Gazze’siyle, Kudüs’üyle Filistin yıllardan beri büyük bir imtihan veriyor. O yaygın teşbihle (Cahit Zarifoğlu’nun deyimiyle), “Kudüs bir sınav kağıdı, her mümin kulun önünde.” Aslında sadece müminlerin değil, insanlıktan nasibini almış, vicdanlı ve duyarlı Hıristiyan’ıyla, Yahudi’siyle bütün insanlığın önünde duruyor. Bu imtihanda başarılı olmak için samimiyet birinci şarttır. Adaletin, hakkaniyetin izinde, doğru zamanda ve doğru yerde (Hakk’ın ve hakikatin yanında) konumlananlar doğru cevaplara ulaşacaktır. Bu sınavda vicdanlarla cüzdanlar yarışacaktır. Neticede cüzdanlar vicdanlara yenilecektir inşallah.
Gazze deyince aklımıza derdest edilmiş binalar, bombalanan hastaneler ve okullar, yarım kalmış hayatlar, sedyeler, ambulanslar, yangınlar, açlık ve susuzluklar geliyor ne yazık ki. Gazze artık Ortadoğu’da, Filistin’de bir şehir adı olmanın çok ötesinde direnişin ve dik duruşun en güzel sembolüdür. Onca acılara rağmen Hakk’a ve hakikate teslimiyetin şiarıdır.
Sözde medeniler bu zulmü ve kanlı gözyaşını görmezlikten geliyor.
Önyargılı bazı kesimler Gazze’deki acının faturasını Hamas’a kesmeye çalışıyor. Hamas’ın saldırıları olmasaydı bu zulüm olmazdı, demeye getiriyorlar. Gazze’deki kanlı hadiseler, aslında 7 Ekim’de, Hamas’ın İsraillilere saldırmasıyla başlamadı. Bunun tarihî ve derin bir arka planı mevcuttur. 7 Ekim olayları bardağı taşıran son damladır.
- yüzyılda, milenyum çağında, sözde medenî Avrupa’nın ve ABD’nin gözleri önünde (hatta desteğiyle) kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir şehir, onca peygamberi bağrına basmış köklü bir devlet haritadan siliniyor. Sözde medenî devletler bu soykırımı gördükleri halde görmezden gelerek, acıları duydukları halde duymamış gibi yaparak ve bu konuda konuşmayarak üç maymunu oynuyor. Acıyı dindir(e)meyenler (sessiz kalanlar) acıların sorumluluğuna (suça) ortak oluyor. Fakat hiç de umurlarında değil ne yazık ki.
Yahudilerin sekiz milyar insandan oluşan yaşlı dünyanın gözleri önünde bu kadar vahşileşmeleri (adileşmeleri) bir özgüven yansıması değil, ruhlarındaki psikopatlığın yaman tecellisidir. Dünyaya meydan okumalarının bir başka sebebi de bu kitlenin dünya ticaretinde çok büyük rol almalarının ve zenginleşmelerinin getirmiş olduğu güçlü olma dürtüsüdür.
Gazze’de doğusuyla, batısıyla insanlık büyük bir imtihan veriyor. Gazze’de yaşanan bu insanlık dramı tarihe kara bir leke olarak geçecektir. Bu leke duyarsız kalan ülke ve milletlerin de yüzüne yansıyacaktır. Kişi ve devletler ölçeğinde herkes verdiği tepkiyle hatırlanacaktır. ABD ve Avrupa devletleri İsrail zulmüne verdikleri destekle bilinecektir.
Zulüm bumerang gibidir, döner dolaşır neticede sahibini (zalimi) vurur.
Zulüm bumerang gibidir, döner dolaşır neticede sahibini (zalimi) vurur. Her kim zulmetmişse, başkalarının hakkını ve özgürlüğünü gasp etmişse bir gün gelir ki zulme uğrayanlardan olur, hakkı ve özgürlüğü gasp edilir. Hiç kimse yaşattığını yaşamadan ölmez. Bir çeşit “Men dakka dukka” (Eden bulur) hâli. Bunun bir de “Alma mazlumun âhını, çıkar aheste aheste” versiyonu vardır. Bu hem bu dünyada hem de ahirette misliyle yaşanır. Hiçbir şekilde ıskalamaz. Bunun tarihte birçok canlı ve acı örneği vardır. Bunu en iyi bilmesi gereken de aslında İsrail’dir. Bir zamanlar gözü dönmüş, soykırımcı Alman Hitler ve onun taraftarları olan Naziler tarafından fırınlarda yakılan Yahudiler, zulme uğramanın ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Bunun yürek yakan isyanını neredeyse bir asırdan beri yüksek sesle dillendirmektedirler. Nereden bakarsan hastalıklı ırkçı bir ideolojinin yansıması olan ve Yahudilerden nefret eden antisemitistler utanç verici bir soykırıma (holokost) imza atmışlardır. Fakat ne yazık ki bugün Siyonistler bunun bir benzerini Filistin topraklarında gerçekleştiriyorlar. Oysa tarihte böyle bir zulümden mağdur ve muzdarip olan bir devlet böyle bir çirkinliği zinhar yapmaz, yapmamalıdır da. Eğer yapıyorsa (ki daha alçakçasını yapıyor) o zaman Nazileri büyük bir öfkeyle ve nefretle eleştirmeleri anlamsızdır, kendi içinde çelişkilidir. Adama sorarlar madem bu yapılan kötü bir eylemdi, o zaman siz niye yapıyorsunuz? Bu, mantığı devre dışı bırakarak “Benim katilim iyidir.” demenin bir örneğidir. Bugün Gazze’de yapılmakta olan zulüm bundan farklı bir durum değildir.