçemizde ahlak dışı davranışta bulunan kişiyle ilgili. Konu Mahkemeye intikal etmiş. Biz, o konuya girmeyiz artık.
Bu konuda unutulmaz ders niteliğinde iki örneğe tanık olmuştum. İsim vermeden, tarih bildirmeden, bu iki örneği sunmak isterim.
Birinci örnek şudur:
Bir başka kentte, lise öğrencilerin gidip-geldiği yol üzerinde, ahlaken mazbut olmayan bir aile yaşar. Öğrencilerden laf atanlar olur o aileye. Aileden yaşlı bir adam çıkar, öğrenciler kaçar, gençliğinde de, ileri yaşlarında da, hiç kimse laf atmayan bir genç kaçmaz. Çünkü o laf atmamıştır. Adam, o gence kadar gelir ve derki; “Evladım, sizin ananız, bacınız yok mu? “Laf atmayan ve kendini suçlu saymayan genç, yaşlı adamın bu uyarısından çok etkilenir. Öğle ya; anasının, bacısının namusunu düşünen adam, bir başkasının namusuna dil uzatmaz. Karşısındakiler namussuz da olsa.
İkinci örnek de şudur:
Bir kentte görevi gereği çok sayıda Bay-bayan hastaya bakan bir doktor, ameliyat ettiği bir bayanın fiziki yapısı anlatır, geçici olarak hastaneye gelen, deneyimli bir başka doktora. O doktor sinirlenir ve der ki; “Herkes hastalığı nedeniyle doktora muayene olur, ameliyat olur. O bayanın namusu o doktora emanet edilmiştir. Emanete hıyanet etmek hiç kimseye yakışmaz, doktora hiç yakışmaz!…” Ameliyat edilen bayanın, hallerini anlatan doktor kıpkırmızı olur. Geçici olarak gelen deneyimli doktor, kalkar gider.
Toplumumuzdaki namus fukaralarının artması, onlar arasında yaşamak zorunda kalan insanlara cehennem azabı yaşatır.
Nasıl yaşarsınız böğle bir toplumda?
Aklıma bir halk ozanının dizeleri geliyor:
“Dedim düzelecek, dedi ne zaman
Arkasından baltasını biledi, biledi”