Her kentin olduğu gibi Gümüşhane’nin de, alt ve üst yapıyla ilgili olarak birçok sorunları vardır. Bu sorunlardan kimisi Belediyenin görevleri arasındadır. Kimisinin çözümü de hükümetlerin ödenek ayırmasına bağlıdır.
Halkın bu sorunların çözümünde hiçbir katkısı olmayacak mıdır?
Elbette, çeşitli alanlardan eğitim yapan, eli kalem tutan, düşünce üretebilecek kapasitede olanlardan, “Bana ne?” demeden yaşadığı kente katkıda bulunmak gibi sorumlulukları da vardır.
Bir gün, kütüphaneye çıkan merdivenler üzerinde kız ve erkek üniversiteli gençler oturmuş basamaklara, çekirdek yiyor ve kabuklarını da merdivenler üzerine bırakıyorlardı.
Önce, benim geçeceğim kadar yer açmaları gerekiyordu. Yan yana oturan iki kişiden (biri kız, diğeri erkek) yerlerinden kalkmadı da, biri sağ tarafına, diğeri de sol tarafına eğilerek, aralarından geçmemi sağladılar.
Kendilerine, “arkadaş olarak bir araya gelmeniz, sohbet etmeniz doğaldır. Ama çekirdeklerini kaldırımlarda bırakmanız doğru mu? Diye sordum. “Belediyenin işi ne, temizlesin” dediler.
Caddeleri, sokakları temizleme işi belediyeye ait ama biz niye kirletelim?
Çekirdek aldığınız yerden fazladan bir poşet isteseniz verirler, çekirdekleri de o poşetin içine atıp, çöp kutusuna bıraksanız daha iyi olmaz mı? Dedim. Cevap vermediler.
Yaşadığımız kente, burada oturanlar olarak, bizim de ihanetlerimiz yok mu?
Örnek vermek gerekirse; Bina yaparken imar planına göre yapmıyoruz. Kimimiz yola, kimimiz başkasının arsasına giriyor. Elimizdeki kâğıt parçalarını, araba kullanıyorsak arabada içtiğimiz sigara izmaritlerini sokağa atmaya, yollara, kaldırımlara tükürmeye, kaldırımları uzun süre sohbet ederek işgal etmeye, küfürlü konuşmaya hakkımız var mı?
Belediyenin bir hizmetini takdir etmek, bir hatalı eylemini, kimseyi kırmadan incitmeden, gerek sözlü olarak, gerek basın aracılığıyla duyurmak görevimiz değil mi?
Belediyenin uygulamaya koymak istediği projelerde, (o konuda uzmanlığımız varsa) yardımcı olmak sorumluluğumuz yok mu?
Bu konuları yıllarca yazdığımız anımsıyorum. Belki ifade tarzımız farklı ama amaç aynı.
Gümüşhane Ticaret ve Sanayi odası, kendi üyelerinden Gümüşhane’nin sorunlarını yazılı olarak yazılmasını istemişti. Konu tam da benim bu yazımda üzerinde durduğumuz gibiydi.
Bu kendi hepimizin insanca yaşanacak bir kent konumuna getirmek gibi bir görevimiz olduğunu unutmamalıyız.
Bu görev, uygar olmamızın da bir ölçüsüdür.