Gümüşhane Kahveciler, Otelciler ve Lokantacılar Odası Başkanı İbrahim Bektaş, kentin ekonomik çöküşüne dikkat çekerek hem bürokrasiye hem de siyasi yönetime sert eleştirilerde bulundu.
Bektaş, Gümüşhane’nin yıllar içinde “sessizliğe gömülen bir şehir” haline geldiğini belirterek, “Bir memleketin kaderi yalnızca coğrafi konumuyla değil, kaynaklarını nasıl kullandığı ve halkına nasıl sahip çıktığıyla belirlenir” dedi.
“Bir Zamanlar Umut Veren Şehir, Şimdi Sessizliğe Büründü”
Gümüşhane’nin doğası, insanı ve yer altı zenginlikleriyle bir dönem Karadeniz’in yükselen şehirlerinden biri olduğunu hatırlatan Bektaş, bugün gelinen noktada kentin ekonomik olarak nefes almakta zorlandığını ifade ederek, “Yıllar boyunca umut vaat eden bu şehir, artık kapanan işletmeleriyle, boşalan sokaklarıyla, memleketine küsen gençleriyle anılır oldu” Gümüşhane’nin sahipsizliğine vurgu yaptı.
“Madenler Var, Faydası Yok”
Kent ekonomisinin temel taşlarından biri olan madencilik faaliyetlerinin Gümüşhane’ye katkı sağlamadığını belirten Bektaş, “Gümüşhane adını gümüşten alır; madenlerle özdeşleşmiş bir şehiriz. Ancak bugün bakıyoruz ki şehir sınırları içinde faaliyet gösteren madenlerin işlenmesi il dışında yapılıyor” dedi.
Bektaş, çıkarılan altın ve değerli madenlerin başka şehirlerde işlenip oraların ekonomisine katkı sağladığını hatırlatarak, şunları söyledi:
“Altın bu topraktan çıkıyor ama kazancı başka yere gidiyor. Ne istihdam ne vergi ne de ekonomik getirisi bu şehre kalıyor. Madenin zahmeti burada, çevresel tahribatı burada ama getirisi başkalarına. Bu sistem düpedüz sömürüdür. Yer bizim ama değer başkasının. Bu nasıl kalkınma anlayışı?”
“Çağrı Merkezi Gitti, Umutlar da Gitti”
Gümüşhane’de geçtiğimiz yıllarda kapanan çağrı merkezine de değinen Bektaş, bu kurumun küçük bir yatırım olmasına rağmen onlarca gence iş kapısı olduğunu hatırlatarak, “Çağrı merkezi, üniversite mezunu gençlerimize memleketinden kopmadan geçim imkânı sunuyordu. Şimdi o bina boş, telefonlar suskun, umutlar ise göç yollarında. Bir şehrin geleceği gençlerine iş bulmasıyla şekillenir. Eğer genç işsizse, o şehir de geleceğini kaybetmiş demektir” diye konuştu.
“Üç Şehir Parasıyla Köyleşen Bir Memleket”
Son yıllarda Gümüşhane’ye aktarılan devlet kaynaklarının yanlış planlamalar nedeniyle kalıcı bir etki oluşturamadığını savunan Bektaş, “Evet, son yıllarda Gümüşhane’ye ciddi yatırımlar geldi. Ama ne sanayiye, ne üretime, ne de kalıcı istihdama dönüştü. Modern şehir görüntüsü altında yapılan projeler, ihtiyaçlara değil gösterişe hizmet etti. Üç şehir yapılacak parayla sadece bir ‘görüntü’ yaratıldı. Ne ticaret canlandı, ne nüfus arttı. Kendi kendimize köyleşmeyi reva gördük” ifadelerini kullandı.
“Gerçeklerle Yüzleşip El Birliğiyle Hareket Etmeliyiz”
Artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir vizyonun gerekli olduğunu vurgulayan Bektaş, “Madenler Gümüşhane’de işlenmeli, değeri bu şehirde kalmalı. Kapanan çağrı merkezi gibi düşük maliyetli, yüksek istihdam sağlayan işletmeler yeniden kazandırılmalı. Yatırımlar halkın önceliklerine göre yapılmalı, gösteriş yerine üretime odaklanılmalı. Gençlerimizin göçü durdurulmalı; onlar için iş, kültür ve yaşam alanları oluşturulmalı” şeklinde konuştu.
“Bu memleketin kaderi değişebilir” diyen Bektaş, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Ancak bunun için önce gerçeklerle yüzleşmemiz, sonra da el birliğiyle hareket etmemiz gerekiyor. Gümüşhane’nin altını başkalarının kasasını doldururken, bizim elimiz boş kalmasın. Unutmayalım, toprağımız zengin ama onu değerlendirecek vizyon eksik.”