Nakşibendiliğin siyasette temsilinde etkin rol oynayan Erbakan, Nakşibendî tarikatının Halidiye koluna bağlı Gümüşhânevî Dergâhı şeyhi Abdülaziz Bekkine’nin bağlılarından biriydi. Onun İslâmî hissiyatının teşekkülünde Bekkine’nin fikirlerinin etkisi olmuştur. Zira Erbakan Hoca’nın, Abdülaziz Bekkine’yle irtibatı ta İTÜ’de talebe olduğu yıllarda başlamıştı. Türkiye’deki İslâmcıların partileşmesinde Bekkine’nin telkinlerinin büyük rolü vardır.
Erbakan, sekiz büyük Müslüman ülkeyi (Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye) bir araya getirerek Ekonomik İşbirliği Teşkilatı olan D-8’in kuruluşunda aktif rol oynamıştır. O, fikrî bağımsızlığın iktisadî bağımsızlıkla mümkün olduğunu bildiği için İslâm ülkelerinin bir ve beraber olmasını sağlamaya çalışmıştır. Dünyayı birkaç zengin devletin oyuncağı hâline getiren küresel sömürüye “dur” demiştir.
Erbakan Hoca, Türkiye’de demokrasiyi sekteye uğratan darbelerden en çok etkilenen liderlerden biriydi. 12 Eylül Darbesi’yle siyaset yapma hakkı elinden alınan ve tutuklanan Erbakan, 28 Şubat Postmodern Darbesi’yle de başbakanlık koltuğunu kaybetmişti. Lâikliği ve Atatürkçülük’ü kendilerine maske yapan 28 Şubat cuntasının paşalarıyla yaptığı MGK toplantılarında boncuk boncuk terler dökmüştü. Milletin tanklarını, milletin oylarıyla seçilenlere doğrultan cuntaya karşı dirense de, çıktığı siyasî destek turlarından beklediği desteği alamamıştır. Böylece Namık Kemal’in belirttiği üzere “Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetden /Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten” deyip noktayı koymuştur.
Erbakan Hoca’yı sevmek sade bir insanı sevmek değildi.
Onu sevmek boynu bükük bir güle su vermekti. Aç kurtlara karşı kuzudan yana olmaktı onu sevmek. Onu sevmek Kudüs’ü vatan bilmekti mahzun ümmete. Bir muştunun eşiğinde bir ömür beklemekti onu sevmek. Onu sevmek Nemrutlara karşı İbrahimce bir duruştu. Bilâl-i Habeşî’yi öz kardeş bilmekti onu sevmek. Onu sevmek her doğan güne binlerce umut sığdırmaktı. Dalgalanan hilâle ölesiye sevdalanmaktı onu sevmek.
Onu sevmek boşa akıp giden zamana hükmetmekti. Vahdetin sofrasında ağıyı bal eylemekti onu sevmek. Onu sevmek dermanı dertte aramaktı. Soylu kavgalarda gözü pek bir yiğit olmaktı onu sevmek. Onu sevmek ateşten gömlek giymekti cihat meydanlarında. O ağır İslâm ve iman davasını sırtlamaktı onu sevmek. Onu sevmek ateş denizlerinde baruttan gemiler yüzdürmekti. Ferhat gibi, Şirin’e varmak için dağları delip yol eylemekti onu sevmek.
Onu sevmek karanlıkların üzerine yürümekti iman güneşiyle. Coşkun nehirler misali yarınlara akmaktı onu sevmek. Onu sevmek sevgiye yol almaktı aşkın kılcal damarlarında. Mahzun ümmetin derdine hemdert olmaktı onu sevmek. Onu sevmek siyahî bir insanı beyaz tenliden ayırmamaktı. Ateşîn sabır sarmaşıklarına tutunmaktı onu sevmek. Onu sevmek aşk lisanıyla konuşmaktı bütün meseleleri. Hasretle yanan yürekleri gülistana çevirmekti onu sevmek. Onu sevmek Hamza için gözyaşı dökmekti Cebel-i Uhud’da. Yalancı cennetleri elinin tersiyle itmekti onu sevmek. Onu sevmek bir hüzün şafağında aşkın en onulmazıydı. Filistin’de, Keşmir’de zaferin kozasını örmekti onu sevmek. Onu sevmek keskin bir ustura ağzında yalınayak yürümekti. Fırtınalı denizlerde bağrını deli rüzgârlara açmaktı onu sevmek. Onu sevmek bütün müminlere şefkatle nazar eylemekti. Halka halka büyüyen ebedî bir muhabbetti onu sevmek.Onu sevmek tevhidin ırmaklarında yıkanıp arınmaktı. Ak bir güvercinin teleğiyle barış türküleri yazmaktı onu sevmek. Onu sevmek yarına dair düşleri sabrın bileği taşında bilemekti. Sevgiye ölümsüz mânâlar yüklemekti onu sevmek.