enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Dünden Bugüne Türk Kültüründe Hıdrellez Bayramı-1

17.04.2025 12:07
0
A+
A-

Faruk Nafiz Çamlıbel’in deyimiyle “Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek”

Tarih boyunca bizleri birbirimize bağlayan ve sımsıkı kenetleyen kadim kültürel değerlerimiz vardır. Bu değerler öyle kısa bir zaman diliminde elde edilmemiştir. Bin yılların ürünüdür kültürel değerlerimiz. Onlar bizi ayakta tutuyor, onlar sayesinde tek yumruk oluyoruz. Bazı bölgelerimizde gelenek ve göreneklerimiz hukukî kaidelerden ve dinî inançlarımızdan daha tesirli olabilmektedir. Çünkü öyle geleneklerimiz vardır ki bunlar Türklerin İslâmiyeti kabulünden daha eskilere dayanır. Hayatımıza müspet tesirleri olan ve İslâmiyetle çatışmayan örf ve âdetlerin yaşatılmasında sayısız faydalar vardır. Bir zamanlar, Türk şiirinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilen ve Beş Hececilerden biri olan Faruk Nafiz Çamlıbel, Batılı kültürü yerli kültüre tercih eden, kimliğini kaybetmiş mankurtlara ve kültürel değerlerini Doğu milletlerinkinden üstün gören Batılı milletlere şöyle sesleniyordu: “Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,/Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar!/Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek/İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar”

“Beş Hececiler”den Faruk Nafiz Çamlıbel’in milli duygularımızı dillendiren “Sanat” şiirindeki duygu ve düşüncelerine katılmamak mümkün mü? Gerçekten de bizim kültürümüz ve sanatımız Avrupa’nınkiyle kıyaslandığında bizimkinin çok daha zengin olduğu ayan beyan görülür. En azından bu hususta alnımız ak, başımız dik olmalıdır. Bize kültür ve medeniyetten dem vuranların, hatta ders vermeye kalkanların tarihine ve kültürüne bakınca olumlu manada fazla bir şey göremeyiz. Ya bizim millî ve manevî birikimimiz? Bu değerleri yaşamayı bir kenara bırakın, bunları öğrenmeye bile bir ömür yetmez. Yine aynı Çamlıbel, “Sanat” şiirinin devamında muhataplarının yüzüne şu kararlı ifadeleri adeta bir şamar gibi indiriyor: “Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken/Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz/Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken/Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz”

Türk kültürünün en mühim unsurlarından biri de Hıdrellez Bayramı’dır.

Israrla belirttiğimiz gibi dünden bugüne, bugünden yarına kuvvetli bir köprü vazifesi görecek zengin kültürel birikimlerimiz vardır. Anadolu’nun dört bir köşesi bunların nişaneleriyle doludur. Fakat bunların kıymetini bildiğimiz söylenemez. Hatta ülkemizde bu zenginliğin farkında olmayan, Avrupa’ya gıpta eden, Batı’nın kültürel kaynaklarından beslenmeyi marifet sayan özüne yabancılaşmış sözde aydınların sayısı hiç de az değildir.

Anadolu, dostluğun ve kardeşliğin doyumsuz güzelliklerinin yaşandığı bir toprak parçasıdır. Bu coğrafyada nice güzellikler paylaşılmıştır bugüne dek… Farklılıklarımız gökkuşağının renkleri misali apayrı bir zenginlik ve güzellik katmış kültür atlasımıza. Bazıları, farklılıklarımızı çatışma unsuru haline dönüştürmenin çirkin ve aşağılık mücadelesini vermişse de sağduyu her zaman galip gelmiştir. Dostluk ve kardeşlik daima kazanmıştır. Zira doğruların aydınlığı, yalanların karanlıklarını bastırmaya muktedirdir.

O kadim müspet geleneklerini yaşatmayan milletlerin devamına zinhar imkân yoktur. Onlar milleti kaynaştıran çimento kabilindendir. Geleneklerimiz ceddimizin bize mirasıdır. Geleneklerimiz hayat tarzımızı ve dünyaya bakış açımızı yansıtırlar. Atalarımıza saygı duyuyorsak bunları yaşatmak da boynumuzun borcudur. Fakat olumsuz gelenekleri de cahillik sayıp bir an evvel terk etmeliyiz. Töre cinayetlerini bu grup içerisinde sayabiliriz.

Türk kültürünün en mühim unsurlarından biri de her yıl mayıs ayının altısında kutlanan Hıdrellez Bayramı’dır. Bu, mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Türkiye’de ve Türk dünyasında benimsenen bir bayramdır. Rûz-ı Hızır (Hızır Günü) olarak adlandırılan hıdrellez, Hızır ve İlyas peygamberin yeryüzünde buluştuklarına inanılan bir gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında “hıdrellez” şeklini almıştır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.