1960’lı yılların başlarında, 1963 yılındaki yerel seçimlerde Belediye Başkanı seçilen Sebahattin Aytaç’la bir süre birlikte çalıştık. Belediyeye eleman alınacak kişilerin yalnız bir alanda değil, birçok alanda bilgi sahibi olmasına özen gösterirdi.
Aynı anlayışı, yıllardan sonra Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay’da da gördüm.
Yılarca önce Odaya sürücü belgesi olan birisi gerekiyordu. Ortaya çıkanlar arasında, sürücü belgeli olmanın ötesinde başka nitelikler de aradı. Eğitimi yeterli olacaktı. Sürücülüğün dışında başka nitelikleri de bulunacaktı. Kendi düşüncesinin yanı sıra, başkalarından da görüş aldı.
Sürücü belgeli birini aldı ama alınan kişi, Cahit Bey kendisinde olan potansiyeli nedeniyle, Odalarda en yüksek kat olan Genel Sekreterlik görevinde.
Ayrıcalık, senin adamın-benim adamım diye değil, bir beldeye, bir kente ve giderek bir ülkeye en yararlı görevleri yapacak insan alırken önemlidir.
Eskiden okullarda; “Çok okuyan mı, çok gezen mi daha iyi bilir” türü deyimleri konu alan tartışmalar yapılırdı. O tartışmaları bir kenara bırakalım ama insanlar uzun süre yaşayınca pek çok olaylara tanık oluyor.
Sanırım üzerinde 50, ya da 60 yıl geçti. Bir öğretmene, yeni mezun olmasına karşın, ayrıcalık tanınmış, yol üstündeki bir köye verdirilmiş. Aradan çok zaman geçmemiş, ama o öğretmen bir de teşekkür almış. İlköğretim Müfettişleri o öğretmenin köyüne gitmiş. Aradan geçen 3 yıl içinde, hangi öğrencinin hangi sınıfta olduğunun belli olmadığını, okuma-yazma bilen bir öğrencinin bulunmadığını, Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen hiçbir yazıya yanıt verilmediğini görmüşler.
Ne yazık ki, çeşitli mesleklerde, işte böylesine ayrıcalıklar da yapılıyor.
Ayrıcalıklar, bu örnek gibi değil, Belediyede ve Ticaret Odasında yapıldığını belirttiğim örnekler gibi olmalı.
Ayrıcalık (burada kullanılış amacı isabetli seçim yapma) sözcüğü o zaman anlam kazanır.