İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’nin en büyük krizinin “güvensizlik” olduğunu savunarak, ekonomi, adalet ve denetim mekanizmaları üzerinden iktidara yönelik eleştirilerde bulundu.
İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ulutaş, bir ülkenin yönetilemediğini anlamak için yalnızca enflasyona bakılmaması gerektiğini belirterek, vatandaşın yarınından korkması, yargıya güvenini kaybetmesi, düşüncesini söylemekten çekinmesi ve birikimini nereye yatıracağını bilememesinin bir “yönetim krizi” göstergesi olduğunu ifade etti.
Ulutaş, Türkiye’de insanların en temel ihtiyacının adalet ve özgürlük olduğunu belirterek, geçim sıkıntısının yanında vatandaşların geleceğe ilişkin endişelerinin de bulunduğunu savundu.
“Devlet adaletten güç almalı”
Vatandaşların sokakta, yolda veya sosyal medyada yaptığı eleştiriler nedeniyle “Acaba başıma bir iş gelir mi?” endişesi taşıdığını öne süren Ulutaş, devletin gücünü vatandaşına sağladığı adaletten alması gerektiğini söyledi.
Ekonomide de benzer bir güvensizlik yaşandığını savunan Ulutaş, vatandaşların birikimlerini korumakta zorlandığını ifade etti. Portföy yönetim şirketlerinde yaşanan kriz üzerinden değerlendirmelerde bulunan Ulutaş, 131 fon ve 455 binden fazla yatırımcının mağdur olduğunu ileri sürdü.
Ulutaş, SPK’nın söz konusu riskleri 2025 yılının sonunda fark ettiğine yönelik açıklamasına atıfta bulunarak, “Madem biliyordunuz, neden binlerce vatandaşın soyulmasına göz yumdunuz? Şimdi de yangın söndürmekle övünüyorsunuz; peki yangının çıkmasını neden engellemediniz?” ifadelerini kullandı.
Fon krizine ilişkin iddialar
Ulutaş, eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkında gündeme gelen iddialara da değindi.
Ulutaş, söz konusu kişilerin fon krizinin patlamasından yaklaşık dört ay önce 163 milyon TL ile girdikleri hisseleri 2,1 milyar TL’ye sattıkları ve operasyon öncesinde paralarını hesaplardan çektikleri yönündeki iddiaların araştırılması gerektiğini savundu.
Bu iddialar üzerinden kamuoyuna çeşitli sorular yönelten Ulutaş, soruşturma başlamadan önce paraların çekilmesi konusunda kimlerin bilgi sahibi olduğunu ve başka kimlerin olayın içerisinde bulunduğunu sordu.
“Kimler görevini yapmadı?”
Ulutaş, SPK ve BDDK yönetimleri ile Borsa İstanbul ve portföy şirketlerinin denetim sorumluluklarının da araştırılması gerektiğini belirtti. Ekonomi yönetiminin kamu risklerini görmezden gelip gelmediğinin ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Ulutaş, yaşananların yalnızca tutuklanan aracı şirket yöneticileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Ulutaş, “Riskleri bilip koltuğunda oturan, operasyon öncesi siyasi yakınlarına haber veren kamu yöneticileri ve asıl Türkiye’yi yöneten siyasi iktidar hesap vermelidir” ifadelerini kullandı.
“En büyük kriz güvensizlik”
Türkiye’nin en büyük krizinin “güvensizlik” olduğunu savunan Ulutaş, vatandaşın adalete, devlete, polise, piyasaya ve gelecekte uygulanacak kurallara güvenmekte zorlandığını ileri sürdü.
Güçlü devletin yalnızca krizlerin ardından müdahale eden değil, krizleri önceden öngören ve vatandaşını koruyan devlet olması gerektiğini belirten Ulutaş, kamuoyunun yalnızca operasyon görüntüleri görmek istemediğini söyledi.
Ulutaş, “Kim tutuklandı?” sorusu yerine, “Bu vurguna kimler göz yumdu, içeriden bilgi taşıdı ve kim görevini yapmadı?” sorularının sorulması gerektiğini ifade etti.
Ulutaş açıklamasının sonunda Türkiye’nin daha fazla hukuk, güçlü denetim ve şeffaf hesap verebilirliğe ihtiyaç duyduğunu belirtti.