13 Ekim 1923 tarihinde Ankara, başkent ilan edildi. Bunun başlıca nedeni TBMM’nin ve Heyet-i Temsiliye’nin Ankara’da toplanması ve stratejik bakımdan ortada olması idi ki Mustafa Kemal Ankara’ya 27 Aralık 1919 tarihinde, Milli Mücadele Hazırlık Safhası’nda gelmişti.
Ankara’nın başkent olmasını isteyen kişi ise İsmet İnönü’dür. Bu verilen kanun teklifi meclisin büyük bir çoğunluğunun evet oyu vermesi ile kabul edilmişti. Ankara’nın başkent olması anayasanın değişilemez ilk dört maddesine eklenecekti. Bir de bütün illerin ismini önerge ile değiştirebilirken Ankara’nın adını değiştiremezsiniz. Böyle ilginç bir bilgi… Başkent olduğundan ötürü çoğu sivil toplum örgütünün, siyasi partinin başkenti vs. merkezi Ankara olacaktı.
Ankara’da deniz yok belki de ama Kurtuluş Savaşı’nda kararların alındığı o kadar yer var. Mesela Eski Ziraat Mektebi, Çankaya Köşkü, Kurtuluş Savaşı Müzesi, Atatürk Orman Çiftliği, Anıtkabir, Devlet Mezarlığı, Ankara Kalesi, Ankara Etnografya Müzesi vs. gezilecek yer çoktur. Peki neden İstanbul değil de Ankarai? Bunun cevabı çok basit. İşgalden yeni çıkmış bir ildi İstanbul… Ankara kısacası saklı bir kutudur. O kutu bir açılırsa Türkiye Cumhuriyeti’nin felaketi olur o yüzden vatanımızı daima ve daima savunmamız gerekir. Unutmamak lazım ki “vatanda bir kutsal topraktır ve öyle de kalacaktır.” Paragrafı Ruhi Su’nun Ankara’nın Taşına Bak türküsünün bir kıtası ile bitirmek isterim:
“Ankara’nın taşına bak.
Gözlerimin yaşına bak.
Uyan, uyan Gazi Kemal!
Şu feleğin işine bak.”
Hepinize iyi günler dilerim. Esenlikle kalın, Atatürk ile kalın, bilim ile kalın, gençlikle kalın ve en önemlisi sağlıcakla kalın.