enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
7,4642
EURO
9,0240
ALTIN
438,14
BIST
1.524
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Kar Yağışlı
5°C
Gümüşhane
5°C
Kar Yağışlı
Pazar Karla Karışık Yağmur
6°C
Pazartesi Kar Yağışlı
1°C
Salı Soğuk
-2°C
Çarşamba Soğuk
-2°C

Uğur Şahin Ve Özlem Türeci

0
A+
A-

Birkaç gün önceydi. Kış mevsiminin Bozdağ’ın zirvelerinden Eskişehir’e göz kırptığı soğuk bir sonbahar günüydü.

İlaç almak için mesai arkadaşım Muharrem ile birlikte Odunpazarı Eczanesinden içeriye girdik.

Bizleri hep sıcak tebessümü ile karşılayan Eczacı İhsan Özel ağabey oturduğu koltuktan kalkıp sosyal mesafeyi gözeterek yanımıza geldi.

Gönül selamı ile birbirimizi selamladıktan sonra e-reçete şifresi yazılı kâğıdı çalışanlara uzatıp İhsan ağabeyle ayaküstü sohbete daldık. Uzun bir aradan sonra ilk kez bir birimizi görüyorduk.

İhsan abiyi tanıyanlar bilir; Eskişehir’de eczacılığının yanında naif, hürmetli, geniş gönüllü, yardımsever, güleç yüzlü cemiyet insanıdır. Yılların verdiği tecrübe ile duruşunda, bakışında ve davranışlarında belli eder kendini. Gönül dostudur. Severiz birbirimizi.

Sohbet esnasında köşe yazılarımı takip ettiğini belirterek heyecanla cebinden çıkardığı cep telefonunu açtı. İçimden galiba bize önemli bir şeyler gösterecek dedim.

Öylede oldu.

Telefonunda aradığını birkaç saniye içinde bulunca tebessümü ve heyecanı yüzüne ve sesine yansıdı: ”Hüseyin bey! Bu resim covid-19 aşısını Almanya’da eşi Dr.Özlem Türeci hanımla birlikte bulan Prof.Dr.Uğur Şahin beyin küçük yaşta ailesi ile birlikte çekildikleri bir resim. Bir arkadaşım gönderdi bana. Bakar mısın? Beni çok etkiledi.”

Telefon ekranındaki fotoğrafı iyice büyüterek anlatmaya devam etti. Söyledikleri etkileyiciydi: “Bak şu en sağdaki çocuk Prof.Dr. Uğur Şahin hoca. Yanında ki ayağında çorabı delik olan kız kardeşi. Oda şimdi moda tasarımcısı. Hemen yanındaki kardeşi ise diş hekimi olmuş gurbet ellerde. Almanya’da….”  

Eczane içinde, kirpiklerimiz arkasına saklanan yaşları akıtmamak için duygu dolu gözlerle bir birimize baktık.

Dünyanın umudu haline gelmiş aşıyı bulan bir Türk bilim insanına ait ilk kez gördüğüm resim ve resimdeki masumiyet dolu yüzler beni çok etkiledi.

Bir Türk evladının çocuk yaşta gittiği Almanya’daki üstün başarısı ile gözlerimiz doldu.

Sohbetimizin devamında İhsan abinin ağzından duyduğum aşı temini ile ilgili şu cümleler göz pınarlarımızı yeşertti.

”Türkiye Cumhuriyeti ve Almanya hükümeti bizimle görüşsün. Onlara kontenjan ayıracağız. Diğerleri şirketimizle görüşüp aşı siparişi verebilirler.”

Helal olsun. Son aldığımız bilgiye göre Türkiye’ye ilk etapta 1 Milyon doz aşıyı göndereceğini söyledi.

Dünyanın  ümitle beklediği aşı için gelişmiş ülkeler milyar dolarlık bütçeler ayırırken içimize su serpen bu açıklama aşının mucidi Prof.Dr.Uğur Şahin’dendi.

Türkiye doğduğu vatan toprağı. Almanya doyduğu ve kendisine her türlü imkânı sağlayan onu bugünlere getiren ülke.

Bu davranışıyla vatanına bağlı vefalı bir Türk evladı olduğunu da tüm dünyaya göstermiş oldu.

İlaç almak için gittiğim eczanede gördüklerim hem heyecan hem de buruk bir sevinç yaşattı bana.

Düşündüm…Aziz Sancar’dan sonra bir Türk bilim insanının bu başarısı kendi öz yurtlarının Km.lerce uzağında olması buruk sevincimin kaynağıydı.

İhsan ağabeyden müsaade alarak aşı konusunu bu haftaki köşemde yazma sözü vererek ayrıldım eczaneden….

Eve gelip bilgisayarın karşısına geçince yerli ve yabancı kaynaklardan aşıyı bulan bu kıymetli bilim insanlarını detaylıca araştırmaya başladım.

Gördüm ki bugünlere hiç kolay gelmemişler Uğur ve Özlem çifti. Başarıya giden yolda evleri ile laboratuvarları arasında geçen bir ömür.

Ülke olarak bu çiftin gelişiminde hiçbir katkımız olmasa da gurur kaynağımız oldular.

Şöyle ki…

Baba Almanya’ya işçi olarak 1975 yılında eşini ve dört çocuğunu da Düsseldorf’a getirmeye karar vermiş. Bir erkek ve bir kız çocuklarını ise köyde bağa bahçeye ve ev işlerine bakmaları için Aksaray’da bırakmışlar. Anne, hemen geri döneceklerini söylese de Almanya hikâyesi bir ömür boyu sürmüş…

Anne bir süre sonra mutfakta yardımcı elaman olarak çalışmaya başlamış ve 1980 yılında diğer çocuklarını da yanlarına aldırmış. Çocuklar orada eğitim görüp meslek sahibi olmuşlar.

Baba 2002 yılında anne ise 2017 yılında hayata veda etmiş. Geriye hatıralar ve ailenin Düsseldorf’a geldiği ilk hafta yeni evlerinde çekilen bu güzel fotoğraf kalmış.

Bugün tüm dünyanın merakla beklediği Covid-19 aşısını bulan alman Biontech şirketini eşi ile birlikte kuran Türk bilim insanı. Ki bu şirketin değeri bugün 20 Milyar doları geçtiği söyleniyor.

Fabrikada çalışan bir işçi ailesinin çocuğunun, göçmen olarak büyüdüğü topraklarda bugün o ülkenin en zengin insanları arasına girebilecek başarıyı göstermesinin tarifi yok.

Yıllardır kanser tedavisi için uğraş verdiği laboratuvarında bu aşı için 400 kişi çalışıyor. Bir yıl önce tıp kongresinde böyle bir aşı için çalıştığını belirtti. Eşi Özlem hanım bir mülakatında balayına gitmeyerek “düğün günümüzde bile laboratuvarda çalıştık” demiş. Başarı kolay elde edilmiyor sevgili okuyucular.

Düşünüyorum da ne olursa olsun sonuçta bir Türk evladı buldu aşıyı. Ama başka ülkede. Güzel ülkemde imkân olmaması, ne kadar zeki, çalışkan insanımızı yabancı ülkelere kaptırıyoruz.

Son günlerde “Z kuşağı” olarak tanımlanan gençler üzerinde yapılan ankette yurt dışında okuyup bu ülkelerde çalışmak isteyenlerin oranı azımsamayacak derecede.

Bilim insanlarımızın Türkiye’de değil de Almanya’da olması ve onlara sağlanan eğitim ve imkânların neticede insanlığa faydalı çalışmaları ortaya koyabiliyorlarsa herkesin şapkasını önüne koyup kendisini sorgulaması gerekiyor.

Türkiye’de olsaydı belki de sunduğu proje önerileri belki de TÜBİTAK tarafından reddedilecekti, kendisi de bir üniversitede zamanının yüzde doksanını öğrencilere ders anlatmakla, saçma sapan idari ve bürokratik işlerle ya da verimsiz toplantılarla harcayacaktı, kıt kanaat geçinecekti.

Dünyanın en genç Kimya dalında Profesörü olan Oktay Sinanoğlu buna en güzel örnektir. İlgi duyan okuyucular merhum Sinanoğlu’nun hayat öyküsüne internetten bakabilirler.

Daha niceleri …

Bugün benzer bir aşı üreten şirketi Türkiye’de kurmak isteseniz ödeyeceğiniz vergiyi, alabileceğiniz hibeyi biliyor musunuz? Veya benzer eğitimi çocuğunuz Türkiye’de alsın isterseniz daha ana sınıfından itibaren nasıl bir maddi yatırım yapmanız gerekir, biliyor musunuz?

Evet…Bu iki bilim insanımız gece gündüz çalışarak maske ve mesafeden bizleri kurtarmaya yönelik buldukları aşıyla insanlığa umut oldukları için minnettarız.

Artık ülkemizde liyakat ekseninde, bilimin ışığında, Atatürk ilkeleri doğrultusunda sadece onu sözde değil de özde de anlayarak yaşasaydık bugün içimizdeki Aziz Sancarlar, Uğur Şahinler,Özlem Türeciler kendi ülkelerinde bunları başarabilirlerdi ve onlar gibi niceleri çıkardı.

Ne diyelim…Onlar dünyaya Türk ismini duyuran vatansever insanlar. Yüreklerinde vatan, kalplerinde bayrak sevdası olan iki onurlu insan. Gurur duy Türkiye’m…

Aşı dağıtımında ABD, Rusya hatta Fransa’ya karşı önceliğimiz Türkiye diyen koca yüreklere selam olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.