Üç keşişin bin yüz otuz beş yıl önce yaptıkları Meryem Ana Manastırı harabeye döndü.
Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Büyükçit köyü sınırları içerisindeki bin 133 yıllık Meryem Ana Manastırı harabeye döndü.
Köyden geçen Çit Deresinin sol tarafındaki yamaç üzerine 890 yılında, bir diğer kaynağa göre 900 yılında Theotokos Meryem adına, üç keşiş tarafından çevresi surlarla çevrili Meryem Ana Kilisesi kurulduğu belirtilmektedir. Daha sonra 1830 yılında ikinci kez inşa edilen kilise, 1870’lerde okul olarak kullanılmış ve 19. yy. Trabzon Komnenos Krallığı döneminde onarılmıştır.
Meryem Ana Manastırı yüksek duvarlarla çevrili bir avlunun içerisindedir. 80 m x 40 m ölçülerindeki bir alan üzerine kurulmuş ve etrafı duvarla çevrilmiş, ortasına kilise yerleştirilmiştir. 12,50 x 8,60 metre boyutlarındaki kilise üç nefli bazilikal planlıdır. Girişleri mermer malzemeden olan kiliseye batı ve güneybatı köşelerinden iki kapıyla ulaşılmaktadır. Yapının üst örtüsü ve kiborion girişi yıkılmıştır. Üçlü apsisin her birinde birer pencere bulunmaktadır. Kilisenin beşik tonoz örtüsü tamamen yıkılmıştır. Kilisede yer yer basit tarzda bezemeler ile asma dalı ve üzüm salkımı işlendiği görülmektedir. Kilisenin doğu kesiminde bir şapel, kuzeydoğu köşeye yakın bir yerde de sarnıç bulunmaktadır.
Manastırda her pazar günü onlarda kuplu kazanlarda yemekler pişirilir, çevre köylerdeki Rumların yanı sıra yemeğe Müslümanlar da davet edilirmiş. Surların dışında kalan dar ve az olan araziler bostan olarak kullanılır sebzeler yetiştirilirmiş.
RUMLAR GİDERKEN AĞLAMIŞLAR
Türkler ve Rumlar aralarında bir sorun olmadan iyi komşuluk ilişkileri içerisindeymiş. Kurtuluş Savaşı sonrası yapılan mübadele sonrası Rumlar, Yunanistan’a göç ederken ağlamışlar, gitmek istemediklerini söylemişler. Hatta daha da ileriye giderek Torul ilçe merkezinde Hükümet Konağı önünde toplanarak gitmek istemediklerini yetkililere iletmiş ancak bir sonuç alamamışlar.
ÖNCE CEHALETİN SONRA DEFİNECİLERİN HIŞMINA UĞRAMIŞ
Rumların gidişinden sonra Meryem Ana Manastırı köylülerin hışmına uğramış, kendilerine yararlı olanları söküp almışlar. Hatta manastırın duvarlarında bulunan mermer taşları sökerek köylerine taşımışlar. Köylülerin hışmından sonra ikinci saldırı da defineciler tarafından yapıldı. Defineciler bin 133 yıllık manastırı delik deşik etmişler. Bugün büyük bir viraneye dönen manastıra Çit Deresi üzerine yapılan iki kemer köprüden ulaşılıyor.
Haber: İbrahim Özdemir