enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Bir Elmanın İki Yarısı: Azerbaycan ve Karabağ-2

14.02.2024 13:46
0
A+
A-

Tarihin kıskacında bir milletin amansız serencamı ve hürriyete kavuşması 

Türklük göğünün parlak yıldızlarından biri olan Azerbaycan’ın yerleşim tarihi milattan önceki altı binli yıllara kadar gitmektedir. Bu topraklarda kurulan ilk devletin Manna Krallığı olduğu söylenir. Bu topraklar 6. ve 7. yüzyıllarda Bizans-Sâsânî savaşlarına sahne olmuştur. Söz konusu topraklar 624’te Bizans İmparatoru Herakleios tarafından zapt edilmiştir.

Azerbaycan 12.-14. yüzyıllar arasında sırasıyla Moğollar, Hârizmşahlar ve Timurluların hâkimiyetine girmiştir. 1222 ve 1231 yıllarında Azerbaycan, Moğollar tarafından yağmalanmıştır. Celâleddin Hârizmşah 1225’te Tebriz’i ele geçirmiş, Hülâgû Han’ın kurmuş olduğu İlhanlılar Devleti’nin sınırları 1231’de Güney ve Kuzey Azerbaycan’ın topraklarını da içine alacak kadar genişlemiştir. Timur’un ölümünden sonra Azerbaycan, Moğol istilâsından kurtulmuş, daha sonra sırasıyla Karakoyunlular ve Akkoyunluların idaresi altına girmiştir. 16. yüzyılın başlarında Akkoyunlu Devleti’nin yıkılmasıyla Azerbaycan Safevîlerin eline geçmiştir. Şah İsmail, Tebriz’i başkent yaparak bölgede hâkimiyeti sağlamıştır. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Zaferi ile Tebriz ve Güney Azerbaycan Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Sonradan tekrar Safevîlerin eline geçen bölge, 1534’te Kanunî Sultan Süleyman döneminde Makbul İbrahim Paşa tarafından yeniden alınmıştır. Aynı sene Irakeyn Seferi’ne çıkan Kanunî, Bağdat’a giderken bütün Azerbaycan’ı da kontrolü altına almıştır.18. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı Devleti’nin bölgedeki nüfuzu zayıflayınca Ruslar tabir caizse Azerbaycan’a dadanmıştır.

Azerbaycan’a ilk Rus akını 1735 yılında Nâdir Şah zamanında olmuştur. II. Katerina döneminde Rusların güneye doğru ilerlemesi artarak sürmüştür. 1758’de Kuba bölgesi ve Kafkasya’nın büyük bir kısmı Rus idaresine girmiştir. Ruslar 1805’te Gence Hanlığı ile yaptıkları savaştan sonra bölgeyi ele geçirmişlerdir. 1803-1813 Rus-İran savaşlarının sonunda imzalanan Gülistan Antlaşması ile (1813) Gence, Şeki, Bakü, Derbend, Kuba ve Taliş hanlıkları Rusya, Güney Azerbaycan hanlıkları ise İran hâkimiyetine bırakılmıştır.

Geçmişte Azerbaycan’la Türkiye’yi farklı kökten göstermeye çalışmışlardır.

Kaçar Hanedanının veliahdı Abbas Mirza kumandasındaki bir İran ordusunun Kuzey Azerbaycan’a girmesi üzerine Ruslar, İran ordusunu yenerek Tebriz’i ele geçirmişlerdir. Daha sonra bu topraklar Rusların eline geçmiştir. Zorda kalan İran, Rusya ile bir antlaşma yapmak mecburiyetinde kalmıştır. Bu iki ülke arasında imzalanan Türkmençay Antlaşması (1828) ve Osmanlı-Rus savaşlarının neticesinde imzalanan Edirne Antlaşması (1829) ile Azerbaycan’ın milletlerarası statüsü açıklığa kavuşmuştur. Antlaşmalar sonucunda Aras nehri ile Talış Dağları sınır olmak üzere Azerbaycan ikiye ayrılmıştır. Revan ve Nahcıvan hanlıkları Rusya’ya bırakılmış, bununla da yetinilmemiş, Hazar Denizi de Rus egemenliğine geçmiştir. Anlaşma sonrası Azerbaycan’ın kuzeyi Ruslara, güneyi ise İranlılara bırakılmıştır. İşte ta o günlerden beri güneye yerleşen İranlılar buradaki Türklere “Azeri” demeye başlamıştır. Bunun yegâne amacı  Azerbaycan Türklerine kendi kimliklerini unutturmaktır.

Görünen o ki bugünkü Azerbaycan toprakları Büyük Selçuklular tarafından Türk yurdu hâline getirilmiştir. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Azerbaycan’a düzenlediği ilk fetih teşebbüsünden bir netice alamamış, bölgeye ancak 1054 yılında hâkim olabilmiştir. Tuğrul Bey’in ölümünden sonra Sultan Alparslan neredeyse bütün Azerbaycan’ı Selçuklu İmparatorluğu’na katmıştır. Anadolu fatihi Alparslan, kardeş Azerbaycan’ın da fatihi olmuştur.

Vaktiyle Rus esaretinin hakim olduğu yıllarda Türkiye ile Azerbaycan arasında aynı kökten gelmiş olmanın beraberinde getireceği dostluk ve muhabbeti engellemeye yönelik eylemlerin ardı arkası kesilmemiştir. Türkiye ve Azerbaycan halkları farklı gösterilmeye çalışılmıştır. Bunun yansıması olarak Azerbaycan topraklarının sahibi olan bu insanlara “Azeri Türkü” yerine sadece “Azeri” denmiştir. Yine bu bağlamda soydaşlarımızın konuştuğu dile “Azerbaycan Türkçesi” değil “Azerice” denmesi yeğlenmiştir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.