Her yörenin kendine has bazı usulleri, gelenekleri vardır. Bizim yöremizde düğünler genellikle biraz gürültülü, biraz şamatalı olur. Bu gürültü ve şamatadan rahatsızlık duyanlar çıkar.
Nedir gürültü, şamata?
Gelin araç konvoyuyla düğünün yapılacağı yere götürülür. Araçlar konvoy halinde giderken kornalarını sürekli çalarlar. Bu gürültüden rahatı kaçanlar seslerini çıkarmaz.
Niye seslerini çıkarmazlar?
Bilirler ki, kendilerinin de kızları, oğulları, kızları, torunlar vardır. Onların da düğünleri olacaktır. Onlar da aynı gürültüyü, şamatayı sergileyeceklerdir.
Yani; bugün sana, yarın bana gibilerden seslerini çıkarmazlar.
Gürültü, şamata yalnız konvoylarla bitmez. Düğünler, genellikle bahçelerde, açık havalarda yapılır. Düğünlerde çalgılar çalınır, horonlar oynanır. Düğünün yapıldığı yere yakın aileler, bu rahatsızlıktan rahatsızlık duyabilirler. Hatta ilgili kurumlara şikâyetler de gider. Düğün sahipleri belki bu gürültü ve şamatayı istemez ama bir şey de diyemezler.
Düğünlerde alkollü içkiler içenler de varsa (Ki çok kere vardır) o zaman susturmak kolay da olmaz. Kimi kez kavgaya da dönüşür, düğünün tadı kaçar.
Bu şamatalı, gürültülü düğünler her yerde olmayabilir.
İçinde bulunduğumuz dönemde, düğünler, düğünün taraflarını (Her iki tarafın aldığı çeyizlerin dışında) masraflara da sokmaktadır
En güzeli, şamatalı, gürültülü düğünlerden vazgeçip, işi nikâh salonunda bitirmektir.
O zaman ne düğün yeri tutmaya, ne komşuların araçlarından konvoy yaptırmaya, ne de gürültülerden rahatsızlık duyanların sitemlerine maruz kalmaya gerek kalır.
Bu konuda çok rahatsız olanlardan biri de Sayın Bekir Sıtkı Acet’tir.
Düğünler genellikle Balyemez konağının bahçesinde yapılıyordu. Sayın Acet’in evi de oraya yakın. Gürültünün sıkıntısını en çok kendisi çekiyor. Zaman zaman bu konuyu Resmi Kurumlarla da, özel konuşmalarda da dile getiriyordu. Haksız da değildi. Çünkü kimi düğünler gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürerdi.
Gürültünün, şamatanın hoşa giden bir yanı da yoktur aslında, olmamalıdır.