enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ulutaş Gümüşhane’deki madencilik faaliyetlerini ve çevresel etkilerini değerlendirdi

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı hemşehrimiz Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Gümüşhane il sınırlarının yaklaşık yüzde 93’ünün madencilik faaliyetlerine ruhsatlandırıldığını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kentteki 23 köyün ve bir mahallenin doğrudan risk altında olduğunu vurgulayan Ulutaş, “Zenginlik kimin için, insan kimin için?” sorusunu sordu ve sömürüye dayalı mevcut maden politikasının acilen insan merkezli bir modelle yeniden tasarlanması gerektiğini ifade etti.

Ulutaş Gümüşhane’deki madencilik faaliyetlerini ve çevresel etkilerini değerlendirdi
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
18.05.2026 13:29
0
A+
A-

Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Ordu ve Giresun illerinin yaklaşık yüzde 85’inin madencilik faaliyetlerine ruhsatlandırıldığı yönündeki tartışmalar kamuoyunda geniş yer bulurken, benzer ve daha ağır bir tablonun uzun yıllardır Gümüşhane’de yaşandığı açıklandı.

Yerel sivil toplum kuruluşlarının tespitleri ve kamuya yansıyan veriler, Gümüşhane il sınırlarının yaklaşık yüzde 93’ünün bakır, gümüş, altın ve çinko arama ile işletme faaliyetlerine ruhsatlandırıldığını ortaya koydu.

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, bu vahim tablonun yeterince kamuoyunun gündemine taşınmadığını ve yerel yöneticiler ile siyasi temsilciler tarafından güçlü biçimde tartışılmadığını belirtti.

Kâğıt Üzerinde Koruma Sahada Tahribat Getirdi

Ortaya çıkan tablonun ciddi bir çelişkiyi gözler önüne serdiğini ifade eden Prof. Dr. Zafer Ulutaş, bir yanda toprak ve çevreyi korumayı amaçlayan yasal düzenlemeler bulunurken, diğer yanda yaşam alanları, su kaynakları, meralar ve ormanların yoğun bir baskı altına girdiğini aktardı.

Köylülerin “sularımızı, meralarımızı koruyun” çağrılarına rağmen, bu taleplerin çoğu zaman karşılık bulmamasının ve çevresel itirazların yeterince dikkate alınmamasının önemli bir yönetim ve denetim sorununa işaret ettiğini savundu. Ulutaş, çevreyi koruma iddiasıyla düzenlenen resmi toplantılar ile sahadaki fiili uygulamalar arasındaki makasın giderek derinleştiğini kaydetti.

Çevresel Baskı ve Saha Gerçeği Endişeleri Artırdı

Hazırlanan haritaların ve saha verilerinin; Gümüşhane’nin ormanlarının, yaylalarının, tarım arazilerinin ve kırsal yaşam alanlarının önemli bir bölümünün madencilik baskısı altında olduğunu net bir şekilde gösterdiğini dile getiren Ulutaş, özellikle siyanürlü altın madenciliği projelerinin, su kaynakları üzerindeki geri dönülmez riskler nedeniyle ciddi endişeler doğurduğunu bildirdi. Yoğun hafriyat çalışmaları, cevher taşımacılığı, toz ve gürültü kirliliğinin; ekosistem bütünlüğünün bozulması, ormanların parçalanması ve su döngüsünün zarar görmesi gibi ağır sonuçlar doğurduğunu, bu etkilerin hem uluslararası çevre literatüründe hem de yerli akademik çalışmalarda sıkça vurgulanan tehditler olduğunu anlattı.

Geçici Gelir Uğruna Kalıcı Tahribat Yapıldı

Madencilik faaliyetlerinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yıkıcı sosyoekonomik sonuçlar da doğurduğunu belirten Prof. Dr. Zafer Ulutaş, bitkisel ve hayvansal üretimin baltalandığını, kırsal yaşamın devamlılığı ile köylerin demografik yapısının bozulduğunu ve bölgenin uzun vadeli doğal turizm potansiyelinin yok edildiğini açıkladı. Kısa vadeli ekonomik kazanç uğruna uzun vadeli yaşam alanlarının risk altına sokulmasının, bölge halkı açısından temel bir soruyu kaçınılmaz hale getirdiğini ifade eden Ulutaş, “İnsanın yaşam kalitesini düşürerek elde edilen bu zenginlik kimin içindir?” sorusunu yöneltti.

Mevcut sistemde Türkiye’deki madenlerin önemli bir kısmının yabancı şirketler veya yerli-yabancı ortaklıklar eliyle işletildiğini hatırlatan Ulutaş, çıkarılan madenin oldukça sınırlı bir kısmının “devlet hakkı” olarak kamuya kaldığını, asıl büyük bölümün ve net kârların yurt dışına aktarıldığını bildirdi. Toprağımızdan çıkan zenginliğin bu şekilde dışarıya transfer edilmesinin; yerel halka ve ülkemize somut bir fayda sağlamayan, aksine doğayı geri dönülmez biçimde bozan sömürüye dayalı bir yapı ortaya çıkardığına dikkat çekti. Yer altı kaynaklarının yerine konulamayan ve tükenebilir varlıklar olduğunu belirten Ulutaş, madencilik politikasının sadece “yatırım çekmek ve üretim miktarını artırmak” üzerine değil; çevresel sürdürülebilirlik, yerel halkın rızası ve kamusal faydanın en üst düzeye çıkarılması üzerine yeniden tasarlanması gerektiğini vurguladı.

İnsan Merkezli Madencilik Zorunluluğu Doğdu

Burada temel meselenin “madencilik yapılsın mı yapılmasın mı” sorusu olmadığını, asıl meselenin bu faaliyetlerin nasıl yapıldığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zafer Ulutaş, uluslararası çevre standartlarına uygun, sıkı denetim mekanizmalarıyla kontrol edilen, su kaynaklarını ve ekosistemi koruyan bir madencilik modelinin mümkün olduğunu dile getirdi. Bunun için “önce insan ve yaşam” ilkesinin tüm ekonomik politikalara temel kılınması gerektiğini belirten Ulutaş, çıkarılan maden ne kadar değerli olursa olsun, insandan ve yaşam hakkından daha değerli olmadığını vurguladı.

Gümüşhane’de Risk Altındaki Yerleşimler Listelendi

Gümüşhane genelinde doğrudan etkilenme ve yok olma riski taşıyan başlıca yerleşim yerlerini sıralayan Prof. Dr. Zafer Ulutaş; Beytarla, Yaylalı, Demirkapı, Arpalı, Çamdibi, Köstere, Güvenli, Yalınkavak, Bahçelik, Gözeler, Işık, Boyluca, Karamustafa, Kocadal, Kabaköy, Yayladere, Kırıntı, İkisu, Olucak, Yitirmez, Aksu, Çamlıköy ve Bezendi köyleri ile Çamdibi Mahallesi’nin bu tehdit altında olduğunu açıkladı. Gümüşhaneli vatandaşların temel beklentisinin; doğal yapının, su kaynaklarının, yaylaların ve yaşam alanlarının kalıcı biçimde korunması olduğunu belirten Ulutaş, bu haklı talebin başta Gümüşhane milletvekilleri ve belediye başkanları olmak üzere tüm siyasi temsilciler tarafından kamuoyunda güçlü biçimde savunulması ve somut adımlara dönüştürülmesinin anayasal ve vicdani bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Sonuç: Yeni Küresel Gerçeklik ve Yerel Sorumluluk Hatırlatıldı

Dünyada kritik madenlere dayalı yeni bir ekonomik düzen şekillenirken bu sürecin, çevreyi ve yaşam alanlarını tahrip eden vahşi bir anlayışla değil, sürdürülebilirlik ve insan odaklı politikalarla yürütülmesi gerektiğini belirten Ulutaş, Gümüşhane özelinde temel sorunun açık olduğunu kaydetti: “Zenginlik mi korunacak, yoksa yaşam mı?”

“Gerçek kalkınma, yer altındaki zenginliği değil, yer üstündeki yaşamı korumaktır” diyen Prof. Dr. Zafer Ulutaş, gelirin büyük ölçüde yurt dışına aktarıldığı, yerel halkın ise çevresel risklerle baş başa bırakıldığı bir madencilik anlayışının sürdürülebilir olmadığını açıkladı. Madenlerin ülke içinde katma değere dönüştüğü, kazancın büyük ölçüde Türkiye ekonomisine ve yerel kalkınmaya geri döndüğü bir sisteme geçilmesinin zorunlu olduğunu aktaran Ulutaş, aksi halde kazancı uluslararası şirketlere, enkazı ise yerel halka bırakan bu sömürü düzeninde ısrar etmektense, ekosistemi korumak adına bazı alanlarda hiçbir surette üretim yapılmamasının çok daha rasyonel, milli ve kamusal açıdan tek doğru tercih olduğunu sözlerine ekledi.

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.