enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
31,0398
EURO
33,6556
ALTIN
2.036,33
BIST
9.374,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Açık
8°C
Gümüşhane
8°C
Açık
Cumartesi Açık
9°C
Pazar Açık
8°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
7°C
Salı Parçalı Bulutlu
8°C

Kadim Bir İlim ve Medeniyet Merkezi: Endülüs-6

12.01.2024 18:37
0
A+
A-

Hayaller Hakikate Evrilir Yahut Gemileri Yaktıran Endülüs Fatihi Târık Bin Ziyâd

“Gemileri yakmak” deyimini dilimize kazandıran hadisenin kahramanıdır Târık Bin Ziyâd… O, Emevîler zamanında, Afrika’nın fethi için vazifelendirilmiş, Mûsa bin Nusayr’ın azâdlı kölesidir. Târık bin Ziyâd, emrindeki dört gemi ve yedi bin asker ile 711 (H. 92) yılında Endülüs’e hareket etti. Askerler, İspanya’nın güneyinde gemilerden inip karaya çıktılar. Târık bin Ziyâd, bir rivayete göre bütün gemileri yaktırdı, sonra da askerlerine şöyle hitap etti: “Ey mücahit kardeşlerim! Görüyorsunuz, arkamızda deniz, önümüzde düşman var. Artık geriye dönüşümüz kalmadı. Düşmana saldırıp bu toprakları almadan başka çaremiz yoktur.”

Büyük bir öncü komutan olan Târık Bin Ziyâd, düşmana elçi göndererek onları İslâm’a davet etti. Bu teklifi kabul görmeyince, şiddetli bir savaş başladı. Târık Bin Ziyâd zorlu bir savaştan sonra, kral Doderiche’ye ulaşarak, bir kılıç darbesiyle onu yere serdi.

Endülüs fatihi Târık Bin Ziyâd, cesur, güçlü ve dirayetli bir komutandı. Aynı zamanda çok yetenekli bir hatipti. Sebte’den gemilerle İspanya’nın en güneyindeki Calpe bölgesine ulaşan Târık, karargâhını burada kurduğu için, iki kıtanın birbirine yaşlaştığı Cebelitârık, ismini ondan almıştır. Endülüs İslâm medeniyeti, bu gözü pek kahramana çok şey borçludur.

Zamana Meydan Okuyan İslâm Medeniyetinin Şaheseri: El-Hamra Sarayı

İspanya’da Endülüs İslâm Devletini kuran Müslümanlar, bu ülkede pek çok sanat eseri de meydana getirdiler. Bunların başında, 1232’de yapımına başlanan El-Hamra Sarayı gelmektedir. El-Hamra, İslâm mimarisinin Batı dünyasında en bilinen örneğidir. Burası İslâm mimarisinin gurur abidesidir. ‘Kızıl’ anlamına gelen “el-hamrâ” sıfatı, inşaatta kullanılan kil harcın kızıla çalan rengi sebebiyledir. Bu saray, tarih boyunca birçok tahribata maruz kalsa da, mevcut hâliyle dimdik ayaktadır.  Avrupa’daki engizisyon zulmüne karşı, İslâm’ın gülen yüzünü temsil etmektedir. Ayakta kalan İslâm saraylarının, tartışmasız, en şöhretli olanıdır.

El-Hamra Sarayı, Gırnata şehrine ve Darro Nehri’ne bakan, hâkim bir konumdadır. Arap Dünyası Enstitüsü eski Başkanı Edgar Pisani, Elhamra’yı bakın ne de güzel anlatır:

“Endülüs İslâm sanatını, Müslüman İspanya tarihinden ayrı düşünmek imkânsızdır… Elhamra inşâ edilirken hiçbir şey tesadüfe bırakılmamış, her detay itina ile hesaplanmıştır. Kavislerin bölünüşünde, tek ve çift sütunların hoşa geden bir tarzda yerleştirilmelerinde, kapı ve pencere yerlerinin tespitinde bunu anlamak mümkündür. İşte bu sayede harikulâde perspektifler ortaya çıkmış, avlularla açık salonlar arasında güneş ışığı, suların akışı ve gölgelerin oyunu buluşturularak, dış âlemle inanılmaz bir uyum ve zarafet sağlanmıştır. Bu, sanki el değince kırılıp dökülecek hissi veren yüksek bir zarafettir. Elhamra’yı gerçekten anlamak için, sarayın içindeki pek çok kitabeyi anlayarak okumak gerekir. Kur’an’dan alınan ayetlerin ve İbn-i Zamrak’la diğer Müslüman şairlerin mısralarının kazınmış olduğu bu kitabeler bazı duvarları tamamen kaplamakta, kemerler, kapı çerçeveleri ve sütun tekneleri boyunca uzayıp gitmektedir. Öyle ki, bu yazıları süsleme motiflerinden ayırmak neredeyse imkânsız haldedir. Evet, Elhamra konuşur. Hem de kutsal kitabının sesiyle konuşur.”(2)

Endülüs deyince aklıma eşref-i mahlukat insan, çağları şereflendiren İslâm gelir.

Endülüs deyince aklıma İslâm’ın çağları kuşatan, kibri değil mahviyeti hatırlatan  sevgisi, hoşgörüsü ve ihtişamı gelir. Endülüs deyince aklıma İslâm’ın çağlara hükmeden o güçlü sesini kendine ses eyleyen, sadece yaşadığı çağlara değil gelecek asırlara da hükmeden ilim ve sanat adamları gelir. Endülüs deyince aklıma insanı insan yapan yegâne değerler olan ilim, irfan, edep ve erkân gelir. Endülüs deyince aklıma akıl, mantık ve sağduyu gelir. Endülüs deyince aklıma uzun süre taht kavgalarıyla sarsılan Endülüs’ün son hükümdarı olan Ebu Abdullah Muhammed’in Gırnata’yı İspanyollara teslim ettikten sonra tepeden son bir kez daha şehre mahzun mahzun bakıp hüngür hüngür ağlaması ve onun bu mahzun hâlini gören annesi Ayşe Hanım’ın oğluna “Vaktiyle bir erkek gibi savaşarak savunamadığın şeyler için, şimdi bir kadın gibi ağlamak yaraşır sana.” sözleri gelir. Endülüs deyince aklıma millî şairimiz Mehmet Akif’in bu hazin öyküyü anlattığı “Endülüs tâcı elinden alınan bahtı kara,/Savuşurken o güzel mülkü verip de ağyâra,/Tırmanır bir kayanın sırtına etrâfa bakar;/Bırakıp çıktığı cennet gibi zümrüt ovalar,//Başlar ağlatmaya bîçâreyi hüngür hüngür!/Karşıdan Vâlide Sultan bunu pek haklı görür,/Der ki: Çarpışmadın erkek gibi düşmanlarla;/Şimdi, hiç yoksa kadınlar gibi ağla!” mısraları gelir. Endülüs deyince aklıma merhamet ve ihsan gelir, eşref-i mahlukat olan insan gelir, çağları şereflendiren İslâm gelir.

Kaynakça: 1. Kendi Gök Kubbemiz, Yahya Kemal Beyatlı, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları, İstanbul 1961

  1. tr.wikipedia.org/wiki/El_Hamra_Sarayı
  2. Endülüs İslâm Medeniyetinin Oluşumu (Yüksek Lisans Tezi), İbrahim Okuyan
Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.