enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp gümüşhane gümüşhane haberler
DOLAR
7,3943
EURO
9,0076
ALTIN
440,68
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Gümüşhane
Sisli
2°C
Gümüşhane
2°C
Sisli
Cumartesi Parçalı Bulutlu
2°C
Pazar Parçalı Bulutlu
5°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
5°C
Salı Parçalı Bulutlu
7°C

“Son İyi Şeyler”i Yapıp Giden Bir Kalem Mücahidi: Ahmet Kekeç-2

0
A+
A-

Merhum Kekeç, başta sağlık sorunları olmak üzere, hiçbir zaman kendi derdini dert edinmedi. Kendini hep ilgi alanı dışında tuttu.Yaşadığı sıkıntıları bir imtihan sırrı olarak gördü ve bütün olumsuzluklara “eyvallah” deyip geçti. Hiçbirini kafasına takmadı. Fakat söz konusu memleket olunca işte ona asla göz yummadı; kalemiyle ve kelâmıyla her zaman memleketinin âli menfaatlerini savundu. Yeri geldi bir aslan gibi heybetlice kükredi.

Merhum Ahmet Kekeç, 15 Temmuz’da ülkeyi felâkete sürüklemek isteyen FETÖ’yle mücadeleyi kendisine şiar edindi. Bu konuda bildiklerini ülke insanıyla paylaştı. Bölücü hainlerin ipliğini pazara çıkardı. Bu şebekenin her zaman karşısında durdu. Hiçbir şeyden çekinmeden FETÖ’yle ilgili onlarca yazı kaleme alarak bildiği hakikatleri ayan beyan eyledi.

İyi bir gazeteci olan Kekeç, haberin kokusunu ve dokusunu çok iyi idrak eden usta bir yazardı. Sol kesimin terminolojisiyle söylemek gerekirse o bir basın emekçisiydi. Birçok gazetenin ve derginin sayfa sekreterliğinden editörlüğüne, servis şefliğinden genel yayın yönetmenliğine kadar her aşamada ve kademede vazife görmüş tecrübeli bir isimdi.

Ahmet Kekeç için “Keşke daha çok öykü yazsaydı.” diye hep hayıflanmışım.

Ahmet Kekeç, eline kalem yakışan bir söz erbabıydı. Her an emrine amade olan kelimeler onun kaleminin ucunda adeta kanatlanırdı. Hakikatin yankısını yansıtan cümleler adeta sular seller gibi akardı yazılarında. Bu yüzden hiçbir ifadesi zorlama izlenimi vermezdi okura. Onun edebiyatçı yönünü en güncel yazılarında bile görmek mümkündü. Çünkü kurduğu cümlelerde dile hakimiyeti ayan beyan belli oluyordu. Onun için “Keşke daha çok öykü yazsaydı, keşke hep edebiyat dairesi içerisinde kalsaydı” diye hep hayıflanmışım. O, kendini edebiyata verebilseydi gelecekte çok büyük bir hikâyeci ve romancı olarak anılacaktı. Peşinden birçok edebiyat heveslisi yürüyecekti. Kendi edebiyat ekolünü ve bu ekole tabi edebî muhitini oluşturacaktı. Zira kendine özgü hoş bir üslûbu vardı.

Ahmet Kekeç’in söz kudreti üst düzeydeydi. Onun edebiyat dışı yazıları da alanında çok mühim hizmetler ifa etse de o sanki öykü yazmak için doğmuştu. Gazetecilik ve köşe yazarlığı onun tercihi değildi; geçimini temin etmek için bir mecburiyetti. Zira öykü ve roman karın doyurmuyordu. O bir aile reisiydi. Zengin olma hevesi olmasa da sorumluluğunu omuzlarında taşıdığı evlât u iyal vardı. Evde eş ve çocuklar ekmek beklerdi. Tüm bu endişeler ve mecburiyetler onu edebiyat dairesinden koparıp çok da benimsemediği gazeteciliğe yöneltmişti. Bu alanı kendi tercih etmese de kısa zamanda bu sahada da başarılı olmuş, düşünceleri ciddiye alınan, parmakla gösterilen bir gazeteci ve köşe yazarı konumuna yükselmişti. Çünkü onun yazdıkları dudak ucundan söylenen sözlerden ibaret değildi. O, yaşadıklarını ve yaşatmak istediklerini kalemine dolamıştı. Sözün tesiri samimiyetindeydi.

“Son İyi Şeyler” aslında ilk iyi şeylerin habercisiydi.

Ahmet Kekeç, 1980 sonrası öykücülüğümüzün önemli simalarından biriydi. 1985 yılında yayımladığı “Son İyi Şeyler” hikâye kitabıyla bu alana hızlı bir giriş yapmıştı. Bu kitaptaki hikâyeler hiç de ilk eserini veren bir yazarın ürünleri izlenimini vermiyordu. Çünkü hepsi de, edebî anlamda kalburüstü, nitelikli ve derinlikli metinlerdi. Bu yönüyle söz konusu kitap “Son İyi Şeyler” değil, aslında ilk iyi şeyler izlenimi veriyordu nitelikli okura.

Yazarın Diğer Yazıları
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.