enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

POMPADA ÜÇ HANELİ KABUS

22.09.2026 12:45
0
A+
A-

Sabahın ilk saatleri…Şehrin ana arterinde, Atatürk Bulvarında gri betonların ve egzoz dumanının ortasında bulunan bir akaryakıt istasyonunun önünden geçiyorum.

Geceyi aydınlatan dijital tabelanın kırmızı led ışıklarına takılıyor gözüm. Rakamlar adeta çırpınıyor, panoya sığmak için direniyor: “99,99 TL”.

Fiziksel bir çaresizlik var o dijital ekranda. Yıllardır iki haneli rakamlara alışmış, o standart kalıba göre dökülmüş metaller ve elektronik devreler, motorinin litre fiyatının yüz lirayı devirmesiyle pes etmiş durumda.

Bazı bayiler dijital panelin önüne kağıttan bir “1” rakamı yapıştırarak çözüm arıyor, bazıları virgülden sonraki kuruşları sıfırlamaya çalışıyor. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar hakikat ortada: Fiyatlar artık tabelalara sığmıyor, kontrolden çıkıp hayatımızın tam ortasına tasarımsız bir döküntü gibi taşıyor.

Eskişehir de motorinin litre fiyatı 101 TL’yi geçmiş durumda.

Akaryakıta gelen her zam, günün moda ve maalesef en yalın tabiriyle “iğneden ipliğe” her şeye zam demek. İnsanımız çoğu zaman bu korelasyonu küçümsüyor;

“Benim arabam yok ki, varsın akaryakıt yüz lira olsun” diyen sığ bir teselliye sığınmaya çalışıyor. Oysa o kontak anahtarını çevirmediğiniz gün bile cebinizden yakıt parası çıkıyor.

Garibanın sofrasına giren somun ekmekten, susuzluğumuzu giderdiğimiz bir şişe suya kadar her şey o devasa tırların, kamyonların deposundaki mazotla pişiyor, onunla taşınıyor. Tarladan çıkan domates, halden market rafına ışınlanmıyor; o dijital tabeladaki kontrolden çıkmış rakamların bedelini sırtlanarak mahallemize kadar geliyor.

Bugün vatandaşa kulak kabarttığınızda yükselen tepkiler son derece somut: “Ekonomimiz günden güne cebimizden gidiyor, gelirlerimiz ile giderlerimiz birbirini dengelemiyor”.

Bir başka vatandaşın “Yakıta gelen her şey içtiğimiz suya, yediğimiz ekmeğe varana kadar etkiliyor” feryadı, iktisat teorilerinin çok ötesinde, çıplak bir hayat gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Hatta durumu kabullenmenin çaresizliğiyle “Zammı da alacağız, zamsızı da; çare yok” diyenlerin kabullenişi, paranın alım gücünün eriyip gitmesi karşısındaki toplumsal hafızanın ne kadar yorulduğunu gösteriyor.

Bu vahim tablo; bir sarı kafalının (!)  Müslüman kanıyla beslenen zalim İsrail’in çıkarları için dünyayı ateşe vermesinin sonucu bu yaşananlar. Mevla bu şeytanların şerrinden bizleri korusun.

Dünyada küresel çalkantılar, jeopolitik krizler veya petrol piyasasındaki fırtınalar yaşanabilir; olağanüstü dönemlerden geçilebilir.

Ancak bu fırtınanın tüm yükünü doğrudan halkın ve üreticinin omuzlarına yüklemek sürdürülebilir değildir.

Ekonomistlerin ve uzmanların tespiti son derece net ve haklı: Hükümetin, en azından bu olağanüstü eşik aşılana kadar akaryakıttaki KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergileri tamamen kaldırması ya da esnek bir eşel mobil sistemiyle sıfırlaması şarttır.

Ekonomi yönetimi bu anlamda ÖTV’yi bir süreliğine sıfırlayabilir, KDV’yi ise %1’e düşürebilir.

Eğer taşımacılık maliyetini düşürmez, mazotu ulaşılamaz bir lüks olmaktan çıkarmazsanız, enflasyon canavarını dizginleme şansınız sıfırdır.

Çözüm, istasyon tabelalarına kağıttan “1” rakamı yapıştırıp çaresizce geçici tedbirler almak değildir.

Gerçek çözüm, pompaya yansıyan o ağır yükü vergi ayarlamalarıyla hafifletmek, vatandaşın ve üreticinin nefes almasını sağlamaktır. Aksi takdirde, o tabelalara sığmayan rakamlar, yarın mutfağımızdaki boş tencerelere ve eriyen alım gücümüze hiç sığmayacak…Göre ne….Köre ne?

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.