Dünya’da ve Türkiye’de yaygın görülen ama yeterince tanınmayan HPV virüsü ve aşısı ile ilgili Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Seyhani Kalender gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.
Çoğunlukla cinsel yolla bulaşan ve insanların yüzde 80’inde bulunan Human Papilloma Virüs (HPV), yaygınlığına oranla en az tanınan hastalıklardan biri. HPV olarak bilinen virüs, meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser türü olan rahim ağzı kanserine neden oluyor. Virüse karşı kullanılan HPV aşısı, yüzde 90’a varan koruyuculuk sağladığı biliniyor.
Aşı, çocuk yaştan itibaren hem kadın hem erkeklere uygulanabiliyor. HPV aşısının yüksek fiyatlandırma politikası nedeniyle Türkiye’de yaygın bir şekilde kullanılamıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan HPV aşısının 790 lira 77 kuruş ücreti 09 Temmuz 2022 itibari ile 993, 28 TL’ye yükselmesinin ardından ulaşılabilir olması çok daha zor hale geldi.
Gümüşhane’de yaklaşık 20 yıla yakın bir süredir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan ve HPV virüsünün ciddi bir virüs olduğunun altını çizen Op. Dr. Hasan Seyhani Kalender, “HPV tıpkı dudağımızda çıkan uçuklar gibi bir mikrobun rahim ağzına yerleşmiş benzerlikteki bir virüstür. Dışarıdan bakıldığı zaman görülmeyen yaklaşık olarak dışarıdan içeriye doğru 10 cm ilerde rahimin başladığı noktadaki dokuyu enfekte eden ve bir kez bulaştığı zaman çokta çözümü olmayan bir virütik virüs enfeksiyonudur. Esası olarak uçuk enfeksiyonlarıyla çok benzeşiyorlar ve bu virüsün yaklaşık 150 civarı türü bulunmakta. Özellikle rahim ağzı kanseriyle ilişkili olduğu bilinen 16-18 ve 51 olarak adlandırılan 3 tane önemli türü vardır 18 ve 18 sekiz en tehlikeli türüdür. Bazı türleri sadece basit bir sivilce veya siğil yaparken bazı türlerinin ise rahim ağzı kanseri yaptığı biliniyor” diye açıkladı.
“HPV’nin bilinen bir tedavisi henüz yok ama bulaşmadan engellemenin yolu var”
HPV virüsünün herhangi bir muayene yöntemiyle ayırt edilmesi mümkün değildir ancak virolojik testlerle anlaşılabilir diyerek HPV virüsünün vücuda ne kadar sinsice yerleşebildiğine değinen Op. Dr. Hasan Seyhani Kalender, “Burada kritik olan şey kadın doğum kanserleri arasında ikinci sırada yer alan rahim ağzı kanserini engellemeye çalışmaktır. Çünkü biliniyor ki rahim ağzı kanserlerin hemen hemen tamamına yakını yani %97’si’nin altında HPV pozitifliği var. Yani HPV olmadığında insanlarda o virüs vücuda yerleşmediği sürece rahim ağzı kanseri görünmüyor o nedenle tedavi amaçlı müdahalelerde bulunulması gerekiyor. Bulaşmış ve vücuda yerleşmiş HPV’nin bilinen bir tedavisi henüz yok ama bulaşmadan engellemenin yolu var. Bir aşı yapıyorsunuz sıradan bir aşı programı gibi 0-1 ve 6. ayda 3 kez aşılama yapıldığında kişilerde kalıcı bağışıklık meydana geliyor. Böylelikle cinsel olarak aktif olduğu takdirde partnerlerinden bulaşsa bile bağışıklığı olduğu için herhangi bir şekilde HPV virüsünden zarar görmüyor ve asla ve asla denilecek kadar nadir rahim ağzı kanserine dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
“Bir anda bir kaç çeşit HPV tipiyle insanlar enfekte olabilir”
Bir kişi bir fazla çeşit HPV virüsü kapabilmesinin mümkün oluşuna değinen Op. Dr. Kalender, “HPV’den herhangi bir şekilde bir belirti sebebiyle şüphelenilmesi pek mümkün değil. Fakat çoklu partneri olan kişilerden şüphelenilebilir ama Smear testi (rahim ağzı (serviks) kanseri, rahim ağzındaki hücresel düzensizlik ve kanser öncüsü hücrelerin ve enfeksiyonların saptanmasında kullanılır) alınır ve virolojik testlerle karar verilir. Belki vajinal akıntıların artışı ya da ileri evrelerde rahim ağzı kanserine dönüyorsa dokunmakla kanayan ülser gibi gözüken rahim ağızları olabilir onun dışında direkt olarak herhangi bir belirtisi yok. Bazı HPV türlerinde genital siğiller meydana gelebilir fakat hepsi kansere dönüşmez ama bir anda bir kaç çeşit HPV tipiyle insanlar enfekte olabilir. Bu sebepten genital siğili olan hastalarda HPV’nin kansere dönüşen tipleri var mı diye mutlaka virolojik testlere bakılması uygun olur” dedi.
“HPV virüsü erkeklerde de kansere sebep olabiliyor”
HPV virüsünün yalnızca kadınların sağlığını olumsuz etkilemediğinin altını çizen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr.Kalender, “HPV virüsü erkeklerde de kansere sebep olabiliyor. HPV’nin hem kadınlarda hem de erkeklerde anüs (makat) kanseri, kolon kanserleri ve alt ucu kolon kanserleri ile ilintisi olduğu bilinmektedir. Erkeklerde de yine aynı şekilde direkt olarak bir şikâyet gözükmüyor, belki deride döküntü olabilir. Genelde erkeklerden yayılan bir virüstür bu sebepten erkeklerde de mutlaka aşılama yapılmalıdır” ifadelerine yer verdi.
“HPV aşısının bir yaş standardı yok”
Çocukluk çağında belli bi yaşına kadar 3 kere aşılama yapılsa her sene veya iki yılda bir kadınlarda Smear testi yapmak gibi bir gereklilik kalmaz ve maliyet açısından çok avantajlı olur diyerek önemli olan yaş değil virüs kapmadan aşılanmak olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Hasan Seyhani Kalender, “HPV bulaşmış kişilere kaç yaşında olursa olsun aşı yapmanın pek bir faydası görünmüyor. Çünkü bir defa bulaşmış ve vücut bu virüsle karşılaştığı halde cevap verememiş olduğu için başarı oranı çok düşüktür. Fakat 40 yaşına gelmiş ama daha önce hiç HPV virüsü bulaşmamış bir kişiye aşılama yapıldığında enfeksiyonla karşılaşsa bile korunma oranı yüksektir. HPV aşısının bir yaş standardı yok. Her ülkenin aşı takvimi farklı bu konuda bazı ülkelerde 6 yaş bazı ülkelerde 12 yaş sınırı var örneğin İngiltere’de 12 yaş itibariyle aşı takvimi oluşturuluyor. HPV yakalandığı an da yapılabilir evlenmeden önce de yapılabilir. Eğer çocuğunuzun sağlıklı bir yaşamı olsun istiyorsanız ileri yaşlarda kadın doğum kanserleri veya anüs kanserlerine yakalanması ile birlikte sağlığının kaybedilmesi istenmiyorsa ki son derece zorlu süreçleri olan hastalıklardır yaptırırsınız aşısını ve yüksek düzeyde çocuğunuz sağlığını koruma altına almış olursunuz” dedi.
“Avrupa ülkelerinde herkese zorunlu olarak HPV aşısı yapılıyor ve neredeyse yok edildi diyebiliriz”
HPV aşısının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmamasının ilerleyen süreçlerde maddi ve manevi zararının aşı maliyetinden çok daha büyük olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Seyhani Kalender, “Kan ve kan ürünleri olarak bilinen aşılar maliyetli şeyler ama biz önümüzde ki akut maliyeti yani kısa vadedeki maliyeti hesaplıyoruz 40-50 yıl sonra toplum sağlığının geleceği hesaplanmıyor. HPV aşısının gün geçtikçe artması Sosyal Güvenlik sistemiyle ilgili bir sorun. Bana kalsa bedava olmalı elbette ve zorunlu tutulmalıdır kişilerin tercihlerine bırakılmamalıdır. Çünkü HPV aşısının rahim ağzı kanserlerinin görülmesini neredeyse yok edeceği, kolon kanserlerinin alt uç kanserlerinin de neredeyse tamamını yok edeceği biliniyor o zaman neden yaptırmayasın ki? Türkiye’de suçiçeği, kızamık, difteri, kabakulak gibi hastalıklar nasıl yok edildiyse rahim ağzı kanseri de yok edilebilir bir şey aslında. Bir rahim ağzı kanserinin tedavisinin maliyeti ile en az 500 tane insanı aşılamak mümkün aslına bakıldığında. Türkiye’de insanlar zorunlu olan Ulusal Aşılama Takvimine dahil olan aşıları bile yaptırmıyor. Toplumumuzda sosyo-kültürel açıdan son derece bir yozlaşma var ve bu sorunlarda sonuçlarından birisi. Çok ciddi bir toplumsal bilinçlenme gerekmektedir. Avrupa ülkelerinde herkese zorunlu olarak HPV aşısı yapılıyor ve neredeyse yok edildi diyebiliriz” diye konuştu.
Haber: Zeynep KAYA