Türkiye’nin en fazla yaylasına ev sahipliği yapan Gümüşhane’de, bu devasa potansiyeli bilimsel bir temele oturtacak “Turizm Perspektifinde Gümüşhane Yaylaları” adlı eser yayımlandı. Gümüşhane Üniversitesi akademisyenlerinin titiz saha çalışmalarıyla hazırlanan kitap, şehrin 431 yaylasının turizm geleceğini belirleyecek stratejik öneriler sunuyor.
Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapan akademisyenler, şehrin en büyük zenginliği olan yayla turizmini mercek altına alan kapsamlı bir çalışmaya imza attı.
Dr. Öğr. Üyesi Sedat Taş, Doç. Dr. İsmail Çalık, Doç. Dr. Fazıl Kaya, Doç. Dr. Suat Akyürek, Öğr. Gör. Rıfat Pir ve Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek tarafından hazırlanan “Turizm Perspektifinde Gümüşhane Yaylaları” isimli eser, okuyucuyla buluştu.
Saha çalışmaları ve yerinde gözlemlerle şekillenen bu eser, bölge turizmine bilimsel bir altlık oluşturmayı amaçladı.
431 Yayla İçin Stratejik Yol Haritası
Türkiye’nin en fazla yaylasına sahip ili olan Gümüşhane’de bulunan toplam 431 yayla, bu çalışmayla ilk kez bu denli sistematik bir incelemeye konu edildi.
Araştırma ekibi; Erikbeli, Kazıkbeli, Güvende, Yeşilbük, Camiboğazı, Taşköprü, Balahor, Altınpınar ve Söğütlü-Ernek yaylaları başta olmak üzere toplam 103 yaylayı bizzat ziyaret ederek veri topladı. Niyazi Poyraz’ın fotoğraflarıyla görselleştirilen çalışmada, yayla sakinleriyle mülakatlar gerçekleştirildi ve bölgenin kültürel, tarihsel ve ekonomik değerleri bütüncül bir yaklaşımla analiz edildi.
Turizm İçin 5 Temel Gelişim Alanı Belirlendi
12 bölümden oluşan kitapta, Gümüşhane yaylalarının turizme kazandırılması için şu somut öneriler sıralandı:
Yayla Kültürü Unutulmamalı
Araştırmada kültürel değerlerin korunmasına yönelik olarak yayla şenliklerinin tarihsel ve kültürel dokusuna uygun şekilde sürdürülmesi ve daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiği ifade ediliyor. Yerel kimliğin korunması, geleneksel yaşamın desteklenmesi ve bu değerlerin turizmle bütünleşik şekilde yaşatılması gerektiği belirtiliyor.
Doğal dengenin korunmasına da vurgu yapılan çalışmada, plansız ve kaçak yapılaşmanın önlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Mevcut yapıların yayla dokusuna uygun şekilde düzenlenmesi, yaylalarda üretilen doğal ürünlerin tanıtımı ve pazarlanması ile bölgenin gastronomik ve biyolojik çeşitliliğinin değerlendirilmesi öneriliyor.
Yazarlar adına açıklamada bulunan Dr. Öğr. Üyesi Sedat Taş, “Yayla turizmi potansiyeli açısından Türkiye’nin önde gelen destinasyonlarından biri olan Gümüşhane için bu eser, birçok açıdan önemli bir kaynak teşkil edecektir. Bu çalışmada, Gümüşhane’nin yayla turizmi açısından önemi ortaya konulurken, tespit edilen eksikliklerin bilimsel olarak ele alınması ve tüm paydaşların bir araya gelmesine katkı sunulması hedeflenmiştir.” dedi.
Elde edilen bulguların yerel yönetimler, turizm planlamacıları ve ilgili tüm paydaşlar için yol gösterici olması hedeflenirken, çalışmanın Gümüşhane’nin yayla turizmi potansiyelinin sürdürülebilir bir anlayışla geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.













