enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
7,4023
EURO
8,9897
ALTIN
445,26
BIST
1.579
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Çok Bulutlu
0°C
Gümüşhane
0°C
Çok Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
-1°C
Cumartesi Az Bulutlu
4°C
Pazar Az Bulutlu
6°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
7°C

“Son İyi Şeyler”i Yapıp Giden Bir Kalem Mücahidi: Ahmet Kekeç-5

0
A+
A-

Ahmet Kekeç gündemin nabzını tutan iyi bir köşe yazarıydı ama köşeyi dönenlerden değildi. Yazar Ahmet Mercan bakın onu ne güzel anlatmış: “Sessiz bir gemi gibidir. Hatta içinde yangın çıkan, dışarıdan anlaşılmayan sessiz bir gemi gibidir. Hayatı ayrıntıdan, ayrıntı sanılandan sezinler. Bundan ötürü de hayatın bedelini en yüksek kur’dan öder.”

Ömrünü “muhalif yazar” damgasını taşıyarak geçiren merhum Ahmet Kekeç, Türkçeye hakim, iyi bir kalem erbabı olmasının yanında, çok da iyi bir hatipti. Gündemi çok iyi takip eder, zamanın nabzını tutardı. Özellikle muhafazakâr televizyonların aranan yetkin yorumcusuydu. “Yandaş gazeteci, yandaş yazar” damgası yese de o buna aldırmaz, ironili bir şekilde “Ben kırk yıldır aynı şeyleri söylüyorum, iktidar bana yandaş oldu” derdi.

Merhum Ahmet Kekeç, tabir caizse bir CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu uzmanıydı. Bu partinin yerli ve millî olmayan düşüncelerini sert bir dille eleştirirdi. Bu konulardaki yazılarını toplasanız rahatlıkla bir kitap olur. Sağ partiler onun görüşlerinden yola çıkarak (faydalanarak) iktidar olsa da o hiçbir zaman körü körüne hareket eden sığ bir partizan olmadı. Takım tutar gibi parti tutmadı. Uygulamalarını beğenmediği her partiyi hırpaladı.

Ahmet Kekeç; son nefesine kadar milleti için çalıştı, milleti için konuştu, milletinin hissiyatına tercüman oldu. En zor zamanlarda bile elif gibi dik durdu. Dünyevî menfaatler için virgül gibi eğilmedi. Hakikatten sapmadı. Yalanın krallarına değil, mutlak hakikatin kurallarına tabiydi. Onun içindir ki dünyada evlâtlarına bırakacak mirası olmadı. Zaten mal sahibi olmayı hiç düşünmedi. Arkadaşları saray yavrularında otururken o, bu yaşına kadar hep kiralık evlerde oturdu. Çünkü dünyayı, ebedî hayata giden süreçte bir ara hayat olarak gördü. Ona göre bu yalan dünyanın malı mülkü, köşkleri ve sarayları ancak bir oyundan, eğlenceden ve oyalanmadan ibaretti. O; ebedî olana, yani ahirete (cennete) yatırım yapmayı tercih etti.

Sadece inançlı kesimlerin değil, susturulmak ve pusturulmak istenen bütün kitlelerin son perdeden çıkan güçlü avazıydı Ahmet Kekeç. Çünkü haksızlık kime yapılırsa yapılsın neticede insan hakları ihlâliydi. O, mağdurların sesini duyurmakla vazifeliydi. Bu yüzden hakikat duygusunu ve vicdanını kaybetmemiş her çevreden seveni ve okuyucusu vardı.

İlhâmını İslâm’dan alan Kekeç, bir sırat-ı müstakim ve istikamet insanıydı.

Ömrünü kaleme ve kelâma vakfeden, bu milletin gür sesi olan Ahmet Kekeç, tabir caizse, hep mayınlı arazilerde dolaşırdı. Kimsenin konuşmak istemediği, daha doğrusu konuşmaya cesaret edemediği meseleleri açık yüreklilikle konuşur, yorumlardı. Yani o, fincancı katırlarını ürkütmekten çekinmezdi. Zira onun hesap kitap yapma, dünyevî menfaatleri önceleme gibi bir derdi yoktu. Yani eyvallahı olmayan adam gibi bir adamdı.

Merhum yazar Ahmet Kekeç bir ömür (59 sene) bilfiil hakikat peşinde koştu. Hiçbir zaman durumu idare etmeyi düşünmedi. Ne bildiyse dobra dobra konuştu. Kimsenin adamı olmadı. Daima Allah’ın adamı (İslâm’ın neferi) olmaya gayret etti. Durumdan vazife çıkarmadı. Millî ve manevî meselelerde ne gerekiyorsa, hiç geciktirmeden onu yaptı.

Bir istikamet sembolü olan Ahmet Kekeç yaşadıkça Hakk’ın ve hakikatin sözcülüğünü yaptı. Küfrün çukurlarından uzak yaşadı. Sağlam zeminde durdu. O zemin on dört asırdan beri hiç değişmeyen İslâm’dı. O, kendini İslâm’ın hizmetkârı ve neferi olarak görüyordu.

Merhum Kekeç; Ali’nin külâhını Veli’ye, Veli’nin külâhını  Ali’ye giydirmedi. İnsanlara evvelâ insan olduğu için değer verdi. Kendi sonunu düşünmeksizin hayata ve hadiselere hep hakikat penceresinden baktı. Değerlerine saldırmayan hiç kimseyi incitmedi.

Merhum Ahmet Kekeç hep hayatın içinde; hatta tam da merkezindeydi. Ahmet Mercan’ın “Üsküdar’da yazısını yazar, Fatih’te çayını içer, Beşiktaş galip gelince sigarasını keyifle tellendirir” sözlerinden Ahmet Kekeç’in iyi bir Beşiktaş taraftarı olduğunu anlıyoruz.

Hayat herkes için zorlu bir imtihandır. Ergenlik çağında başlayan bu kulluk sınavı son nefesimize kadar sürüp gider. Neticede iyi amel edenler cenneti, kötü amel sahipleri de cehennemi hak eder. Önemli olan, arkamızda hayırla anılacak bir isim ve hatıra bırakmaktır.

Düşünüyorum da, bir zamanlar Müslümanlara yapılmadık kötülük bırakmayan 28 Şubatçılar ve onların şahsında bütün hak ve hakikat düşmanları ne elde etti? Onların adlarını kim hatırlıyor ki? Hepsi de tarihin çöp sepetine atıldılar. Üstelik henüz Allah’a verilmemiş çok zor hesapları var. Değer miydi bunca zulme ve işkenceye? Değer miydi insanlıktan çıkmaya?

Bu ülkenin değerlerini ve değerlilerini ötekileştirenlerin ve onlara baskı uygulayanların bir kısmı dünyalarını değiştirdi, bir kısmı da değiştirme arifesindedir. Bu millet onları şirret yüzleriyle hatırlayacaktır. Merhum Ahmet Kekeç’i de rahmet ve hürmetle…

Kimin ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini Rabbimizden başka bilen yoktur. Bir anda kendimizi o taht misali musalla taşında bulacağız. O zaman iş işten geçmiş olacak. Yaklaşık bir seneden beri dünyayı kasıp kavuran korona virüs (kovid 19) nedeniyle hayatını kaybeden gazeteci-yazar Ahmet Kekeç, daha önce iki kez kanser, bir kez de verem  tedavisi görmüştü. Kekeç, 16 Kasım’da İstanbul’da Eyüp Sultan Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Eyüp Sultan Mezarlığı’nda toprağa verildi. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.