enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Tutar’dan 12 Mart mesajı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gümüşhane Merkez İlçe Başkanı Mehmet Kadir Tutar, üzerinden 53 yıl geçen 12 Mart Muhtırasının yıldönümünde bir açıklama yaptı.

Tutar’dan 12 Mart mesajı
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
13.03.2024 16:09
0
A+
A-

Yaşanan zorluklara dikkat çeken ve bu zorluklardan kurtulmanın yolunun Cumhuriyete sımsıkı sarılmak olduğunun altını çizen Tutar açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Muhtıralar demokrasiyi askıya alır. İnsan hak ve özgürlüklerini kısıtlar. Düşünmeyi sorgulamayı yasaklar. Bu düzeni sürdürebilmek için kolluk kuvvetlerini halkın üzerine sürer. Bir korku iklimi yaratır. İnsanlar haklarını arayamaz duruma gelir.

Bundan sonra devreye kişisel çıkarlarını devlet gücünü kullanarak korurlar. Haksız kazanç sağlayan tipler çoğalır. Bunlar iktidarla iç içe geçer.

Devlet kontrolü kaybolur. Sonra korku iklimine teslim olan halk pusar, siner. Devlet içine çöreklenen çıkar çevreleri devlet yönetimini ele alır. Nitekim ülkemizde bu durum on yılda bir tekrarlanarak bu günkü çıkmaza sürüklendi.

Devleti ayakta tutan bürokrasinin yetiştirildiği 3 okul vardı. Mülkiye: Adaleti sağlayan kişiler bu okullarda yetişirdi. Harbiye: Ülke savunmasında görev alan subaylar komutanlar bu okullarda yetişirdi. Ve Tıbbiye: Ülkenin sağlık sistemi de bu okullarda yetişen doktorlara ve hemşirelere emanetti.

Önce Mülkiyeye çalınan sınav soruları ile girdiler. Hak etmedikleri makamlara yerleştiler. Hakim oldular, savcı oldular, avukat oldular. Yargı makamlarını birer birer ele geçirdiler.  Sessiz ve derinden ülkenin hukuk sistemini çökerttiler.

Harbiye’ye alınacak öğrencileri de adaletsiz şekilde seçtiler. Devlete sadık,  cumhuriyet değerlerine bağlı komutanları kumpaslarla görevden aldılar,  itibarsızlaştırdılar, hapsettiler. Komuta kademesini çökerttiler. Kendi yandaş paramiliter gruplardan kendi çıkarlarını gözeten silik bir ordu kurdular, ülke savunma sistemini çökertip devletin bekasını tartışmaya açtılar.

Tıbbiyeler kapatıldı. Daha doğrusu pozitif bilimlere dayalı eğitim yapan okulları kapattılar. Öğretmenleri köylerden çektiler. Onların yerine imam ve müezzin yetiştiren okulları koydular. Tıbbi müdahale yerine hastalara dua etme, muska yazma ile iyileşme tavsiyeleri, alternatif tedavi diye otla, tohumla tedavi edilmeyi teşvik ettiler. Doktorları horladılar,  ücretlerini azaltıp çalışma şartlarını zorlaştırdılar.  Yurt dışına gitmelerini teşvik ettiler.

Giderlerse gitsinler diyerek itibar suikastına uğrattılar. Gidenlerin yerine hiçbir araştırmaya gerek duymadan Suriye’den gelen doktorları doldurdular. Oysa Atatürk ” Beni Türk doktorlarına emanet ediniz.” demişti. Aşı üretim merkezimiz Hıfzıssıhhayı kapattılar. İlk pandemi ve salgında da ülke sağlığının da korumasız kaldığı anlaşıldı.

Bütün bu olumsuz gelişmeler yaşanırken halkımız sessiz, tepkisiz kaldı. Cumhuriyet değerleri birer birer yok edilirken de sessiz ve tepkisiz kaldı. Cumhuriyet döneminin bütün birikimleri fabrikaları, limanları, madenleri, yolları köprüleri havaalanları, tarım arazileri, bankaları hazat mezat yabancılara, yandaşlara satılırken de sessiz ve tepkisiz kaldı.

 

Sonuç olarak 20-30 yıl önce ekonomik olarak, teknolojik olarak, yetenekli bilgili becerikli insan kaynakları olarak Almanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerle yarışırken, bugün Afrika ülkelerinin bile gerisinde kalan, Ortadoğu ülkelerini rol model alan, çağdışı bir hukuk sistemini ülkesine getirmek isteyen tipik bir üçüncü sınıf ülkeye dönüştük.

Bunun tek sebebi ulusumuzun “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. ” diye kendilerine verilen egemenlik haklarından feragat etmesidir. Atatürk ilke ve inkılaplarından uzaklaşıp, muasır medeniyetler seviyesine çıkma amacından vazgeçmesidir.  Ata’sının izinden ayrılmasıdır.

Bu sıkıntılı, tahrip olmuş durumdan kurtulmanın tek çaresi de Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkmaktır. Cumhuriyetin faziletine inanarak Cumhuriyete sahip çıkmaktır. Çare Atatürkçü sistemdir. Pozitif bilimler ile, matematik ile, fen ile, doğa bilimleri ile çocuklarımızı eğitmek, kendi öz dili, tarihi ve kültürü ile yetiştirmektir.

Gerisini bu ülküyle yetişen gençlik halleder. Cumhuriyet o zaman ilelebet payidar kalır. Muasır medeniyetler seviyesine çıkar. Ekonomimiz de, sanatımız da, sporumuz da, sağlığımız da, adaletimiz de savunmamız da teknolojimiz de gelişir, refahımız da artar. Onların muhtaç oldukları kudret yine onların damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Atatürk öyle söyledi ve O hiç yanılmadı, yanıltmadı.”

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.