enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
32,9345
EURO
35,3483
ALTIN
2.457,38
BIST
10.679,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Hafif Yağmurlu
17°C
Gümüşhane
17°C
Hafif Yağmurlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C

Asil ve Necip Bir Milletin Kıyameti ve Kıyamı-4

09.02.2024 13:08
0
A+
A-

O gece ve akabindeki günlerde evsiz kalanlar yurdun dört bir yanına dağılarak muhacir oldular. Yurdumun gönlü zengin insanları onları bir “Ensar” anlayışıyla bağırlarına bastılar. Gelenlerin çocuklarını evlâdı, anne babalarını ise kardeşleri yerine koydular. Bu bağlamda bizler de bugünün muhacirlerinin yarın ensar olabileceğini hesap ettik umarsızca. Bir dilim ekmeğe, bir kâse çorbaya, bir bardak çaya, bir çift çoraba, ayakkabıya muhtaç olabileceğimizi düşünerek empati yaptık. Mevcut hâlimize şükrettik yüz bin kere.

İslâm’ın ve ümmetin gönülden yaralı bir ferdi olarak biliyorduk ki bu dünyada mal, mülk ve servet namına her ne varsa Allah’ındı. Bizler sadece onların geçici bekçileriydik. Bizim olanlar, sadece gönülden tasadduk ettiklerimizdi. Zira İslâm inanç sisteminde kolektif şuur esastı. Bu rahmanî inançta cemiyetin huzuru, ferdin huzurundan önce gelirdi.

Bir Müslüman’ın derdi diğer Müslümanları da dertlendirmeliydi.

Hangi coğrafyada yaşarlarsa yaşasınlar Müslümanlar kardeşti(r)ler. Kişi kardeşini darda görünce ona yardım elini uzatırdı. Bütün Müslümanlar bir ailenin fertleri, hatta bir vücut gibiydi. Vücutta bir aza rahatsız olduğunda bütün vücut rahatsız olurdu. Öyle de bir Müslüman’ın derdi diğer Müslümanları da dertlendirmeliydi. Müminler birbirlerinin yaralarına ilaç olmalıydı. Bütün bunlar İslâm’ın üzerimize yüklediği mühim sorumluluklardı.

“Bir Müslüman’ın sıkıntısını gidereni veya bir mazluma yardım edeni, Allahü teâlâ affeder(di).”, “Bir din kardeşinin ihtiyacını gideren, ömür boyu Allahü teâlâya ibadet etmiş gibi sevap kazanır(dı).”, “Allah indinde, en kıymetli amel, mümini sevindirmek, sıkıntısını gidermek, borcunu ödemek veya karnını doyurmaktı.”, “Allahü teâlâ, bazı kimseleri, insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaratmıştı. İnsanlar, ihtiyaçları için onlara başvururlardı. İşte bunlar, kabir azabından da emindiler.”, “Allah katında en kıymetli amel, bir Müslüman’ı sevindirmek yahut bir sıkıntısını gidermek veya sabrını taşıran bir kederini ortadan kaldırmak yahut borcunu ödemekti.”, “İnsanların iyisi, insanlara iyilik edendi.”, “Arkadaşın iyisi, arkadaşına, komşunun iyisi ise komşusuna iyilik edendi.”, “Sizin en iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenen ve kötülük etmeyeceğinden emin olunandı.”, “Hayra vesile olan, hayır işlemiş gibiydi. Allahü teâlâ, sıkıntıya düşene, çaresize yardım edeni sever(di).”

Varlıkla yokluğun ince çizgisinde, varlıktan aldığımız güçle birliğin ve beraberliğin eteklerine yapışarak selâmet sahiline çıktık. Bizi ancak insanî duygular kurtaracaktı. Kirpiklerimizin nemini ve ıslaklığını sağduyulu davranışlar bertaraf edecekti. Kanayan yaralara birlik ve beraberlik merhem olacaktı. Gönüllerimiz ondan aldığı güçle yükseklere havalanacak, zirveler ve tepeler daimi ikametgâhımız olacaktı. Böylelikle eziklikten, ruh çalkantılarından ve buhranlardan azade, gönül huzuru içerisinde geleceğe yol alacaktık. Bu da hayata sımsıkı sarılmamızı beraberinde getirecek, verimimizi yükseltecekti. Nitekim öyle de oldu. Depremin acımasızca vurduğu, her ne varsa derdest ettiği bir millet küllerinden doğdu.

Ölümün bir heyûlaya dönüştüğü 6 Şubat bizim için artık bir milât sayılır.

Ölümün bir heyûlaya dönüştüğü, acının kılcal damarlarımıza kadar sirayet ettiği 06 Şubat bizim için artık bir milât sayılır. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, olmamalıdır da. Vaktiyle üzerimize düşeni yapmadığımız için suçluyuz. Hafıza-i beşer nisyan ile malul olsa da ne olur bu acıyı unutmayalım. Yarınlarımızı inşa ederken göz önünde bulunduralım.

Asrın felâketinde, hammaddesi et ve kemik olan bizleri eşref-i mahlûkat derecesinde insan yapan merhametin bütün afetlerden büyük olduğuna şahit olduk. Belli ki deprem bir dönemeçti bizler için. Onunla birlikte evsiz kalsak da, (s)özümüze döndük, kalbimize döndük. Nihayetinde şefkat ve merhametiyle bütün âlemleri kuşatan Rabbimize döndük.

Bütün eksikliklerimize rağmen biz çok büyük bir devlet ve milletiz. Bunu tarihî hadiseler yüzlerce kez ispatlamıştır. Birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olduğumuz sürece düştüğümüz yerden kısa zamanda kalmış, yürümüş, hatta hedeflerimize koşmuşuz.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.