enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
31,0461
EURO
33,6598
ALTIN
2.035,65
BIST
9.374,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Açık
8°C
Gümüşhane
8°C
Açık
Cumartesi Açık
9°C
Pazar Açık
8°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
7°C
Salı Parçalı Bulutlu
8°C

Bir Nefes Sıhhat

23.01.2024 15:32
0
A+
A-

Bugünlerde bir nefes sıhhate öylesine muhtacız ki…

Sağlıklı bir nefes alamıyorsan dünya senin olsa ne fayda.

Böyle zamanlarda “Beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini iyi bilin” hadisi düşer zihnimize.

Hatırlayalım.

-Fakirlik gelmeden önce zenginliğin,

-İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin,

-Meşguliyet gelmeden önce boş vakitin,

-Ölüm gelmeden önce hayatın,

-Hastalık gelmeden önce sağlığın,

Biz bu yazımızda daha çok “hastalık gelmeden önce sağlığın kıymetini bilme” üzerinde düşüncelerimizi paylaşmak arzusundayız.

Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta yatağında söylediği; “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi” asırlardır dilimize pelesenk olan bu sözü sağlığın önemini en iyi özetlemektedir.

Kırk altı yıllık, neredeyse yarım asırlık gerçek ve adaletli bir dünya hakimiyetinin ardından Kanuni’nin bu sözü söylemesi bize sağlığın ve bir nefes sıhhatin önemini daha iyi anlatıyor.

Dolayısıyla ne para, ne makam, dünya sizin olsa bir nefes  sıhhatin yerini tutmuyor.

Düşünüyorum da hüzünler olmasaydı mutluluğun, hastalıklar olmasaydı sağlığın, ayrılıklar olmasa birlikteliğin değerini haç anlayabilir miydik.

Asla…

Bunları neden yazdım.

Anlatayım…
Geçtiğimiz hafta ağır bir gribal hastalığa duçar olduk. Neticede hastalık bize de misafir oldu. Pek gidecek gibi de görünmüyor.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi “” Sıkıntılar misafirdir, gelir ve gider. Önemli olan gönderenin hatırına misafire sabretmektir.”

Hem Kanuni’nin hem de Hz. Mevlana’nın sözlerinin önemi ve anlamı yaşadığım bu süreçte benim için bir kat daha arttı.

Öğrendiğimize göre tüm yurtta büyük bir gribal salgın var.

Hastanelerin acil servisleri dolup taşıyor. Servisler yine öyle.

Bu satırları yazarken Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Göğüs Ana Bilim Dalı Uzmanı kıymetli hemşehrim Prof.Dr.Muzaffer Metintaş’ı arayarak hastanelerdeki son durumu sordum.

Söyledikleri tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi : “Su sıralarda İnfluenza A, H1N1, yani Domuz Gribi çok hızlı yayıldı. Virüs yaşlılarda, kalp, böbrek, diyabet hastalarında çok ağır geçebiliyor. Bulaşıcılığı yüksek. Maske takılmadığı için hızlı yayıldı. Acil bölümler  ve maalesef yoğun bakımlar doluluk oranı tama yakın. Sorun bulantı, kusma, kırıklık, ateş ile başlıyor ve hastanın sorunları artıyor. Neredeyse her hastada uzayan geniz akıntısı, öksürük ve sinüzit. Bir kısım riskli grupta ise pnomoni sorun. Ölüm de genellikle pnomoniye sekonder ciddi akciger hasarından. Kesin tedavisi yok. Yaşlı ve risklilerde, ağır hastalarda Bir antiviral ilac kullanılıyor. Koruma yani aşı çok önemli. Bu yılki aşı bu virüsü kapsıyor.” Dedi.

Uzmanların  tedaviye karşı inatçı ve iyileşmesi haftalar sürebilen yeni grip salgınının Covid-19 kadar ölümcül olmadığını söylesede Sağlık Bakanlığının bu doğrultuda önlem almaması hastalığın yayılım hızını yükseltti.

İş yerinde bu salgına yakalanan bir çok arkadaşımdan biliyorum.

Haftalardır rahatsızlar. Bir türlü iyileşemiyorlar.

Şimdi sıra bizde.

Ateş, geçmeyen öksürük nöbetleri , eklem ağrıları ,baş ağrısı en belirgin özellikleri.

Gerçekten de kendimiz ve bir yakınımız sağlığını kaybettiği, geçici bir hastalık anında, basit bir soğuk algınlığı, grip gibi bir hastalıkta bile, gücümüzü kaybedince, acılarla baş başa kalınca sağlığın değerini anlıyoruz.

İnsanın yaşam konforunu alt üst eden bu salgının daha ne kadar devam edeceği bilinmiyor.

Tüm hastalara acil şifalar dilerim.

***

Raporlu olarak evde hastalığı misafir ederken öğleden sonraları sağlığım elverdiği ölçüde bazen kitap okudum bazende can sıkıntısından olacak ki televizyonlara baktım.

Keşke bakmaz olaydım!

Kanallar, birbirleriyle “kadın programları” üzerine yarış içindeler.

İzlerken insanın midesi kalkıyor.

Hafta için öğleden sonra ki programların büyük bir kısmı buna ayrılmış.

Çevremden bazen duyardım bu programların olumsuzluklarını ama bu kadar yoğun olacağını hiç tahmin etmezdim.

Görevi sadece Televizyonlara ceza kesmek mi? RTÜK’ün.

Türk toplumunun en temel yapı taşı “aile” kutsiyetinin temeline reyting uğruna dinamit konuluyor.

Radyo Televizyon Kurumu sahi neden görevini tam yapmıyor? Kimden çekiniyorlar?

Soruları çoğaltabiliriz.

İnanılır gibi değil

Haaa… Şunu da belirtelim birçok kanallarda bu rezillikler görülüyor. Sorumlu yayıncılık yapan kanallara sözümüz yok.

Onlarda bir elin parmakları kadar.

Konu nereden nereye geldi.

Neyse…

Hepimiz için “sağlık ve esenlik” dolu günler diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.