enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
8,5492
EURO
10,0853
ALTIN
495,52
BIST
1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Gök Gürültülü
29°C
Gümüşhane
29°C
Gök Gürültülü
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Gök Gürültülü
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
29°C

Şehidimin Son Örtüsü Bayrağım-2

Şehidimin Son Örtüsü Bayrağım-2
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
0
A+
A-

Ölümü ölümsüzleştiren Çanakkale’ye, sebeplerin bittiği yerde sebepleri yaratana sığınmanın şahidi Boğaz’a, Seyit Onbaşı’nın kendini aştığı yamaca, dünyanın Düvel-i Muazzama”nın hevesini kursağında bırakan isimlerin meftun bulunduğu şehitliğe nazar ediyoruz. Sabahleyin munis görülen hava bir anda hırçınlaşıyor. Kararan gökler çok geçmeden ilk damlalarını toprakla buluşturuyor. Belli ki bulutlar Çanakkale şehitleri için yüreklerinde sakladıkları gözyaşlarını döküyor. Öte yandan şimşekler karşı cenahta yatan Anzaklara ve diğer mücrim mezarlara kaşlarını çatıyor. Gök kızıllaştıkça kızıllaşıyor; asuman adeta kan kırmızı bir renge bürünüyor. Güneş kırmızılığını şehit kanlarına değen ziyasından alıyor gibi… Toprağın altında sıcaklığını ve tazeliğini koruyan kanlar, göklere sirayet ediyor. Dağın bağrına koca harflerle yazılan bir dörtlük dikkatimi üzerine çekiyor:

“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.”

Bu dizeler iyiden iyiye sarsıyor beni… Destursuz bağa giren bir yabancı gibi hissediyorum kendimi. Demek ki bastığımız toprakların manevi ehemmiyetinden hakkıyla haberdar değiliz. Pamuk tarlasını andıran mermer taşlar bizi tefekküre davet ediyor. Eski hisarlık sırtında Ömer Kaptan Tepesi üzerindeki Şehitler Anıtı’nın manevi ihtişamı karşısında biz faniler küçüldükçe küçülüyoruz. Morto Limanı ile Çanakkale Boğazı’nın girişi arasındaki bu anıtın ihtişamlı görüntüsü zaferin büyüklüğünü tüm dünyaya haykırıyor. Sömürülen ulusların umutlarını artırarak mücadele güçlerini perçinliyor. Yekpare bronzdan yapılan direğin 25 metre yükseklikteki tepe noktasında dalgalanan şanlı Türk bayrağı bu toprakların tapusunun sonsuza kadar Türklerde kalacağını cihana haykırıyor.

Gelibolu’da hayat kabre, kabir hayata açılıyor. Nereye baksan bir şehitlik göze çarpıyor. Böyle bir manzara karşısında insan muhayyilesi darmadağın oluyor. Yürekteki medcezirler içimizdeki sevgi ve hoşgörü kumlarını hayat sahiline taşıyor. Şehitliklerin birinin bittiği noktada öbürü başlıyor. Her şehitlik bir liman, her kabir meçhule kalkan gemi hükmünde zihnimizde anlam buluyor. Faniler melek olup sonsuzluğa kanatlanıyor.

Eceabat’a 12, Gelibolu’ya 34 km mesafede ve yol üzerinde bulunan bin metrekareden fazla yüzeyi kapsayan, içinde kesme taştan yapılmış beş metre yükseklikte bir abide bulunan Akbaş Şehitliğine düşüyor yolumuz… Acıklı bir öykü bekliyor burada bizi…  Çanakkale Kara Savaşları’nda, 25 Nisan 1915 tarihinde, Arıburnu ve Anafartalar mıntıkasında ağır yaralanan askerlerimizi, İstanbul’da hastane haline getirilen Selimiye Kışlasına götürmek üzere Akbaş İskelesinde bekleyen “Halep” adlı gemi, İngilizler tarafından batırılmış; geminin personeliyle beraber ağır yaralı iki yüz Türk askeri şehit düşmüştür. Şehitler kanlı elbiseleriyle toplu olarak buraya gömülmüştür. Emperyalist Batının gerçek yüzünü gösteren bu hadise bize sessizlik içerisinde çığlık atarcasına ince ve manalı mesajlar veriyor.

Şehitlikler silsile halinde uzayıp gidiyor… İşte hemen önümüzde Kumköy Şehitliği… Onun da acıklı bir öyküsü var… Çanakkale muharebeleri sırasında Kumköy’de ikmal tesisleri bulunuyordu. Buradaki bir kuyu civarında askerler çamaşırlarını yıkarken uçaktan atılan bomba ile 72 er şehit olmuştur. Kumköy göletinin üzerinden geçtikten sonra sağ tarafa selvi ağaçları ile çevrili şehitlik görülmektedir. Bugün hâlâ kuyu mevcut ise de bombanın açtığı büyük çukur artık kapanmak üzeredir. Bu izlerin kapanması için yüz sene gerekmiştir.

Daha sonra yolumuz Anzak Koyu’na düşüyor. Bugün, yolu Gelibolu ve Eceabat’a düşen herkese tarihi Anzak koyuna uğramasını şiddetle öneriyoruz.  Muhteşem bir manzara ile birlikte Anzak ve Türklere ait onlarca şehitlik, yüzlerce tabya ve Atatürk’ün bu yabancı topraklar üzerinde son nefesini vermiş binlerce Anzak askeri için söylemiş olduğu sözlerin bulunduğu, o gözlerimizi yaşartan abideyi görmeden geçmemek gerekir. Savaşın da bir ahlakı olabileceği bu abidedeki ifadelerden kolayca anlaşılabilir. Bu abidede Atatürk’ün Anzaklara dair şu sözleri altın yaldızlı harflerle tarihin hafızasına kazınmıştır: “Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar, burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz; evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evladımız olmuşlardır.”

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.