enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
32,9461
EURO
35,3515
ALTIN
2.455,16
BIST
10.679,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Hafif Yağmurlu
17°C
Gümüşhane
17°C
Hafif Yağmurlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C

Atatürk ve İstiklâl Marşı

16.11.2023 14:43
0
A+
A-

Marşlar milletlerin bağımsızlık simgelerinden birisidir. Kendi başına yaşayan ve özgürlüğünü dünyaya ilan eden devletlerin hemen hepsinin bir millî marşı vardır. Bu şiirlerin içeriği, milletlerin geçmişlerinden izler taşır. O ülke sınırları içerisinde yaşayan insanlar, marşlarından güç alarak geleceği şekillendirirler.

Türk milleti dünya milletleri nezdinde bağımsızlığına düşkünlüğüyle tanınmaktadır. Esaret içerisinde yaşamaktansa ölmeyi tercih eden bir milletin evlatlarıyız. Binlerce gencin, henüz ömürlerinin baharında vatan için ölmelerini ancak bu hasletimizle izah edebiliriz.

Ülkemizin kurtuluşuna vesile olan Atatürk’ümüz özgürlük ve bağımsızlığı bütün maddî ve manevî kıymetlerin üstünde görmüştür. Onun bu husustaki sözleri bu konuda bize yeterince fikir vermektedir. Bunlardan bazılarını dikkatinize sunmak istiyorum:

“Millî egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar.”

“Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiînden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.”

“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.”

“Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.”

“Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.”

Bilindiği gibi İstiklal Marşı 12 Mart 1921’de Mecliste müzakere edilip, zamanın Millî Eğitim Bakanı (Maarif Vekili) Hamdullah Suphi Bey tarafından meclis kürsüsünden tekrar tekrar okunmuş ve ayakta alkışlarla kabul edilmişti.

İstiklâl Marşı mecliste oybirliğiyle millî marş olarak seçilip kürsüden üç kez okunduğunda Atatürk Cumhurbaşkanı olarak devletin en üst makamında bulunuyordu. Bu tarihî süreç hep onun kontrolünde geçmiştir. Bu konuda zamanın Millî Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver’i tam yetkili olarak görevlendirmiştir. Tanrıöver’in millî marş konusunda Atatürk’le istişare içinde olduğunu söylemeliyiz.

Daha sonra marşın bestelenmesi için, Ankara’da bir komisyon kurulmuş, bestelenecek mısraları seçilerek ilân edilmişti. Komisyonun çalışmalarını yakından takip eden Atatürk, bu seçimi uygun bulmamıştı. İstiklâl Marşının uzun olmasında mutabakatını söyleyerek okunduğu ve çalındığı zaman, herkesin uzun uzun ayakta tutulmamasının elbette uygun olmadığını, ancak marşın istiklâl davamızı anlatışı yönünden, büyük manası olan, bilhassa şu mısralarının marştan çıkarılmasının doğru olmadığını söylemiştir:

“Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet
Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl”

“— Benim bu milletten daima hatırlamasını istediğim vecizeler, işte bunlardır” demiştir. Cumhuriyetin 15. yıl şenlikleri yapılırken, takatsiz yattığı Dolmabahçe Sarayı’nın önüne gelen bir vapur dolusu gençlik, İstiklâl Marşı’nı söylüyordu. Atatürk, büyük bir içtenlikle dinlemiş ve hazin hazin gülümseyerek:

“— Beni çağırıyorlar, seviniyorlar, sevinecekler tabii, sevinmekte haklıdırlar, on beş yıl Cumhuriyet… Bu sevinilecek neticedir, demiştir.”

Atatürk’le Mehmet Akif milletimiz için iki sembol isimdir. Atatürk millî mücadelede canını dişine takarak ve korkuyu defterinden silerek var gücüyle mücadele etmiştir. Mehmet Akif ise bu büyük davaya kalemiyle katkıda bulunmuştur. Sonuçta her ikisinin yaptıkları da tarihe mal olarak hayatımızın dönüm noktaları arasındaki yerini almıştır. Bu iki yürekli insan, vatan sevgisini yüreklerinin ta derinliklerinde hissederek üzerlerine düşen görevleri fazlasıyla yerine getirmişlerdir. “Kalem kılıçtan üstündür” sözü sanki bu güzel ve anlamlı marşı bize armağan eden Mehmet Akif’i anlatmak için dile getirilmiştir.

Mehmet Akif Ersoy, Arnavut kökenli bir müslümandı. Fakat o kendini, içinde yaşadığı ülkesine ve bağımsızlık mücadelesine adamıştı. Irkı ne olursa olsun insanların; ekmeğini yediği, suyunu içtiği ve havasını teneffüs ettiği milletine karşı vefalı olması gerekir. Akif bu vefayı gösteren ender insanlardandır. İstiklâl Marşı’ndaki ifadeler buna delildir. Marşın içeriğindeki dinî ve millî duygular üst düzeydedir. Dinî ve millî motiflerin ağırlıkta olduğu böyle bir şiirin Atatürk tarafından kabul görmesi, Akif’in yazdığı marşı beğenip benimsemesi onun ne derece inançlı ve maneviyat sahibi bir lider olduğunu gösterir.

Bilindiği gibi İstiklal Marşı yazılırken ülkemizin kritik noktaları işgal altındaydı. Yarınların akıbeti bilinmiyordu. Fakat Akif, milletine ve ordusuna inanmış ve şiirini bu kararlıkla ortaya koymuştur. Bu kararlı tavır, güvenin ve inanmışlığın bariz ifadesidir. Sözlerimi Akif’in İstiklâl Marşı’nda dile getirdiği ve Atatürk’ün çok sevdiği, tabir caizse doyamadığı ve söylerken heyecana kapıldığı şu dörtlüğüyle tamamlamak istiyorum:

“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır; hakka tapan, milletimin istiklâl.”

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.