enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

  Gümüşhane Deyince Aklıma Gelenler-16

01.10.2025 13:10
0
A+
A-

“Âşık Mevlüt İhsanî’nin gözümdeki ve gönlündeki yeri bir başkaydı.”

Şâir Zülfikâr Yapar Kaleli, hecenin yaşayan en önemli şairlerinden biridir. Bir iki şiir dışında şiirlerinin tamamını milli ölçümüz olan hece ölçüsüyle yazmıştır. Bakmayın tevazudan dolayı geri durduğuna, o heceyi çok iyi bilen ve Türkçeyle yoğuran usta bir isimdir. Onun hece tarzı şiirleri usta işidir. İmgeleri zorlama değildir. Gelenekten hakkıyla ve lâyıkıyla faydalanır. Edebî sanatları yerli yerinde ve ustaca kullanır. Hecede büyük bir önem arz eden duraklara hakkıyla uyar. Yine vaktiyle bu konuda kendisine sorduğum şu soruya doyurucu bir cevap vermişti: “Şiirlerinizi hece ölçüsüyle, halk şiiri nazım şekillerini kullanarak yazıyorsunuz. Bu konuda bir üstadınız oldu mu? Halk şiirinde kimleri beğenirsiniz?” “Ben çok çocuklu bir ailenin çocuğuyum. Babam inşaat işleri yapardı. Ona yardımcı olabilmek amacıyla yazın gurbete giderdik kardeşlerimle. Genel olarak küçük işler olması münasebetiyle Kars olurdu gurbetimiz. İnşaatta gündüz çalışır, ellerimin paramparça olmasına aldırmadan akşam âşıklar kahvesine gider, gece geç saatlere kadar âşıkları bıkmadan, usanmadan seyrederdim.  Yurdun her yerinden âşıklar kahvesine âşık gelirdi. Bu sebepten âşıkların çoğunu tanıdım. Bu tanıma sonradan tanışmaya ve sohbete dönüştü. Bu âşıkların hepsini sevmişimdir. İçlerinden birini daha çok sevmişimdir. Onun yeri gönlümde çok özeldi, hâlâ da özelliğini koruyor. Âşık Mevlüt İhsanî. Mevlüt İhsanî âmâydı ama harika şiir yazardı. Sonradan ustayla çok sohbetlerimiz olmuştur. İzmit’e göçtükten sonra telefonla konuşurduk. Ölümüne yakın yine konuşmuştuk,  hasta olduğunu söylemişti.  Hak vaki olduğunda Ustaya ithafen “Ağladım” diye uzun bir şiir yazdım. Kelimeler yetersiz kalsa da, şiirimde onu şöyle tasvir ettim: “Aylardan Kasım’dı buz tuttu yürek/Bu buzun sırrını çözmemiz gerek/Vatanım, cennetim, annem diyerek/Toprağı, bayrağı sardım ağladım//Kâinat ağladı, gözyaşı döktü/Felek kement attı boynumu büktü/Sevda zebanisi silahı çekti/Vuruldum, bağrımı yardım ağladım//Gam gelir tazeler yürekte derdi/Nerede bulurum sen gibi merdi/Vakit tamam oldu, vuslata erdi/Mevlit’i İhsan’la kardım ağladım.”

Kaleli, öğretmen olması hasebiyle Türkçeyi çok iyi ve titiz kullanan bir şairdir.

Zülfikâr Yapar Kaleli, belki öğretmen olması hasebiyle Türkçeyi çok iyi ve titiz kullanan usta bir şairdir. O asla çalakalem yazmaz, şiiri bir sürece yayarak yazar. Bununla ilgili olarak kendisine sorduğum : “Üslup sahibi bir şairsiniz. Yüzlerce şiiriniz var. Bir şiirin yazılma sürecinden bahseder misiniz? Kaleli bir şiire nasıl oturur, nasıl geliştirir, nasıl tamamlar?” sorusuna verdiği cevap onun şiire kadar ne çok değer ve emek verdiğini gösteren çarpıcı bir cevaptır: “Benim elimde veya cebimde not kâğıtlarım veya defterim vardır. Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda, herhangi bir nedenle gönlüme düşen sözü bir veya iki dize olarak not ederim. Bu notlarımı eve gelince bilgisayarda “Şiir Atölyesi” adındaki özel dosyama kaydederim. Burada günlerce, hatta aylarca kaldığı olur. Ama hep gözümün önünde durur.  Zamanla buna bir dize, bir kıta eklediğim olur. Duygularım çok yoğunsa şiire dönüşür, yoğun değilse ısınmaya bırakılır, ta ki şiir olma vasfını kazanana kadar. Şiir bitmiş olsa da düzenlenmesi gereken yerleri olabileceği düşüncesiyle orada bir süre daha kalır. Bittiğine emin olduğum zaman şiirciği “Basılmamış Şiirler” dosyasına aktarırım. Orada çok sık bakılmasa da, arada bir bakıp irdeleme fırsatım olur. Burada da işin bittiğine kanaat getirdiğim zaman şiiri okuyucunun beğenisine sunarım. Gelen teklif ve eleştirileri dikkate alırım. Haklı gördüklerimi şiirciğe uygular, şiir hâline dönüştürürüm.”

Hecenin (geleneksel nazmın)  son dönemdeki önemli bir şairi olan ve milletin dertleriyle dertlenen, sevinçleriyle de mutlanan  Zülfikâr Yapar Kaleli, şiirlerini hiçbir karşılık beklemeden halk için yazmıştır. Yani o, Hakk’ı ve hakikati halka anlatmıştır. Şiirlerinin yayımlandığı “Antoloji” sitesinde Sevgili okuyucu, bu sayfalarda şiir adına Hakk’a ve hakikate yaraşır ne varsa babamla annemin helâl ekmeklerin ve helâl emeklerinin mütevazı bir semeresidir. Ne kadar hata ve yanlış varsa kabahatlisi benim. Büyük sevdalara adanmış şair yürekli insanların arasında şiir yazmak zor değil. Zor değil, koskoca bir mâzinin tül kanatlarında uyuyan, uyanınca geleceğin büyük Türkiye’sinin ufkunda tuğ olan ruhların ürperişlerini kâğıda dökmek. Bu şiirler ‘çirkefin yorganına’ sığmadıkları için,’küfrün urganına’ çekilen, geleceğin hâmisi gönül erlerinin hikâyesidir. Ben onların acısını ta iliklerimde hissettim. Onların bitmez tükenmez Eyyûbî sabrına şahit oldum. Bu kadar ağır sorumluluğun, bu kadar ağır vebalin semeresi olan bu şiirlerden maddi bir çıkar beklemek, hem sevdiklerime ihanet hem de inançlarımı inkâr olur. Bu yüzden bu şiirleri isteyen istediği yerde, istediği şartta, istediği ortamda yazabilir, okuyabilir, yayımlayabilir, besteleyebilir, türkü veya şarkı yapabilir, kasete okuyabilir, radyoda çalabilir. Bunun için bizden ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak bir ricam var, lütfen şairinin adıyla olsun. Hakkımız helâl olsun.”şöyle bir “Taahhütnâme” kaleme alarak okurlarına şöyle seslenmiştir: ”

Şâir Zülfikâr Yapar Kaleli dosttur, dost canlısıdır. Eylemleriyle, duygu ve düşünceleriyle yüzde yüz yerli ve millidir. Bu çağın Yunus’udur. Anadolu’nun sıcaklığını yüzünden ve (s)özünden yansıtan bizden biridir. Gümüşhane’nin yüz akıdır. Hemen her şehirde böyle güzel bir sima vardır ve de olmalıdır.  Gümüşhane onunla daha güzel. Rol model arayan gençlerimiz onun yazdıklarını okumalı ve de içselleştirmelidir. Allah kalemini ve kelâmını daim ve kaim eylesin. Rabbim vücuduna sağlık, ömrüne bereket ihsan eylesin.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.