Kimin ömür sermayesi ne kadardır, hangimiz bilebiliriz ki!…
Kimin ömür sermayesi ne kadardır, hangimiz bilebiliriz ki!… Onun için ‘kul hesap yaptıkça melekler güler’ derler. Çünkü bizim hesabımız Hakk’ın hesabını perdeleyemez. Ruhların hasat vaktini yüce Yaradan tayin eder ancak… Herkesin bir hesabı olsa da Hakk’ın hesabıdır mühim olan. Bizler O’nun gösterdiğinin ötesini göremeyiz hiçbir zaman…
Hiç beklenmedik bir zamanda imtihana duçar oldu şair… Zamansız ve amansız… Oysa külliyatına yenilerini eklemekti tek düşüncesi. Beğenilen yapımlardan “Deli Yürek” dizisinin senaryosu onun kaleminden dökülmüştü satırlara. Yeni bir çığırın ilk işaretleriydi beyaz sayfalara döktükleri. Ahlâkı ve mahremi zedelemeden de konuşabilirdi kalem… O konuşturdu işte. Kalemini kirletmedi nefes aldıkça. Kiralık düşüncelere itibar etmedi hiç….
Doğrunun peşinde koşmak…
Türkiye’de onlarca ulusal, yüzlerce yerel gazete, bir o kadar da yerel ve genel çerçevede yayın yapan dergi, yine onlarca ulusal, yüzlerce yerel televizyon kanalı, sayısını tahmin edemeyeceğiniz kadar çok radyo var. Bunların varlığından şikâyetçi değiliz elbette. Fakat bu kadar yayın organının çoğu boş ve geçici heveslerin peşinde koşmaktadır. Oysa bu yayın organları Türk kültürünün, Türk sanatının ve Türk edebiyatının hizmetine sunulsa yitik hazinelerimizi yeniden keşfetme imkânı bulacağız. Fakat bir türlü bu önemli alana kaymıyorlar. Belki bu sahanın ilgilileri yeterli değil; yapılanlar iltifat görmüyor. Onun için de bu alanda pek az yayın yapılıyor.
Ülkemizde kadınlar yakın zamana kadar ilim sahasında çok etkin değildi.
Ülkemizde kadınlar yakın zamana kadar ilim sahasında çok etkin değildi. Kadınlarımız genellikle işin içinde bizzat olmak yerine erkeklerin arkasında dağ gibi duran insanlardı. Geçmişte mevcut şartları zorlayıp bir yerlere gelen kadınlara ayrı bir saygı ve hayranlık duyuyorum. Geçmişle bugün arasında köprü kuran bu güçlü kadınların sayısı çok fazla değildir.
Bizler onu gündemde tutmak istemesek de ölüm hayatımızın bir parçasıdır.
Bizler onu gündemde tutmak istemesek de ölüm hayatımızın bir parçasıdır. Bizler onu unutsak da o bizleri hiç unutmuyor; vakit gelince kapımızı çalıyor. Ölümü korkutucu görmek ve göstermek amel eksikliğinin bir işaretidir. İnsanca ve Müslümanca yaşamışsanız ölüm hiç de ürkütücü ve korkutucu bir gerçek değildir. Necip Fazıl bu konuda ne de güzel söylemiş:
“Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?”
Güzel insanlar bizleri dünya gurbetinde yalnız koyup birer birer göçüyor.
Güzel insanlar bizleri dünya gurbetinde yalnız koyup birer birer göçüyor. Doğumlar da devam ediyor bir yandan ama gidenlerin yerleri kolay kolay dolmuyor. Yaşlı dünyamız her geçen gün asaletinden bir şeyler kaybediyor. Yıldızlar güneşini yitirince karanlığa gömülüyor mekân… Dünyamızın yıldızları mesabesinde olan ilim ehlinin göçü, değerlerin de göçünü hızlandırıyor. Onun içindir ki âlimin göçü âlemin göçü olarak görülüyor.