Yazıya başlık olarak aldığımız çılgınlık; Türkçe bir sözcük. Davranışta aşırıya kaçmak anlamında kullanılır.
Çılgın davranışlar konusunda, bu satırların yazarı olarak da rastlıyorum, başkalarının bu konudaki şikâyetlerini de dinliyorum.
Kimi gençler, arabalarıyla ana caddeden geçerken, araçlarındaki teyplerinden ya da başka araçlardan hoşlarına giden şarkıların, türkülerin sesini sonuna kadar açıyor. Kimi vatandaşlar bu aşırı seslerden tedirginlik duyuyor.
Gençlerden bacıları, bu konudaki aşırılıklarını gecenin ilerleyen saatlerinde de sürdürüyormuş.
Bu davranış biçimi bir saygısızlıktır.
-Kime karşı saygısızlık?
-Kime olacak, birlikte yaşadığı kentin insanlarına karşı.
Bu saygısızlığı yapanların sayısı çok değildir. Devlet, aşırıya kaçan her vatandaşın başına bir polis memuru dikemez. Bu tür davranışlara halkın da tepki göstermesi gerekir. Ya da birilerinin, gündüz ya da gece bu saygısızlığı yapanların (yeri, saati ve tarihiyle) araçlarının plakalarını alarak, emniyete bildirirlerse, emniyette gereğini yapabilir.
Halkımızın bu tür yanlış davranışlarını ilgili makamlara arz etmek yerine, gazetelere bildirmeleri yanlış değildir ama doğrusu bizzat hak arama yoluna gitmeleri daha doğrudur. Çünkü gazetelerin, rahatsızlığı duyurmanın ötesinde bir yaptırım gücü yoktur.
Batılı ülkelerde yaşayan hemşehrilerimiz, yaşadıkları bölgelerde, başkalarını rahatsız eden davranışlar karşısında, tüm bireylerin tepkilerini anında gösterdiklerini belirtiyorlar. Anlaşılıyor ki, o yüzde ülkemizdekilere benzer, bireylerin hatalı davranışlarına pek rastlanmıyor oralarda.
Yine bir yakınımız anlatmıştı. Almanya da, bir tanıdığı özel arabasıyla konuğunu gezdiriyormuş. Araba meyve ikram edilmiş. Meyveyi yemiş, ellerini kâğıtla kuruladıktan sonra, ücra bir yerde kâğıdı arabanın camından atmayı düşünmüş, birden aklına Almanya’da olduğu gelmiş. Kâğıdı atmamış, elinde saklamış. Arabadan indikten sonra bir çöp kutusuna atmış.
batılı ülkelerde (Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da) bırakın yere çöp atmayı, arabanın içindeki müzik sesini, camı da aşarak dışarıya yansıtmak ne mümkün!…
Gümüşhane’de ve ülkemizde, başkalarını rahatsız edecek çılgınlıkların arkasını almak için, tüm bireylerin belli bir olgunluğa erişmesini beklersek, aradan uzun senelerin geçmesi gerek.
60 yıl önce Gümüşhane’de insanların kılıkları, kıyafetleri, şiveleri, bağıra bağıra konuşmaları, küfürleri, yerlere tükürmeleri, sigara izmaritlerini sağa, sola savurmaları bugün de var ama çok azaldı.6= yılda biraz iyileşme oldu. Dışardan bir tepki olmadığı sürece bir 60 yıl daha beklenebilir mi?
Demek ki, daha çok beklememek için, bireyler de yanlış yapanlara tepkisini gösterecek, kamu görevlileri de.
Aksi halde, bu çılgınlıklarla daha çok karşılaşmamız gerekecek!