Yazılarında temiz bir Türkçe kullanan ve titiz bir dil işçiliği görülen merhum Haksal; öykülerinde “yabancılaşmanın yanı sıra yalnızlık, yolculuk, din, aile, rüya, sevgi, kadın, zaman, şehir” gibi temalara sıklıkla yer vermiştir. Yine o; öykülerinde “bilinç akışı, iç diyalog, iç çözümleme, iç monolog” gibi modern öykü anlatım tekniklerini kullanmıştır.
Ali Haydar Haksal’ın öyküleri geleneksel Türk öykücülüğünün çok ötesindedir. Bu zengin kaynaktan zaman zaman istifade etse de, bu tarzı devam ettirmek yerine öykücülükte yeni yollar açmayı, kendi açtığı müstakil bir yoldan yürümeyi yeğlemiştir. Zaten onu değerli ve özgün (biricik) kılan da budur. Üstelik izden gitmek yerine iz olabilmek en büyük maharettir. Bunun için de kişide o türü kotarabilecek bir beceri ve cevher olmalıdır.
Dinî, tarihî ve coğrafi köklerine bağlı olan Ali Haydar Haksal’ın öyküleri Doğu’yla Batı arasında bir çeşit köprü görevi görür. Fakat bu öykülerde Doğu, medeniyet birikimleri açısından biraz daha ön plana çıkar. Haksal’ın öyküleri genel anlamda zor öykülerdir. Onun öykülerini okuyup anlamak da belli bir okuma geçmişi gerektirir. Aksi halde öykülerdeki kapalı anlatımın ve derinliğin gerçek dünyadaki karşılığına vakıf olamazsınız.
Ali Haydar Haksal’ın öykülerini okudukça ve öykünün girift hâlini çözdükçe keyif alırsınız. Bunun için bazı şeyleri zamana bırakmak, sabırlı olmak ve ısrarla okumak gerekir. Bu tarz metinlerin, zorluklarından dolayı geniş kitlelerce okunup beğenilmesi de beklenemez.
Merhum Ali Haydar Haksal hemen her alanda kalem oynatabilen velût bir yazardı. Bazı yazılarında Yasir Vurgun ve Mahmut Mustafaoğlu takma (müstear) adlarını kullandı.
Merhum Haksal, pek öne çıkmasa da, şair kimliği de olan titiz bir edebiyat işçisidir.
Son dönem Türk edebiyatında öykücü kimliğiyle hafızalarda yer edinen ve öne çıkan Ali Haydar Haksal, aslında pek öne çıkmasa da şair kimliği de olan titiz bir edebiyat işçisidir. Fakat öykücülüğü baskın geldiği için şairliği ne yazık ki gölgede kalmıştır. Bu onun kaleme aldığı şiirlerin gün yüzüne çıkmasına engel olmuştur, bu türdeki görünürlüğü azalmıştır.
Daha önce (2019 yılında) 184 sayfadan ibaret “Dolunay Bestesi” (MGV Yayınları) şiir kitabını yayımlayan ve öncelikle öyküleriyle tanınan Ali Haydar Haksal, biriken şiirlerini 2024 yılında da “Gül Mayıs Gülü” adıyla Hece Yayınları aracılığıyla kitaplaştırmıştı. “Gül Mayıs Gülü” kitabındaki şiirler bir öykücünün yazdığı şiirler olması açısından okunmaya ve irdelenmeye değerdir. Bu şiirlerde de onun öykücülüğünün baskın yansımalarını görebiliyoruz. Fakat o, öyküyle şiir arasındaki o ince çizgiyi koyabilen usta bir ediptir. Bu şiirlerde zaman, gece, rüya, hüzün, söz, dil, dağ, aşk, ruh, melek, şiir, kalp, kuş, gül, yol” temalarının ön planda olduğunu görebiliyoruz. Yani onun şiir evreni bu kavramlar etrafında şekilleniyor. Genel anlamda kelimelere derin çağrışımlar ve metafizik anlamlar yüklüyor.
Şiirlerini serbest yazmayı yeğleyen Ali Haydar Haksal, kendini kolay ele vermeyen, özgün metaforlarla örülmüş, soyut, pürüzsüz, yalın ve içten bir şiir dili kullanmıştır. Onun şiirleriyle ilgili somut bir fikir edinmek için “Dolunay Bestesi” şiir kitabının arka sayfasında yer alan “Yarım Şarkı” adlı şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum: “bir deryadır yüreğim/sonsuzluğun aşkında/kapı aralanır/kâinat küçük gelir ona/ötesi yarım şarkı/gün ile ay bir dilim ekmek/aşk ateşi onu sarar/yürek ateşe tutulur/alev alır acılar/yüreğin dermanı aşk/aşkın yüreği hayal/ötelere ses verir/soğuk bir el dokunur/acı acıyı çağırır/titrer dünya”
Ali Haydar Haksal’la ilgili bir kısım inceleme ve araştırma çalışmaları yapılmıştır.
Yeterli olmasa da, bugüne kadar Ali Haydar Haksal’la ilgili bir kısım inceleme ve araştırma çalışmaları yapılmıştır. Bunlar arasında Azer Yavuz’un kaleme aldığı “Türk Edebiyatı’nda İslâmî Söylem ve Ali Haydar Haksal” (Çıra Akademi) önemli bir yer teşkil eder. Bunun yanında Mehmet Özger’in “Ali Haydar Haksal Öykücülüğü ve Romancılığı” (Yedi İklim Yayınları) adlı eseri de dikkate değerdir. Öte yandan Haksal’la ilgili yüksek lisans ve doktora tezleri de yazılmıştır. Fatih Çorbacı’nın “Ali Haydar Haksal’ın Öykücülüğü”, Meral Yayatıcı’nın “Ali Haydar Haksal Hikâyelerinde İnsan Tipleri, Bireysel ve Toplumsal Meseleler”, Kübra Özkan’ın “Türk Edebiyatında Diriliş Ekolü ve Ali Haydar Haksal” yüksek lisans tezleri ve Azer Yavuz’un “Fikir ve Sanatta Bir Duruş: Münevver Ali Haydar Haksal” doktora tezi önemli çalışmalar olarak karşımıza çıkar. Bunların dışında bugüne kadar pek çok dergide ve bağımsız kitap bölümünde kendisiyle ilgili yazılar kaleme alınmıştır. Fakat böylesine büyük bir öykücüyle ilgili bu kadar çalışma yine yeterli değildir.
Merhum Ali Haydar Haksal Ağabey’e Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı âli olsun. Geride kalan aile bireylerine, dostlarına, okuyucularına, sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Ruhu şad olsun.
Dipnotlar:
1) https://www.milatgazetesi.com/ali-haydar-haksala-rahmet-niyaziyla
2) https://www.milligazete.com.tr/ali-haydar-haksal-o-roportajda-neler-anlatti-farkli-konularda-merhum-haksalin-gorusleri