Son yıllarda, bina sahipleriyle binayı kiralayanlar arasındaki anlaşmazlıklar mahkemelere taşınıyor.
Piyasalarda; akaryakıt, gıda maddeleri, giyim, kırtasiye, odun, kömür, kira ücretleri, nakliye
Aklınıza gelen her maddenin fiyatı dur-durak bilmeden artıyor. Hemen, hafta geçmeden artan akaryakıt fiyatları, diğer fiyatları da olumsuz etkiliyor.
Birkaç yıldan beri kira fiyatları da doruk noktasına ulaştı. Öğle bir ulaşma ki, sabit gelirlilerinin büyük çoğunluğunun aldıkları maaşlarının, ücretlerinin üstüne çıktı. Adlı mahkemeler, hiçbir davaya bakmasa da, yalnız kira uyuşmazlığı davalarına baksa, yine de yetiştiremezler.
Bu nedenle, binalarla kiralayanlar arasındaki uyuşmazlıkları çözmek için, arabuluculuk sistemi ortaya atıldı.
Arabuluculuk sisteminin hukukumuzda bir yeri var mıdır? Bilemem.
Uzun yıllar arasında, köylerde kent merkezlerinde, hatırı sayılır insanlar vardı. Saygının, sevginin ortadan kalkmadığı, günlerdi. Birçok sorun, o hatırlı insanlar sayesinde, mahkemelere gitmeden çözülürdü. O hatırlı insanlar da, inanılır, güvenilir, adaletten, doğru yoldan ayrılmayan insanlardı.
Günümüzde insanların, özellikle de gençlerin değer yargıları değişti. Hepsi değil ama günümüz gençlerinin çoğu, eskilerin değer verdiklerine, değer v ermiyorlar şimdi.
Bina sahipleriyle, kiralayanlar arasındaki anlaşmazlıklar mahkemelere gitmeden, arabulucularla çözülmeğe çalışılacakmış.
Söğüt ağaçlarına su yürüdüğü mevsimlerde, düzgün çubuklar kesilir, kaval gibi, çubuğun üzerinde delikler açılır, sonra dalın odun kısmı kabuğundan ayrılır, çalmak için ağızlarına götürülür ve denemeden önce; “Öterse iyi düdük” derlerdi.
Besbelli, ülkeyi yönetenlerin aklına geldi bu arabuluculuk sistemi. Kiracılara bir kolaylık olsun diye mi, mahkemelerin işini azaltmaya yönelik mi, yoksa kira artışlarına bir kılıf bulmak için mi düşündüler bu sistemi? Bilemiyorum.
Onların aklına arabuluculuk sistemi gelince, benim aklıma da söğüt dalından düdük yaparken, düdüğü yapan kişinin, henüz denemeden “Öterse iyi düdük” söylemi takıldı.
İnşallah öter!